Akordeondaki ustalığının yanı sıra yaptığı etnik müzik çalışmalarıyla Anadolu kültürünün müzik arşivine büyük katkıda bulunan Muammer Ketencoğlu öncülüğünde Brenna McCrimmon, Sumru Ağıryürüyen ve Cevdet Erek’in emeğiyle ortaya çıkmış başarılı bir albüm.
Muammer: Az gittim, uz gittim, geçtiğim yerlerden türküler topladım. Bir gün öyle bir yere geldim ki, kokusu başka bir yere bırakmadı beni. Yavaş yavaş kalabalıklaşmaya başladık. Başta yabancıydık birbirimize, sonra dostlarım oldu her biri. Dağlarla özdeş Balkan yurdundan türlü çiçekler derledik ve bunları türlü yerlere taşıdık. O büyüleyici kokuları başkaları da duysun diye… Dört kişi yola koyulduk. Az gittik, uz gittik… Muammer KETENCOĞLU (Akordeon, vokal) Brenna MCCRIMMON (Vokal) Sumru AĞIRYÜRÜYEN (Vokal, mandolin) Cevdet EREK (Vurmalilar)Brenna: Kuşkusuz müzik evrensel bir dil. Ama su yalnızca bir başlangıç. Evinizde rahat rahat otururken, müzik sizi alıp nerelere götürmez ki. Gönülden gönüle gezinir. Onunla başkalarını neşesini, kederini tanırız, başkaları da bizimkini. Bize eskileri, tarihi anlatır; kah herkesin kabul ettiği, kah üzerinde tartıştığı basit gerçekleri, zor gerçeklikleri dillendirir. Bizimle gülün, bizimle ağlayın, bizimle söyleyin, bizimle dans edin… Ayde mori!
Brenna, Balkan müziğiyle 1994’te tanıştı ve yaşadığı Toronto’da Makedon ve Türk folklor gruplarıyla çalıp söyledi. Türkiye’de kaldığı sürede, hem Muammer, Sumru ve Cevdet’le söyledi, hem de Selim Sesler’le birlikte Karşılama adlı grubu kurdu. En son projesi eski İstanbul müziği çalıp söyleyen Amerikalı müzisyenlerden oluşan bir grup olan Orkestra Keyif…
Muammer, çocukken politik bilinçlenmesi dahil pek çok şeyi Balkan radyolarını dinleyerek öğrendi, müziklerindense büyülendi. Çeşitli koşuşmalar sonrasında yine kürkçü dükkanı, akordeonuna döndü. Önce Sumru’yla, sonra ötekilerle buluştu.
Sumru: Dilini bilmediğin şarkıları dinlemek, üstelik bir de utanmadan onları çalıp söylemek… Tıpkı başka dünyalara yolculuk etmek gibi…
Sumru, Latincesi Sterna Hirundo; çatal kuyruklu bir deniz kırlangıcı. Bacakları kısa olduğundan hızlı yürüyemez. Kutup sumrusu her yıl üşenmeden kalkıp bir kutuptan öbürüne göç eder; yolda dünyanın sesini nefesini dinler.
Cev: Muammer abi, bir ara birlikte çalmıştık, hatırladın mı? Cev, 1991’den itibaren Nekropsi’de davul çaldı; 1997’de kendi rızasıyla kaçırılarak gruptaki vurmalıları teslim aldı.
Muammer Ketencoğlu önderliğinde 1997 yılında kurulan “Balkan Yolculuğu” topluluğu, grubun 2006 yılında, bir trafik kazası sonucunda ölen saksafon ve klarinetçisi Aytuğ Nevzat Matracı anısına, çeşitli yerlerde yapılan canlı kayıtlarını bir albümde topladı. 2001 yılında Kalan Müzik tarafından yayınlanan “Ayde Mori” albümünde de bir arada olan ekibin, Matracı ile dünyanın dört bir yanında verdiği konserlerden alınan kayıtlar, çeşitli dillerden şarkılar ve dans havalarıyla, Balkanlar’ın müzikal dünyasına gerçek bir yolculuk niteliğinde.
