jump to navigation

Esra Dalfidan, Fidan grubu ve ilk Albümü; “Colors- Renkler” Mart 31, 2009

Posted by cafrande.org in : Diğer Müzikler - Dünyadan Sesler, Türkçe Müzik & Klip - Turkish music , add a comment


Esra Dalfidan 1975 yılında Almanya-Solingen’de doğdu ve büyüdü. Aldığı Müzik ve klasik gitar eğitiminden sonra Amsterdam Konservatuvarı’na caz sanatçısı olarak kabul edildi ve 2007 yılında burada yüksek lisansını tamamladı. Hollanda’da yaşayan caz müziği sanatçı, bir Hollandalı ve üç Alman ile oluşturduğu “Fidan” adlı grubuyla, önce “Ah Bir Ataş Ver” adlı geleneksel parçasını da yorumluyor.

Toplam okunma (6806) Bugün(1) Son okunma tarihi (09 September 2010)

Kadıköy Geleneksel günlerinin dördüncüsü 3-13 Nisanda NHKM’de Mart 31, 2009

Posted by cafrande.org in : Kültür Sanat - Cultural Arts , add a comment


10 Günlük etkinlik programını aşağıdan inceleyebilirsiniz
Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde 3-13 Nisan tarihleri arasında KadıköyGeleneksel günlerinin dördüncüsü düzenleniyor. KadıköyGeleneksel günlerini sürekli kılmanın Geleneksel Kültür’e yakın durabilmeyi ve onu içselleştirmeyi, dayatılmakta olan “hafızasızlığı” reddetmenin yollarından biri olarak gören NHKM’nin duyurusunda “Çünkü ‘Geleneksel Kültür’ resmi tarihin anlatmadığı insanları ve hayatları anlatmaktadır. Bizim de bu hayatlardan alacak ve öğrenecek çok şeyimiz olduğu açıktır. Ayrıca bu hayatlara çok ciddi borcumuz da olduğu ortadadır” deniliyor.

Toplam okunma (5981) Bugün(2) Son okunma tarihi (08 September 2010)

Sokağa ses, yaşama müzikli bir direniş; Grup Siya Siyabend ve kayıtları Mart 31, 2009

Posted by cafrande.org in : Türkçe Müzik & Klip - Turkish music , 4comments


Bugünden sonraki yaşamınızda yer edecek  ilk’ler cafrande.org’ta
Siyabend istanbul sokak müziğini gerçek anlamda yaşatan bir topluluk.Repertuarlarının geniş bir bölümünü doğaçlama müzik, semahlar, deyişler, farklı tekniklerle Pir Sultan Abdal, Hayyam, Aşık Veysel, Neşet Ertaş, J. Coltrain, R&Blues, R.Shankar, Tanburi Cemil Bey, Ali Ufku Bey gibi ünlü isimlerin dizeleri oluşturmaktadır. Bu parçaları kendilerine özgün tarzlarıyla yorumlayıp dinleyicilerinin beğenisine sunmaktadırlar.

Toplam okunma (9807) Bugün(0) Son okunma tarihi (09 September 2010)

Kitle iletişim araçlarının siyasal iktisadi üzerine Edward S. Herman’la yapılmış bir görüşme Mart 31, 2009

Posted by cafrande.org in : Genel Kültür - General Culture , add a comment

ABD toplumunda özerk ve muhalif bir rol oynamaktan uzak olan ABD kitle iletişim araçlarının, konuların çerçevesini belirleyerek elit kesimin gereksinim ve ilgilerine hizmet eden haber öykülerinin öne çıkartılmasını sağlamaya çalıştığı, sol’daki insanların gözünde kuşaklar geçtikçe giderek netleşmiştir. Dahası, önde gelen şirketleşmiş kitle iletişim araçlarının günümüz politikasındaki önemi, eski zamanlardaki rolünü fersah fersah geride bırakır. Bundan dolayıdır ki Sol, iletişim araçlarının (medya) nasıl yapılanıp denetlendiğine, nasıl işlediklerine büyük dikkat ayırmaya başlamıştır. Bununla birlikte, ”özgür basın” ideolojisinin sol eleştirmenler açısından zor bir düşman olduğu da görülmüştür. Faaliyeti modern devlet yapısının merkezinde yer aldığından, medyanın meşruluğu kat kat ideolojik şaşırtmaca kalkanıyla korunur.

Toplam okunma (4685) Bugün(1) Son okunma tarihi (08 September 2010)

Murat Bektaş, Fate ve Şehribana Kurdi, Üç sanatçı Üç albüm Mart 29, 2009

Posted by cafrande.org in : Kürtçe Müzik Klip - Kurdish Music video , 3comments


Geleneksel Kürt müziği alanında çalışmalar yapan Murat Bektaş’ın iki sanatçı, Fate ve Şehribana Kurdi çıkardığı iki farklı albümü aşağıdan online olarak dinleyebilirsiniz.

