Bu Kategorideki Konular

31
Ara

Hrant DinkBir Tanecik Yavrularım,
Nihayet kendime bugün boş vakit bulabildim. İlk fırsatta oturup sizin için bir masal yazmaya karar verdim. Bundan sonra her boş anımda sîzlere masal yazıp göndereceğim. Güzel anneniz bu masalları size akşamları yatırırken okusun. Benim masallarımı dinleyerek mışıl mışıl uyursunuz. Sizleri çok sevdiğimi zaten biliyorsunuz. Bunu bir kez daha tekrarlayarak masalıma başlıyorum.
Bir varmış, bir yokmuş. Bir Barış varmış. Bir Sevgi varmış. Varlarmış ya. Hem varlarmış, hem yoklarmış. Bunların hem gözleri varmış, hem yokmuş. Hem kulakları varmış, hem yokmuş, hem elleri varmış, hem yokmuş. Yani bunlar insan desem insan değil, hayvan desem hayvan değil, varlıkları ile yoklukları birmiş. Yalnız var olan tek şeyleri koskocaman yürekleriymiş. Yürekleri koskocamanmış. Herkesi bu yüreğin içine alırlarmış, bütün dünyayı yüreklerinin içine alırlarmış, yine de yürekleri tam dolmazmış, boşluk çok kalırmış. Devamı »

Toplam okunma (10066) Bugün(7) Son okunma tarihi (25 January 2015)

, , , , , ,

16
Kas

Aziz-NesinRaviyanı ahbar ve nakılanı asar ve muhaddisanı rüzigar o güna rivayet ve bu tarz üzre hikayet ederler ki, çook eski zamanlarda, yeryüzünün bilinmedik bir yerinde, suları bol, dört yanı yol, kişileri erimli, toprağı verimli, halkı erdemli, yazarları görkemli bir ülke vardı. O ülkede her kişi salt kendi çıkarında olup, “gemisini kurtaran kaptan, sen çuval giy ben kılaptan” diyerek, kimse kimseyi düşünmezdi. Her koyun kendi bacağından asılır, her eşek kendi ayağından nallanır, “bana ne gerek, baklava börek” deyip, her kişi karnı tok, sırtı pek olunca, herkesleri de kendi gibi sanırdı. Devamı »

Toplam okunma (10731) Bugün(0) Son okunma tarihi (26 January 2015)

, , , , ,

18
Eyl

Aziz-NesinCezaevi dalgalandı, haber bütün koğuşlarda çalkalandı:
Yahu, Vazelin İhsan enselenmiş be…
Deme!
Namussuzum…
Ulan, herif töbe etmişti bu dalgalara…
Ne zamandır kahve işletiyordu.
Belki on sene var deliğe girdiği yoktu. İnanmayın, yalandır.
Yalan değil arkadaşım, akşam postasında Adliyeden getirmişler, kapı altında gördüm. Ha­mama girdi çıktı da, karantinaya soktular bile…
Bak ulan bak bee..Herif hapisanenin yolunu unutmuştu, tutup getirdiler ha…
Abi, kim bu Vazelin İhsan?
Siz onu tanımazsınız. Onun zamanına ye­tişmediniz. Ben Mehterhanenin sübyan koğuşundayken tanırım onu… Devamı »

Toplam okunma (2162) Bugün(0) Son okunma tarihi (26 January 2015)

, , , ,

12
Eyl

Italo CalvinoOlay, bir gün, bir köşe başında, gelip giden kalabalığın ortasında oldu.
Durdum, gözlerimi kırpıştırdım, hiçbir şey anlamıyordum. Hiçbir şey hakkında hiçbir şey. İnsanların, nesneler hangi nedenle böyleydiler, anlamıyordum, herkes son derece anlamsız ve absürttü. Gülmeye başladım.
Bana garip gelen şey, neden bunu daha önce anlamadığım oldu. O zamana kadar herkesi olduğu gibi kabule de gelmiştim; trafik ışıkları, arabalar, posterler, üniformalar, anıtlar, dünyadan tamamen kopmuş şeyler; hepsini sanki bir gereklilik sonucu ortaya çıkmışlar, bir neden-sonuç zincirinin halkasıymışlar gibi benimsemiştim.
Sonra gülmem dudaklarımda dondu, yüzüm kızardı, utandım. Ellerimi kollarımı sallayarak kalabalığa “Durun! Bir dakika!” diye bağırdım, “Bir yanlışlık var. Her şeyde bir terslik var. Dünyanın en saçma işlerini yapıyoruz. Nereye varır bu isin sonu?” Devamı »