Albümdeki şarkılar: Bodrcano – O n’atë fushë t’mejdanit – Halk Oyunu – Bolen mi leji mlad Stoyan -Vjelka – Bacanak – Barba Postoli -Gitme Hamdim – Nihavent Taksim – Nje mend qenke si si më kanë thanë – Veleşkite ergeni – Çereşko çorna vişniçko – Mana mu i agapi mu - A Bahçalarda Biberiye- B Bukovsko oro – Rajko – O postari avela – Valle dasme Tiranase – Yunaçe ludo i mlado – Uşşak Taksim
Bir Balkan Yolculuğu Grubu, Muammer Ketencoğlu’nun 1993′ten beri organize ettiği Yeryüzünün Yedi Rengi konserlerine katılan geniş müzisyen topluluğundan doğdu. 1996′da konserler vermeye başladı. Zaman içinde farklı müzisyenler, değişik sürelerle gruba katıldı.
Topluluk özellikle Kanada’lı şarkıcı ve araştırmacı Brenna McCrimmon (zaman zaman grup içerisinde yer almaktadır) ile Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde, Bulgaristan’da, Yunanistan’da, Almanya ve Hollanda’da pek çok etkinliğe katıldı.
Son olarak Aytunç Nevzat Matracı’nın katılımı hem sıcak ve dolgun bir sound yakalamalarına hem de Balkan Türk Halk Müziğinin çok özel örneklerinin de seslendirilmesine olanak tanıdı.
Bir Balkan Yolculuğu topluluğu, ayırt etmeden balkanların her bölgesinden halk türküleri yorumlamaktadır. Grubun soundu, eski Osmanlı coğrafyasının batı bölgelerindeki şehir müziği geleneklerine dayanmaktadır.
Repertuarında hem eski köy türküleri, hem de balkanlardaki büyük şehirlerde doğmuş ‘şehir şarkıları’ bulunan topluluk için enstrümantal dans müziklerinin de özel bir yeri var.
Bir Balkan Yolculuğu topluluğu çekirdek kadrosuyla (Muammer Ketencoğlu, Sumru Ağıryürüyen, Brenna McCrimmon, Cevdet Erek ) 1997 -2000 yılları arasında verdikleri konserlerde seslendirdikleri şarkılardan bir albüm yayınladılar.
Eylül 2001′de AYDE MORİ adıyla yayınlanan bu çalışma, balkanların her yanından halk şarkıları ve melodileri içermektedir.
MUAMMER KETENCOĞLU
Akordeon ustası Muammer Ketencoğlu Türkiye’de çağdaş sanatçılar arasında Rebetiko, Batı Anadolu Folklorü ve Balkan müziğinde en tanınmış isimdir. Ketencoğlu, geleneksel müzik alanında dünya ölçüsünde oluşturduğu kariyeri ile uluslararası düzeyde aranan bir sanatçı haline gelmiştir.
1964′te İzmir’de doğdu. Öğrenim gördüğü körler okullarında iyi bir müzik eğitimi aldı. Akordeon, piyano ve bateri çaldı.
İlk albümü “Sevdalı Kıyılar”ı 1993′te yayınladı. Batı Anadolu geleneğindeki zeybek havalarından oluşan albümü “Karanfilin Moruna”yı Nisan 2001′de, Bir Balkan Yolculuğu Topluluğuyla kaydettiği “Ayde Mori”yi Eylül 2001′de, ”Balkan Yolculuğu” albümünü ise Temmuz 2007’de dinleyiciyle buluşturdu. Eski İzmir’den Türk, Rum ve Yahudi türkülerini içeren, pek çok konuk sanatçının katıldığı“İzmir Hatırası” adlı albümünü Aralık 2007’de yayınladı. Sanatçı çeşitli müzik geleneklerini kapsayan seçkiler de hazırladı: “Rebetika” ve “RebetikaII “ adlı rebetiko seçkileri 1994 ve 1996 yıllarında yayınlandı. Ermeni, Gürcü, Azeri ve Orta Asya geleneksel müziklerini içeren dört ayrı kasetten oluşan ve etnomüzikolog kimliğini ortaya koyan “Halklardan Ezgiler” dizisini 1995′te yayınladı. Köklerini Doğu Avrupa geleneksel müziğinden alıp Amerika’da gelişen Klezmer müziği ile ilgili seçkisi “Klezmer Müziğinin Öncüleri” ise 1995′te dinleyiciyle buluştu. Eylül 2007’de yayınlanan ve Lozan Mübadilleri Vakfı tarafından yapılan alan kayıtlarından oluşan “Belleklerdeki Güzellik: Mübadele Türküleri” adlı kitap- cd çalışmasının cd editörlüğünü yaptı.
