Bir devrimci olarak Alexander Bogdanov ve icatları yüzünden ölen mucitler

Endüstriyel uygulamalarına merak salan Thomas Midgley, havacılığın öncülerinden Otto Lilienthal, Uçan Terzi olarak tanınan Avusturyalı Franz Reichelt, Lenin’in kız kardeşinin de aralarında bulunduğu pek çok kişiye kan nakli gerçekleştiren Rus fizikçi, filozof, ekonomist, bilim kurgu yazarı ve devrimci olarak tanınan, Alexander Bogdanov, döner parçalara sahip matbaayı icat eden William Bullock,gemiler için dönen bir kule inşa eden Cowper Phipps Coles, ilk deniz fenerini yapan Henry Winstanley, Hız rekorunu kırmak için bir yarış arabası geliştiren John Godfrey Parry, radyoaktivite teorisi ve radyoaktif izotopların yalıtımına dair yaptığı çalışmarla nobel ödülü alan Marie Curie ve Karel Soucek gibi icatları yüzünden ölen mucitler hakkındakısa bilgilere  buradan ulaşabilirsiniz.

Rus fizikçi, filozof, ekonomist, bilim kurgu yazarı ve devrimci olarak  Alexander Bogdanov

kısa bilgiye

Bogdanov, 22 Ağustos 1873’te şu anki Belarus’ta doğdu. Öğretmen bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi ve üniversite öğretimine kadar çiftlikte yaşadı. Tıp eğitimi için girdiği Moskova Üniversitesi’nden mezun olamadan, Narodnaya Volya grubuna üye olmak suçundan tutuklandı. Tula şehrine sürgün edilen Bogdanov, Kharkiv Üniversitesi’nde eğitimine devam etti. Burada devrimci faaliyetlerine devam eden Bogdanov, “Ekonomi biliminin temelleri” isimli bir broşür yayınladı(1897). 1899 yılında üniversiteden mezun olarak doktor oldu. Aynı yıl ikinci eseri olan “Doğadaki basit elementlerin muhtemel tarihi” ni yayınladı. Bunun üzerine Çar polisi tarafından yeniden tutuklanan Bogdanov, 6 aylık bir hapislik döneminden sonra Vologda’ya sürgün edildi. Sürgün döneminde sosyal adalet, ekonomi-politik ve felsefe üzerine araştırmalar yaptı. 10903 yılında Bogdanov takma ismini alarak Rus Sosyal Demokrat İşçi Partisi’nin Bolşevik fraksiyonuna katıldı.

Bolşevikler arasında yaklaşık 6 yıl boyunca en önde gelen isimlerden birisi olan Bogdanov, 1904-1906 yılları arasında 3 ciltlik felsefi eseri “Ampriyo-Monizm”i yayınladı. Bogdanov bu eserinde Marksizm ile Ernst Mach, Wilhelm Ostwald, Richard Avenarius gibi filozofların görüşlerini birleştirmeye çabaladı. Bu çalışma ünlü marksist Buharin başta olmak üzere birçok kişiyi etkiledi.

1905 Rus Devrimi’nin yenilgiye uğramasından sonra, Bogdanov, Duma’daki Sosyal Demokrat vekillerin geri çağrılmasını, partinin tamamen yer altına çekilmesini savundu ve bu konuda karşıt fikirlerde olan Lenin’le karşı karşıya geldi. Uzun süre devam eden bu karşıtlık 1908 yılında tamamen uzlaşmaz bir hale geldi. Bu ayrışmada bolşeviklerin çoğunluğu Lenin’in yanında yer alırken, Lenin bu dönem kaleme aldığı “Materyalizm ve Ampiryokritisizm” kitabıyla Bogdanov’u felsefi idealizmle yapmakla suçladı.

Lenin’le girdiği mücadelede yenilgiye uğrayan Bogdanov, 1909 Haziran’ında Paris’te düzenlenen bir konferansla Bolşevik fraksiyondan atıldı.Bunun üzerine İtalya’nın Capri adasındaki Anatoli Lunaçarski ve Maksim Gorki’nin yanına giden Bogdanov çalışmalarına burada devam etti. Boykotçular (otzovists) olarak anılan bu muhalif grup burada bir parti okulu kurdular. 1910 yılında Bologna’ya taşıdıkları bu parti okulunda 1911’e kadar eğitim verdiler. Çok geçmeden Lenin ve yandaşları da Paris’te bu gruba karşı bir parti okulu oluşturdu. Ancak bu çalışmaların bir sonuç vermemesi üzerine Bogdanov siyasetten uzaklaştı ve 1914’te çıkan bir afla Rusya’ya geri döndü.