Toplam okunma (15741) Bugün(0) Son okunma tarihi (09 September 2010)

“Başım Sıkıştıkça Seni İt Gibi Seviyorum” – Derya Önder Mart 29, 2009

Posted by cafrande.org in : Edebiyat - Literature , 1 comment so far

Şair Öztürk Uğraş’ın anısına….
Bir süredir aynı şeyi düşünüyorum. Kitaplığa gidip, hep aynı kitapları alıp koyuyorum masama… Kapağına bakıyorum kitapların. “Fırat’ın Su Yüzlü Çocukları”na bakıyorum, “Hay Benim Boynum Kopsun’a… Raşit Abi’nin çektiği, o sabah alelacele çoğaltıp yakalarımıza taktığımız siyah beyaz bir fotoğrafa. Aslında bir şey yazmak da istemiyorum. Sadece “ölüm”ün bizden bile isteye aldığı, çoğunda da “çekip aldığı” insanları düşünüyorum. Uzayıp gidiyor liste, uzayıp gidiyor zaman…

Toplam okunma (7147) Bugün(0) Son okunma tarihi (09 September 2010)

Barış Uğruna Mücadelede Şairin Rolü – Nazım Hikmet Ran Mart 29, 2009

Posted by cafrande.org in : Edebiyat - Literature , 1 comment so far

nazim_hikmetBarışseverler safında faal bir mücahit olarak, barış için savaşmamız gerektiğine kesinlikle inanıyorum. Barış bir hediye gibi kabul edilemez, kazanılmalıdır.
Barış uğrunda mücadele çeşitli şekiller alır. Örneğin kapitalist ülkelerde, bu mücadele ağır hapis yılları, baskı ve ezgi görmek tehlikesi ile karşılaşmaktadır. Bütün bu tehlikelere rağmen, harpten nefret eden halk kitleleri barış bayrağı altında toplanmadıkça barış kazanılamaz…
Bu mücadelede her ilerici aydın, dahası namuslu her aydın, görevini anlayarak hazır bulunmalıdır. Barış uğruna mücadelenin, insanlığın geleceği ile ne kadar bağlı olduğunu, şairlerin ve yazarların şiirlerinde, romanlarında, hikayelerinde yazmaları bir görevdir. Tüm dünyada bilim adamları, teknisyenler, her günkü yaratıcı faaliyetleri ile harbe karşı, barış cephesinde yer almalıdırlar.

Toplam okunma (4866) Bugün(1) Son okunma tarihi (08 September 2010)

Marissa Nadler ve “Little Hells” Albümü Mart 27, 2009

Posted by cafrande.org in : Diğer Müzikler - Dünyadan Sesler , add a comment


Marissa Nadler 5 Nisan, 1981 yılında Amerika-Boston doğumlu ve küçük bir kasabada (Massachusetts) yetişmiş. Müzik ve  resim eğitimi almış. Sanatçı  balmumu üzerine deneysel çalışmalar yaparak resimde eski sanatsal teknikleri keşfetmekle sanat sevüvenine başlıyor.  Fakat  bu sanatsal sürecin sonucunda  müziğe yöneliyor.

Toplam okunma (5571) Bugün(1) Son okunma tarihi (09 September 2010)

Kapitalizmin Krizi veya Otuz Yıllık Yalanın Sonu – Fikret Başkaya Mart 27, 2009

Posted by cafrande.org in : Genel Kültür - General Culture , add a comment

Önce bir yalan ürettiler. Ürettikleri yalanın adı neoliberalizmdi. Bu amaçla bazı büyük Üniversiteler ‘pilot bölge’ seçildi. Yalanı üreten iktisat profesörlerine peş peşe Nobel Ödülü verildi. Yalanın inandırıcı olması için yalancının itibarlı olması gerekirdi. Malûm, ‘sıradan birinin’ yalanına insanları inandırmak kolay değildir. Fakat yalan üretme işi sadece bir kaç üniversiteye ve piyasacı bir-kaç iktisat profesörüne bırakılamazdı. Bu amaçla ‘uluslararası’ denilen emperyalist örgütler [Dünya Bankası, IMF, Dünya Ticaret Örgütü, OECD, vb.] seferber edildi.
Bunlarla da yetinilmedi, büyük çokuluslu şirketler ve devletler tarafından finanse edilen bir sürü dernek, vakıf, araştırma enstitüsü ve tam bir ideolojik savaş makinesi olan think-tank’ler devreye sokuldu… Fakat yalanın üretilmesiyle iş bitmiyordu, yalanın büyütülmesi ve yayılması da gerekiyordu. Bu amaçla medya seferber edildi. Geriye üretilen ideolojik tezlerin politikayla/politikacılarla bağının kurulması gerekiyordu ki, 1979-80 den itibaren bu eşik de aşıldı. Artık yalancıların tek düşünce mertebesine yükselttikleri neoliberalizm denilen ideolojik söylem hikmetinden sual olmaz bilimsel hakikatler olarak sunulabilirdi… Ve sunuldu…

Toplam okunma (3805) Bugün(0) Son okunma tarihi (09 September 2010)

Yazın, yabancılaşma ve yabancılaştırma – Ahmet Oktay Mart 27, 2009

Posted by cafrande.org in : Edebiyat - Literature , 1 comment so far

Terry Eagleton, Eleştirinin Görevi adlı yapıtında*, çağdaş eleştirinin, 1980 yarı-faşist darbesinin depolitizasyon süreci sırasında edebiyat ortamının büyük ölçüde görmezden gelmeyi tercih ettiği aslî görevinin, “simgesel olanı siyasal olana yeniden bağlamak” olduğunu anımsatmış ve ofansif metnini, kendisini “burjuva devletine karşı verilen bir savaşım olarak tanımlamadığı” takdirde eleştirinin geleceğinin olmayacağını belirterek bağlamıştı (s. 115-116). Eagleton’ın bu vurgusunun, artık iyice unutulmuşa benzeyen Plehanov’un yorumuna eklemlendiğini söylemek gerekir. Şöyle yazar Plehanov Sanat ve Sosyalizm’de: “Tenkitçinin ilk vazifesi belli bir eserdeki fikri sanat dilinden sosyoloji diline çevirmek, belli bir edebî hadisenin sosyolojik muadili diyebileceğimiz şeyi tayin etmektir” (Çev.: S. Mimoğlu, Sosyal Yayınlar, 1962).

Toplam okunma (4885) Bugün(0) Son okunma tarihi (09 September 2010)

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 sonraki >