1996′dan başlayarak hem Ege’den Türkçe ve Rumca halk türküleri, zeybekler ve İzmir tarzı rebetikolar icra ettiği “Muammer Ketencoğlu ve Zeybek Topluluğu”” hem de “Bir Balkan Yolculuğu Topluluğu” ile Türkiye’de ve yurt dışında pek çok etkinliğe katıldı. 2005 yılında eşzamanlı yürüttüğü projelerine bir yenisini ekledi ve Anadolu’dan kadınlara özgü gizli kalmış kültürü ortaya koyan kadın ağzı türküleri seslendirmek üzere “Muammer Ketencoğlu ve Kadın Sesleri Topluluğu’nu kurdu.
Çeşitli belgeseller ve tiyatro oyunları için müzik yaptı. Çeşitli uluslararası toplama albüm projelerinde eserleri yer aldı.
Dünyanın her yanından geleneksel müzikle ilgili yazıları değişik gazete ve dergilerde yayınlanan sanatçı, 1995’ten bu yana her hafta Açık Radyo 94.9′da “Tuna’nın Beri Yanı” adlı programı hazırlayıp sunmaktadır.
SUMRU AĞIRYÜRÜYEN
1959′da Ankara’da doğdu. Boğaziçi Üniversitesi İdari Bilimler Fakültesi Sosyoloji bölümünü bitirdi. Üniversite yıllarında tiyatro, tiyatro müziği ve özellikle koral müzikle ilgilendi. Bir yandan yayıncılık (çevirmen, redaktör, editör, TV metin yazarlığı) yaparken bir yandan da müzikle ilgilenmeye başladı. Şan, armoni, solfej dersleri aldı. İstanbul Gelişim Orkestrası bünyesinde kurdukları vokal grubuyla çok sayıda profesyonel kayıt ve performansa katıldı.
1983′te bir çok sanatçı ile ‘Mozaik’ grubunu kurdu. 1985′te gruptan ayrılarak çeşitli lokallerde ikili üçlü gruplarla müzik yaptı; konser ve performanslara katıldı. Bir çok grup ve sanatçının albümünde sesi ve mandoliniyle yer aldı (Yeni Türkü, Bulutsuzluk Özlemi, Ezginin Günlüğü, Mehmet Güreli, Sertab Erener, Kumdan Kaleler vb.).
Sumru Ağıryürüyen 1993′ten bu yana Muammer Ketencoğlu ile de konserler vermektedir. Başlangıçta ‘Yeryüzünün Yedi Rengi’ konserleri bağlamında başlayan çalışma giderek ivme kazanmış ve ikili repertuar oluşturmaya yönelmiştir. Özellikle Balkan şarkılarından oluşan bu repertuarda Yunanlı besteci Manos Hadjidakis şarkıları da ayrı bir bölüm olarak yer almaktadır. Yurtiçi ve yurtdışı bir çok konser gerçekleştiren ikili, Brenna McCrimmon’un da katılımıyla Bulgaristan’daki konserinde Penka Pavlova’ya eşlik etmiştir.