Bogdanov Birinci Dünya Savaşı’na kadar yoğun bilimsel çalışmalar yaptı. 1912’de yayınladığı Tektoloji kitabı, kendi alanında öncü bir kitap olarak anılmaktadır. Birinci Dünya Savaşı süresince doktorluk yapan Bogdanov, Ekim Devrimi’nde hiçbir rol almadı. Bolşeviklerin iktidarı almasıyla beraber, kendisine sunulan partiye yeniden katılma tekliflerini geri çeviren Bogdanov, 1922’ye kadar, bilimsel çalışmalara daldı. Önceden araştırmaya başladığı konularda ciddi ilerlemeler kaydeden Bogdanov, Sibernetik teorisinin öncülü oldu. 1918 yılında ekonomi profesörü olarak, yeni kurulan Sosyalist Sosyal Bilimler Akademisi’nin yöneticiliğine getirildi.

1920’de Sovyetler Birliği’nde kurulan proleter sanat hareketi Proletkult’un kuruculuğunu ve baş teorisyenliği Bogdanov yaptı. Verdiği konferans ve yazdığı makalelerde, eski burjuva kültürünün yok edilmesi gerektiğini söyleyen Bogdanov, onun yerini saf proleter kültürün alması gerektiğini savundu.

Aleksandr Bogdanov ve Anatoli Lunacharsky tarafından idare edilen ilk proletkult konferansında şöyle deniliyordu:
“Sanat toplumsal deneyimi sadece bilişsel düzeyde değil, aynı zamanda duyguların ve ihtirasların düzeyinde de, yaşayan imgeler kullanarak, örgütler. bunun sonucunda kolektif güçlerin, bir sınıf toplumunda da sınıf güçlerinin, örgütlenmesi için en güçlü silahtır sanat. proletarya kendi emek, mücadele ve inşa güçlerini örgütlemek için kendi sınıf sanatına sahip olmalıdır. bu sanatın ruhu emek kolektivizmidir: bu sanat dünyayı işçi kolektifinin bakış açısından algılar ve öyle ifade eder.”

Proletkult hareketi, diğer kültürel hareketler gibi ilk etapta Bolşevik Hükümet tarafından desteklendi. Ancak 1 Aralık 1920 tarihli Pravda’da çıkan bir yazı, bu hareketi küçük burjuva ilan ederek, bu hareketin sosyalizme düşman unsurlar tarafından çıkarıldığını duyurdu. 1922’ye gelindiğinde Proletkult tarihe karışmıştı.

1923 yazında Bogdanov, hükümet muhalifi İşçi Gerçeği grubunu desteklediği gerekçesiyle gizli polis tarafından tutuklandı ve 5 hafta boyunca sorgulandı.Serbest bırakılmasının ardından yeniden bilimsel çalışmalarına ağırlık veren Bogdanov, 1924 yılında kan transfüzyonu deneylerine başladı. Bogdanov, bu deneylerle hiç yaşlanmayan ebediyen genç insanı yaratma derdindeydi. Bu çalışmalar kapsamında aralarında Lenin’in kardeşi Maria Ulianova’nın da bulunduğu bir çok kişi Bogdanov’un deneylerine katıldı. 11 kan transfüzyonu deneyi gerçekleştiren Bogdanov, bu deneyler sonunda, deneklerdeki görme bozukluklarının, saç dökülmelerinin durdurulabildiği fark etti. Çalışmalarının sonuç vermesi üzerine 1926 yılında Hematoloji ve Kan Transfüzyonu Enstitüsü’nü kurdu.

Bogdanov, 1928 yılında kendi üzerinde yaptığı bir kan transfüzyonu deneyi sırasında, öğrencisinden kaptığı sıtma ve tüberküloz bakterileri nedeniyle hayatını kaybetti. Kimi aydınlar, Bogdanov’un bu şekilde intihar ettiği iddiasında bulundu. Bu iddiaya kanıt olarak da, Bogdanov’un son deneyinden önce yazdığı gerilimli politik mektuplar gösterildi.

Kızıl Yıldız adlı kitabı
Bogdanov, 1908 yılında yayınladığı Kızıl Yıldız isimli romanıyla ilgileri üzerine çekti. Mars’ta geçen bu ütopya türü kitapta Bogdanov bilimsel ve sosyal gelişmeler hakkında ilginç kehanetlerde bulunuyordu. Bogdanov’un bu eseri feminist, sosyalist bir çok ütopya- bilimkurgu eserine öncülük etmiştir. Kendisinden sonra gelen yazarları etkilemiştir.

Bir Cevap Yazın