Toplam okunma (9734) Bugün(1) Son okunma tarihi (25 January 2015)

, , , , , ,

12
Eyl

Lütfen dev diskoteklerin giriş kapılarıyla ve bayii toplantılarıyla karıştırmayınız!
Sergi açılışlarından, defilelerden, ünlü şirketlerin yıldönümlerinden ve Çırağan’daki düğünlerin bir kısmından bahsediyorum. Dikkatle okuyunuz! Uzman falan olduğumdan değil, gözlemim iyi, o açıdan.
Elbette burada gerçek anlamıyla bir sosyetiklikten bahsediyoruz.
Yoksa geçen gün, bizim evde çalışan Ayşe Hanım anlatıyor: “Yook, yok, Gülse Hanım, bu kapıcının karısı turşu bile yapmaz, sosyetik o!” diye. Bu tür bir sosyetiklik değil yani.
Benim de bir davetten ötekine, sosyal bir kelebek edasıyla gezdiğim falan yok tabii de, gazeteci dediğin gözlem yapar. Bu sebeple şu anda oturmuş benim yazımı okuyorsunuz, yoksa ben sizinkini okurdum, değil mi efendim? Zaten bu partilerden birkaçına gitmek, hepsine gitmek demektir.
Uzattım, ucu kaçıyor… Devamı »

Toplam okunma (8108) Bugün(3) Son okunma tarihi (25 January 2015)

, , ,

17
Tem

Aziz-Nesin1965 senesiydi. İşe gireli henüz iki hafta olmuştu. Bir genel müdürlükte, özel kalem müdürünün yardımcısıydım.Bayrama on gün kala, müdürüm hastalandı ve rapor aldı. Ertesi gün, genel müdür, beni odasına çağırdı.
Buyrun efendim.
Tebrik kartları hazır mı evladım?
Hangi tebrik kartları efendim?
Eyvahlar olsun, Şükrü sana söylemedi mi? Bayram geldi, tebrik kartı göndermeli. Şimdiye çoktan postaya vermiş olmamız gerekirdi.
Hiç haberim olmadı efendim
Hemen, hemen hemen ! Yarına istiyorum üç bin adet kartı sabaha kadar yaz ve postaya ver. Devamı »

Toplam okunma (11157) Bugün(5) Son okunma tarihi (25 January 2015)

, , , ,

10
May

Aziz-NesinÜç saattir, dört cip yoldaydı. Köy kahvesinin önünde cipler durdu. Vali, öndeki arabadan indi, ikinci arabadan mektupçu, defterdar, emniyet müdürü, candarma komutanı indiler. Tarım müdürü, sağlık müdürü, eğitim müdürü, lise müdürü, postane müdürü, tapukadastro müdürü ve öbür müdürler de arkadaki arabadaydılar. Cipleri gören köylüler, kahveden dışarı fırladılar. Kimi valinin elini öptü, kimi sıktı. Kimisi kucaklaştı. Vali de onları sevgiyle sardı, bağrına bastı. Yıllardır özlemi çekilen demokrasinin bu sıcak gösterisi, insanın gözünü yaşartıyordu.Hep birden kahveye doldular. Vali, kahve ocağının yanına, peykeye bağdaş kurdu. Ama, köyün en yaşlısı Mahmut Ağa’yı sağma aldı, o oturmadan oturmadı. Köylüler yaşlarına göre sırayla peykelere bağdaş kurdular, kimisi de hasır kahve iskemlelerine oturdu. Devamı »

Toplam okunma (15923) Bugün(5) Son okunma tarihi (25 January 2015)

, , , , , ,

Arşivler