Repertuarında çok çeşitli dillerdeki halk şarkıları, tiyatro müzikleri, protest, rock, caz gibi çeşitli türler bulunan Sumru Ağıryürüyen, bir yandan da farklı ses arayışlarına yönelmiştir. Bu çerçevede ‘Nekropsi’ grubu ve ‘Serdar Ateşer’ gurubunda sesi ve mandoliniyle çalışmalarını sürdürmektedir.
AYTUNÇ NEVZAT MATRACI
1957′de Makedonya’dan göç eden bir ailenin en küçük çocuğu. 1963 Manisa doğumlu. Müzikle ortaokulda blok flüt aracılığıyla tanıştı. Arkadaşlarını davul zurna ile askere uğurlarken profesyonelliğe ilk adımını attı. Mahallesinde kurduğu Göçmen Bandosunda klarnet çalarak tecrübesini arttırdı.1985 yılında İzmir Büyükşehir Belediye Bandosu’na girdi.Türkçe ve Makedonca halk şarkıları seslendirdiği kaset ve CD’ler yaptı.
RAHMİ GÖÇMEN
1975′te Susurluk’ta doğdu. Çocuk yaşta akrabalarıyla düğünlerde müzik yapmaya başladı. 1993′te İstanbul’a yerleşti. Kısa sürede vurmalı çalgılardaki performansıyla özel bir yer edinerek stüdyo kayıtlarında çalmaya başladı.
Bugün yurt içi ve dışında çeşitli sanatçılara konserlerde eşlik ederken ‘Bir Balkan Yolculuğu Grubu’nun vazgeçilmez elemanlarından oldu.
Yaşamınızda yer edecek bazı renkler ve sesler sadece cafrande.org’ta
İnsanoğlu hayatı kolaylaştırmak için genelleme alışkanlığını geliştirmiş. Ancak bu durum bizi ayrıntılardan kaçıran, yaşamı eğitim durumumuzun biçimlendirdiği düşünce kalıplarına indirgeyen bir tuzak olmuş çoğu zaman.
İşte Balkan müziği kavramı da bilgi eksikliğinin ve medyanın etkisiyle gerçek içeriğinden çok uzak noktalara düşmüş. Bregoviç ve nefesli çalgı bandoları, coşku, klarinet, Bulgar kadın sesleri ve ille de Romanlar; Balkan müziği denince anımsanan birkaç imaj. Sizi bu çok konuşulan ama az bilinen coğrafyada kısacık bir etnomüzikolojik yolculuğa çıkarmak istiyoruz.
Bu bölümdeki albümler açılmıyor ise yapmanız gereken 1 dakikalık işlem için burayı tıklayınız Bulgaristan Halk Şarkıları / Bulgarian Folk Music – Horo Orchestra & Vassil Parvanov: 1. Danubian Daichovo Horo (9/8); 2. Loveshko Horo (2/4); 3. Trajkovska Rachenitsa (7/8 ); 4. Vlyazla e Tinka v Gradinka (7/8 song); 5. Zaljubil Koljo (5/8 song) ; 6. Koichovata (9/8); 7. Dulgata (slow 9/8); 8. Pravo Severnyashko Horo (2/4); 9. Zaljubil Todor (2/4); 10. Mome, Eleno, Eleno (9/8 song); 11. Velikovo Horo (2/4); 12. Petrovsko Elenino; 13. Radka si platno beleshe (2/4); 14. Zaljubih si dve momi (5/8 song); 15. Ljubomirovo Horo (2/4); 16. Kaval sviri (2/4 song); 17. Zaljubili se dvama mladi (9/8 Grancharsko song); 18. Mominska Rachenitsa (7/8); 19. Katselovsko Horo (78); Bavna Idilja & Berkovsko Horo.
