05
Eki
A » + | -


Abdal, yeni bir müzikal varoluş ve çabasıdır diyerek bir geleneğin ayak izlerini takip ediyor. Ege’den Dersim’e türküleriyle karındaşlığın yol haritasını çiziyor. Yeni müzikal çabalarıyla insanlığın ortak acılarına, sevinçlerine kulak veriyor. İşe sevdiğimiz türkülerle başladık diyor; sevdikleri ve severek söyledikleri her bir türkü bizi bir bilinmeyene ya da bilmek istemediklerimize yöneltiyor. Kerem Kekeç, Ali Ekber Kayış ve Burcu Sarak’la Ervah-ı Ezelden albümünü üzerine Ebru Özkan’ın yaptığı söyleşiyi aşağıdan okuyabilirsiniz.


Sonraki şarkıya geçmek için >| şarkı seçmek için [>] işaretine basınız.

» Albümünüz çıkmadan önce Ervah-ı Ezelden ile çeşitli paylaşım sitelerinde büyük bir çıkış yakaladınız. Albüm çıkarma fikri tasarlanan bir şey miydi yoksa bu türkü yol açıcı mı oldu?

Albüm çıkarmak gibi bir düşüncemiz yoktu. Ervah-ı Ezelden türküsü aslında deneysel bir şekilde başladı. Kendiliğinden gelişen bir şey oldu. Stüdyoda çalıp söylerken ‘hadi şunu kaydedelim’ diye başladığımız bir şeydi. O çalışmayı Haluk Tolga İlhan ile ikimiz (Ali Ekber Kayış) başlattık. Sonra Facebook, Youtube gibi sitelerde paylaştık. O türkü ilgi görünce bir proje haline dönüşmeye başladı ve grup da albüm de bunun ardından geldi. Daha sonra Burcu ve Özge gruba dâhil oldu. Albüm için repertuar oluşturduk ve çalışmaya başladık. Albümden kısa bir süre sonra Haluk Tolga İlhan ile yollarımız ayrıldı. O, grup haricinde yoluna devam ediyor. Elbette ki birbirimize karşılıklı bir şeyler kattık. Kendisine bundan sonraki çalışmalarında başarılar dileriz. Kısa bir süre sonra gitarı ve sesiyle müzisyen arkadaşımız Kerem Kekeç gruba katıldı. Abdal grubu Ali Ekber Kayış, Burcu Sarak, Özge Ünkap, Kerem Kekeç olarak ve sahnede eşlik eden müzisyenlerle müzikal yolculuğuna devam ediyor.

BİR GELENEĞİN İZİNDEN…

» Grubun adı bir geleneğin adı olarak çıkıyor karşımıza. Neden Abdal?

Ali Ekber Kayış: Grubun adını ben verdim. Abdallık geleneğini yansıtacağını düşündük. Yaptığımız müziği en iyi o ismin ifade edeceğine inandık. Birkaç değişik isim vardı aklımızda ama bu isim geleneğin dışında isim olarak da hoşumuza gitti ve Abdal’da karar kıldık. Geleneksel halk müziğini sürdüren, emek vermiş insanların anısına bu ismi taşımak istedik.

» Türkü üzerine oluşturduğunuz çalışmalarda özellikle bilinmeyenleri, unutulmaya yüz tutmuş olanları -farklı dillerden özellikle- daha çok tanıtmak gibi bir amacınız var mı?

Evet, böyle bir refleksimiz var. Ama biz Abdal ile başlarken daha çok sevdiğimiz türküleri seslendirmek istedik. Ama dediğim gibi uzun bir yol bu. Bundan sonra da kıyıda köşede kalmış, seslendirilmeyi bekleyen türküleri yansıtmayı düşünüyoruz. Yüzümüz aslında oraya dönük. Tek yöreye de hapsolmak istemiyoruz. Albümde ağırlıklı Erzincan, Erzurum, Sivas yöresi ama değişik yörelerde var: Antep var Kıbrıs var, yeni kayıtlarımızda Adıyaman, Urfa, İstanbul türküleri var.

Burcu Sarak: Ervah-ı Ezelden türküsü yoğun bir ilgi toplayınca türkünün yazarı Âşık Sümmani’nin torunları bizimle irtibata geçti. Ellerinde bulunan materyalleri bizimle paylaşacaklarını söylediler. Sümmani’nin türkülerinin bilhassa gençler tarafından bilinmesi dinlenmesi açısından bizlere önemli görevler düştüğünü belirttiler. Biz de bu görevi seve seve yerine getireceğimizi kendilerine belirttik. Biz onları onlar bizleri destekleyince aramızda çok güzel bir iletişim oluştu. Yeni albümlerde başka Sümmani türkülerine yer verebileceğimizi söyledik.

» Birçok yörenin türkülerini çağdaş enstrümanlarla yorumluyorsunuz. Bu yenilik belki de dinleyiciyi yıllarca farklı ağızlardan dinlediği türkülere yönelten… Müzikal açıdan nasıl bir yenilik bu?