Bulgaristan küçüklüğüne karşın yüzyılı aşkın bir süredir yapılan onbinlerce türkü derlemesiyle bölgesel farkları, halk çalgılarının çeşitliliği ve çok sayıda dahi müzisyeni ile inanılmaz bir hazinedir. Hıristiyanlık öncesi Pagan geleneklerin ve arkaik şarkı formlarının hala capcanlı ayakta durduğu ülkede şarkı söylemede kadınlar açıkça öndeler. Halk müziği icralarında genellikle erkekler çalar, kadınlar söyler. Zengin dans geleneği pek çok otantik toplulukça korunup dünyanın pek çok ülkesine taşınmaktadır. Bulgar folkloründe kadınların kendi aralarında söyledikleri sedenka şarkılarının ve çalışırken ya da çalışmanın ardından söylenen hasat şarkılarının büyük bir önemi vardır. Bunun dışında ağırlıklı olarak Osmanlı yönetimi yıllarıyla bağlantılı çete şarkılarında da bol miktarda rastlanır.
Klarinetçi İvo Papazov’un başını çektiği folk caz akımı ünlü Stambolovo festivalinden de beslenerek yetiştirdiği pek çok büyük müzisyen ve toplulukla müzik arenasındaki yerini çoktan aldı.
Türkiye sınırındaki Trakya bölgesi Bulgaristan’ın en zengin halk müziği kültürüne sahiptir. Tarihsel olaylara ve aşka dair sayısız uzun hava, dans eden iki kız grubunun karşılıklı söylediği horovodnalar otantik haliyle gayda, kaval, gadulka( bir çeşit kemençe), tambura ve tıpanın ( davul) eşlik ettiği renkli dans geleneği bölgenin ortaya çıkan özellikleridir. Şarkıcılar Yanka Rupkina, Stepka Subotinova ve Yonço Karaivanov ile dans ve şarkı topluluğu Trakia Ensemble aklıma gelen pek çok isimden birkaçı.
Trakya’ya komşu Stranca bölgesi eski ve otantik şarkıların en güçlü yaşatıldığı yöre olmasıyla öne çıkmıştır. Ayrıca bir albüm başlığındaki anlatımla söylersek: r0; Gayda burada adeta tanrı gibidir.r1; Hemen gaydacılar Kostadin Varimezov, Petko Stefanov ve şarkıcı Manol Mihailov’un adlarını anmadan geçmeyeyim.
Dağlık Rodop bölgesinin halk müziği geleneği tüm bölgelerden bambaşkadır. Şarkı ve dansların hemen hepsine Rodoplar’a özgü Bulgaristan’daki en büyük boy gayda olan kabagayda eşlik eder. Yine şarkı ve danslarda Rodoplar dışında görülmeyen pentatonik gam görülür. Yiğitlik temasının en yaygın olduğu bölge burasıdır. Erkek şarkıcılardaki heybetli ve davudi söyleme özelliği dikkat çeker. Yüz Gayda Topluluğu her yaz hala Rodop dağlarını büyülü tınılarıyla doldurmaktadır. Şarkıcılar Georgi Çiligirov, Rumen Rodopski ve Valya Balkanska Bulgaristan dışında da iyi tanınmaktalar.
Sofya yakınındaki Şop dağında yaşayan Şoplar ülkenin en canlı dans geleneğiyle birlikte ilk duyduğumuzda oldukça yadırgayabileceğimiz çok sesli arkaik söyleme biçimleriyle de öne çıkmışlardır. Şarkı ve danslara yine kaval, gayda, tambura ve gadulka eşlik eder ancak aynı zamanda çobanlar kavalın yanısıra bir çeşit küçük çifte kaval diyebileceğimiz duvoyanka da çalarlar. Graovo şehrinden şarkı ve dans topluluğu Şop Ensemble bölgenin en ünlü topluluğudur.
Tuna nehrini ve Dobruca’yı da içeren Kuzey Bulgaristan’da sakin ritimli şarkılar ve kıvrak dans havaları bir arada görülür. Makamlar genellikle daha batılı ve azıcık da Roman müziği kokusu taşır. Şarkıcılar Boris Maşalov, Sonya Kançeva ve Galina Durmuşliska ile canlı icralarıyla dikkat çeken Orkestar Horo yine bölgeden aklıma gelen ilk adlardan.
Makedonya sınırındaki dağlık Pirin bölgesi Makedon müzik geleneğiyle yakın akrabadır. Kendine özgü arkaik çok sesliliğin hala iyi korunduğu bölgede şarkılara eşlik eden otantik sazlar iki telli tambura, gayda ve darbukadır. Dans havaları ise davul zurna ile çalınır. Eğer Makedon müziğinin köklerini arıyorsanız Biserov Kardeşleri, Bansko köyünün erkek vokal grubunu, Gotse Delçev Topluluğunu ve şarkıcı Kostadin Gogov’u mutlaka dinlemelisiniz.
Bulgaristan şarkı ve dans ritimleri açısından dünyanın en büyük çeşitliliği gösteren ülkesidir. Dans türlerine kabaca bakacak olursak 5/8′lik payduşka, 7/8′lik raçenitsa, 9/16′lık dayçovo horo, 11/8′lik gankino horo, 13/8′lik krivo horo, 15/8′lik buçimiş ve 2/4′lük pravo horo en yaygın danslardır.
Yirminci yüzyıl başında akordeon halk türkülerinin ve dans havalarının en başta gelen eşlik çalgısı olmakla kalmayıp büyük ustaların yetiştiği bir solo çalgı haline gelmiştir. Eski ustalardan Boris Karlov , Emil Kolev ve İvan Kirev’i; çağdaş akordeonculardansa Peter Ralçev, Neşko Neşev, Trayço Sinapov, İvan Milev gibi isimleri anmalıyım.
1951 yılında çağdaş Bulgar çok sesli halk müziği geleneğinin kurucusu ünlü besteci, derlemeci ve düzenlemeci Filip Kutev’in kurduğu Filip Kutev Dans ve Şarkı Topluluğu Bulgar müziğinde tam anlamıyla bir devrim gerçekleştirdi. Sosyalist yönetimin de özendirmesiyle her şehirde, her kasabada bizim son on yıl içinde Türkiye sahnelerinde görmeye başladığımız kadın korolarına benzer korolar kurulmaya başlandı. Bu korolardan en ünlü ikisi Le Mister de Voix Bulgares ve Angelite korolarıdır.
Son olarak Rodop ve Pirin dağlarında yaşayan ve bugün geleneklerini büyük güçlüklerle korumaya gayret eden Pomaklar ile ağırlıklı olarak Kırcali ve çevresinde yaşayan Türk azınlıktan söz etmeliyim. Sayıları son derece az olan Pomaklar hala toplumdan büyük ölçüde yalıtılmış ve kendi yazgılarıyla başbaşa bırakılmış bir toplum olarak karşımıza çıkar.
Bulgaristan’da eski yıllarda Türk azınlığın müzik kültürü pek önem görmemiş; Bulgar halk türkülerini ortaya çıkarmak için yapılan binlerce derleme Türk azınlık bakımından karşılığını bulmamıştır. Ancak devletin plak şirketi Balkanton ellili yıllardan itibaren Türk müziği içeren pek çok 78′lik, 45′lik ve 33′lük yayınlamıştır. Bunlar daha çok düzenlenmiş stüdyo kayıtlarıdır. Üç Ses Üç Saz Topluluğu, şarkıcılar Sıdıka Ahmedova, efsanevi Kadriye
Latifova, Osman Azizov ve klarinet ustası Mümin Ali Kirişev Türk azınlığın yetiştirdiği unutulmaz isimlerdir. Kadriye Latifova’nın seslendirdiği ünlü Lofçalı türküsü şöyle diyor:
Lofça’nın ardında kaya
Kayadan bakarlar aya
Canım Lofçalı doldur ah fincanı fincanı
Hadi gel canım Lofçalı
Lofçanın ardında kaldım
Veresiye rakı şarap aldım
Canım Lofçalı doldur ah fincanı fincanı
Hadi gel canım Lofçalı
İşte size küçük bir Bulgaristan halk müziği rehberi. Bu kuşkusuz yerimizin elverdiği oranda da eksiklerle dolu bir rehber.