Kerem Kekeç: Abdal’ın müziğinin bildiğimiz Halk Müziği’nden farklı bir yanı var. Bu farklılık yalnızca müzik aletlerinden kaynaklanmıyor. Aynı türkü yıllarca söylenmiş ama Abdal’ın söylediği başka bir şey. Ali Ekber aynı zamanda müzik enstrümanları da yapıyor. Gitarda yeni bir şey yakaladı. Bizim kullandığımız gitarda gitara ait olmayan sesler var; bağlamada olan sesler. Gitara perde ekleyerek bağlama üzerindeki tınıları gitarda yakalamayı başardık. Yoksa standart bir gitarla bu türküleri çalamazdık. Yok, çünkü normal bir gitarda türküye ait sesler yok. Bu sesleri gitarda kullanamasaydık farklı bir sound yakalayamayacaktık. Charangoda da (Latin Amerika Enstrümanı) aynı şeyi yaptık. Normalde charangoda olmayan Türk Müziği’ne ait sesler var üzerinde. Bunların hepsi birleşince farklı bir şey açığa çıktı. Abdal türküleri biraz da böyle söylemek istiyordu; daha naif ve sade. Türkülerin sürekli bağlamayla bir de aynı çalış teknikleriyle seslendirilmesi belki de tıkanmaya yol açtı kulaklarda. Başka bir şey arıyordu kulaklarımız. Abdal’ın serüveni böyle başladı aslında.

‘AYNILIK DEĞİL FARKLILIK İSTEDİĞİMİZ ŞEY’

» Peki, böyle bir düzenleme yapmaya nasıl karar verdiniz; aklınızda var mıydı böyle bir fikir?
Ali Ekber Kayış: Benim aklımdaki sadelikti. Yani başka bir tını yakalamak aklımda hep vardı. Bağlamayla değil de bağlamada ki tınıyı gitarda yakalamaya çalışmak hep istediğim bir şeydi. Ama esasında türküyü çok fazla enstrümana boğmadan sade bir soundla söylemekti amacım. Bu yüzden mesela çok fazla perküsyon kullanmadık, basgitar yerine kontrbas kullandık. Biz önceki çalışmalarımızda ne yapmamız gerektiğini değil ne yapmamamız gerektiğini öğrendik. Çünkü hep aynı sound var. Kulağımız fazlasıyla alıştırılmış bu aynılığa. Yapılan çalışmaların çoğu birbirinin aynısı ve tekrarı. Hızlı bir tüketim var fakat kayda değer az çalışma çıkıyor ortaya. İşte bu noktada düşünüyorsun; başka bir şey yapmak lazım diye. Taklitten mümkün olduğunca kaçmaya çalıştık. Şu an piyasada hâkim olan sounddan mümkün olduğunca kaçmaya çalıştık. Gitarı ve Charangoyu türkü çalabilir vaziyete getirdik, bir de santur kullandık. Bundan sonra da değişik enstrüman arayışımız devam edecek.
» Abdal’dan bundan sonra da hep türkü dinleyeceğiz sanıyorum…
Evet, Abdal böyle bir grup çünkü. Fakat türkü formatına yakın bestelerimiz de var onları da ileriki dönemlerde seslendirmeyi planlıyoruz.

» Yakın zaman konserlerinizi öğrenebilir miyiz?
11 Mayıs’ta Bolu’dayız. 12 Mayıs’ta da Ankara Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’ndeyiz. Yakın zamanda bir internet albümü yayınlamayı düşünüyoruz. İkinci albüm öncesinde bir ara geçiş albümü olacak. Albümde bizden dostluğunu yardımlarını esirgemeyen sanatçı arkadaşlarımız oldu. Bunlardan Rustam Mahmudzade akordeonuyla, Mustafa Şafak kemençesiyle, Cem Çelebi bağlamasıyla, Ahmet Aslan kendine has bağlamasıyla, Uğur Göregen perküsyonuyla türkülere hayat verdi.

Abdal
‘Eksik kalan yanımızı
» Birçok yörenin türkülerini çağdaş enstrümanlarla yeniden yorumluyorsunuz. Yıllarca birçok kişiden dinlediğimiz bu türküler farklı müzisyenler tarafından farklı farklı yorumlandı. Sizi türkülere aslında bir anlamda geçmişe yönelten şey nedir?

Grubun tüm üyelerinin öncesinde değişik kişilerle, değişik projelerde. değişik alanlarda müzikle ilgilenmiş bir tarafı var. Özge’nin başka bir grupla yürüttüğü çalışma vardı, Burcu’nun başka birkaç grupla denemesi vardı. Kerem ile benim (Ali Ekber Kayış) Düşbaz adında grubumuz var. Benim değişik birçok projelerde yer almışlığım var. Fakat türkü de söylemek istiyoruz. Çünkü Anadolu’da yaşayan tüm insanların, müzisyenlerin hep bir tarafı türküdür. Bu yanımız eksik kalmıştı yaptığımız diğer müziklerde. Biz bu yanımızı tamamlamak istedik. İşe sevdiğimiz türkülerle başladık. Şimdiye kadar severek söylediğimiz, dinlediğimiz türkülerle çıktık yola. Bu bir yol; uzun sürecek bir yol. Değişik yörelerden değişik tatları albüme yansıtmayı planlıyoruz bundan sonrası için.

Söyleşi: Birgün Gazetesi

Toplam okunma (65161) Bugün(9) Son okunma tarihi (21 December 2014)

, , , , , , , , , , , , ,

Yorum yaz

Arşivler