Akordeon ustasi Muammer Ketencoğlu’nun son albümü ” Izmir Hatırası/ Smyrna Recollections” dinleyenleriyle bulustu. “Eski Izmir’den Turk, Rum ve Yahudi Turkuleri”alt baslığıyla yayınlanan albüm, çokkulturlu eski Izmir’e muzikal bir yolculuk. Türkce, Rumca ve Yahudi Ispanyolcasi’nda söylenmis on dört Izmir turkusu ile ustalardan uc taksimin yer aldiğı on yedi parcalık Izmir Hatirasi surprizlerle dolu. 38 profesyonel ve amator muzisyenin katki verdigi albumdeki tüm düzenlemeler Muammer Ketencoglu ve Cengiz Onural’a ait
Husnu Senlendirici, Janet ve Jak Esim, Yota Mihalevi, Derya Turkan, Murat Aydemir, Göksel Baktagir Izmir Hatirasi’na konuk olan sanatcilardan bazıları.
96 sayfalik ayrıntılı kitapcığı ile cokkulturlu Izmir’in muzik yaşamına ışık tutan Izmir Hatirasi bu yonuyle Ketencoglu’nun arastırmacı kimliğini bir kez daha ortaya koyuyor.
Muammer Ketencoğlu – Aber Sama Pudroma
Muammer Ketencoğlu Albün tanıtımı
Akordeon ustası Muammer Ketencoğlu Türkiye’de çağdaş sanatçılar arasında Rebetiko, Batı Anadolu Folklorü ve Balkan müziğinde en tanınmış isimdir. Ketencoğlu, geleneksel müzik alanında dünya ölçüsünde oluşturduğu kariyeri ile uluslararası düzeyde aranan bir sanatçı haline gelmiştir.
Muammer Ketencoğlu – Radile
1964′te İzmir’de doğdu. Öğrenim gördüğü körler okullarında iyi bir müzik eğitimi aldı. Akordeon, piyano ve bateri çaldı. İlk albümü “Sevdalı Kıyılar”ı 1993′te, Rebetiko müziği ile ilgili hazırladığı seçkileri de 1994 ve 1996 yıllarında yayınladı. Ermeni, Gürcü, Azeri ve Orta Asya geleneksel müziklerini içeren dört ayrı kasetten oluşan ve etnomüzikolog kimliğini ortaya koyan “Halklardan Ezgiler” dizisini 1995′te yayınladı.
Köklerini Doğu Avrupa geleneksel müziğinden alıp Amerika’da gelişen Klezmer müziği ile ilgili seçkisi “Klezmer Müziğinin Öncüleri” ise 1995′te dinleyiciyle buluştu.
1996′dan başlayarak hem Ege’den Türkçe ve Rumca halk türküleri, zeybekler ve İzmir tarzı rebetikolar icra ettiği “Muammer Ketencoğlu ve Zeybek Topluluğu” hem de “Bir Balkan Yolculuğu Topluluğu” ile Türkiye’de ve yurt dışında pek çok etkinliğe katıldı. 2005 yılında eşzamanlı yürüttüğü projelerine bir yenisini ekledi ve Anadolu’dan kadınlara özgü
gizli kalmış kültürü ortaya koyan kadın ağzı türküleri seslendirmek üzere “Muammer Ketencoğlu ve Kadın Sesleri Topluluğu”nu kurdu.
Muammer Ketencoğlu – Güldaniyem
Batı Anadolu geleneğindeki zeybek havalarından oluşan albümü “Karanfilin Moruna”yı Nisan 2001′de, Bir Balkan Yolculuğu Topluluğu’yla kaydettiği “Ayde Mori”yi Eylül 2001′de, “Balkan Yolculuğu” albümünü ise Temmuz 2007′de dinleyiciyle buluşturdu. Çeşitli uluslararası toplama albüm projelerinde eserleri yer aldı.
Dünyanın her yanından geleneksel müzikle ilgili yazıları değişik gazete ve dergilerde yayınlanan sanatçı, 1995′ten bu yana her hafta Açık Radyo 94.9′da “Tuna’nın Beri Yanı” adlı programı hazırlayıp sunmaktadır.