jump to navigation

Komünist Manifesto’nun “Manifestoon” adıyla hazırlanan çizgi filmi Eylül 2, 2010

Posted by cafrande.org in : Kültür Sanat - Cultural Arts, Sinema /film Tiyatro - Simema Theater , add a comment

Karl Marx ve Friedrich Engels tarafından kaleme alınan Komünist Manifesto ilk olarak 21 Şubat 1848′de bilimsel sosyalizmi en açık ve en sade biçimiyle dünyaya duyurmak amacıyla Londra ‘da yayımlandı.  Komünizmin ilk bildirgesi  olan metin en etkileyici politik yazıları arasına girdi. Dünyada en çok okunan üç kitaptan biri oldu.  O tarihten bugüne belli başlı dünya dillerinde sayısız basımı yapıldı, bugün de yaygın bir ilginin konusu olmaya devam eden kitap, yazılı formatının dışında değişk şekillerde de karşımıza çıkıyor. Son olarak ABD’li sanatçı, medya aktivisti ve eğitimci Jesse Drew tarafından, klasik çizgi filmlerden yararlanılarak hazırlanan “Manifestoon” adlı çizgi filmi aşağıdan izleyebilirsiniz.

Toplam okunma (6088) Bugün(44) Son okunma tarihi (03 September 2010)

Charlie Chaplin: “Aklın İdare Ettiği Bir Dünya İçin Savaşalım” Eylül 1, 2010

Posted by cafrande.org in : Kültür Sanat - Cultural Arts, Sinema /film Tiyatro - Simema Theater , 1 comment so far

Askerler!
.
Zorbalara itaat etmeyin. Onlar sizi eziyor. Düşüncelerinizi, hislerinizi ve hareketlerinizi planlıyor. Sizi koyun yerine koyuyorlar. İnsanlıktan çıkmış, beyni ve kalbi makineleşmiş kişilere teslim olmayın. Siz ne makine ne koyunsunuz. Sizler insanlarsınız. Kalbinizde insanlara aşk besliyorsunuz. Sizde nefret yok, sevilmeyen insan kin besler.

Toplam okunma (8192) Bugün(21) Son okunma tarihi (03 September 2010)

Bir saz şairi olarak Aşık Veysel – Enver Gökçe Ağustos 31, 2010

Posted by cafrande.org in : Kültür Sanat - Cultural Arts , add a comment

Aşık Veysel halk şiiri geleneğinin son temsilcilerindendir. Halk şairlerimizin eserlerinde ortak özellikler olan saz söz ayrılmazlığı, klasik şark edebiyatının estetiğinde önemli bir yer tutan idealizm meyli ve bu meylin halk şiirinde işleyen mücerretlik vasvı (belirleyici niteliği) Aşık Veysel’in sanatında da egemen unsurlardır. Kısaca Aşık Veysel, tabiatı duyuşu, duyarlılığı dini bir zümreye bağlı egemen bir karakteri olmamasına rağmen mistik tarafları, kainat, varlık yaratılış anlayışı ile geleneğe bağlı bir saz şairidir.

Toplam okunma (5917) Bugün(3) Son okunma tarihi (03 September 2010)

Çağdaş burjuva sanatında bunalım ve estetik teorisi – Stanka Simeonova Ağustos 27, 2010

Posted by cafrande.org in : Genel Kültür - General Culture, Kültür Sanat - Cultural Arts , add a comment

Sanatçının toplumsal insanın tipik yaşantılarını, ülkülerini ve etik yada estetik yönlerini yansıtmayı reddetmesi, yaratıcı eylemden yüz çevirmesi, sanatın insandan uzaklaşması demektir. Eşyalaştırma ve kişisizleştirme sonunda insan kendi adını bile kaybediyor. Yazarlar ona artık ‘’ Falan,Filan, X ‘’ demeye başlıyorlar. İnsansızlaştırma her şeyden önce sanatın içerik yönünü yıkar. Giderek, sanat ‘’ insan bilgisi’’ olmaktan çıkar. Sanatçının insan karşısındaki yani toplum karşısındaki sorumluluğu ya küçümsenir, yada büsbütün yok edilir. Nitekim, fütüristler ‘”insan şimdi bizde hiçbir ilgi uyandırmıyor’” dediler. Böylece, attılar onu edebiyattan. Salvador Dali: ‘’ Ben insanları alıklaştırmayı seviyorum’’ diyor hiç sıkılmadan. Rob Griye, insana da eşya gibi, öteki eşyalar arasında yer veriyor. Konserve kutularının ressamı Endy Warhol ise: ‘makineler insanlar kadar çok sorunla uğramıyor. Onun için ben de makine olmayı isterdim.” diyor.

Toplam okunma (7722) Bugün(1) Son okunma tarihi (03 September 2010)

İlya Ehrenburg’un Hayatında ve Hatıralarında ‘Karmaşık Bir Kişilik’; Vladimir Mayakovski Ağustos 12, 2010

Posted by cafrande.org in : Edebiyat - Literature, Kültür Sanat - Cultural Arts, Öteki Tarih , add a comment

Beni Mayakovski ile kimin tanıştırdığını hatırlamıyorum. İlkin bir kahvede oturduk, sinemadan söz ettik. Sonra beni alıp, Petrovka yakınlarında, Saltikov sokağındaki San – Remo adlı, möbleli pansiyonuna götürdü. Bundan kısa bir süre önce <…>adlı kitabını okumuştum. Onu tıpatıp, hayalimde canlandırdığım gibi buldum: Kah mahzun, kah sert bakışlı, kalın sesli, geniş çeneli, iri yarı, sallapati, her an döğüşmeye hazır, atletle şair, Tanrıya dua ederek başaşağı yürüyen ortaçağ hokkabazı ile, barışmaz İkon savaşçısı karışımı bir adam.
Pansiyona giderken, Mayakovski, François Villon’un, Darağacını beklerken yazdığı kitabeyi mırıldanıyordu:

Toplam okunma (21472) Bugün(0) Son okunma tarihi (03 September 2010)

Müzik ve Kültürel Kökler Bağlamında Dersim Müziği – Mikail Aslan Ağustos 10, 2010

Posted by cafrande.org in : Kültür Sanat - Cultural Arts , add a comment

Müzik-Felsefe ilişkisi üzerinden Mistizm ve Arkapılan
Kutsal Kitap Tevrat’da yaradılış efsanesi bölümünde şöyle diyor: „Başlangıçta sadece söz vardı. Henüz yeryüzü, gökyüzü, toprak, ağaçlar, böcekler, canlılar vb. hiçbir şey yok iken sadece söz vardı“. Yaradılışın kurgu aşamasında var olan bu söz, sonradan birçok inceleme ve tartışmanın kaynağı oldu; Yapılan incelemelere göre söz konusu kelimenin İbranice‘den diğer dillere yanlış çevrildiği ve başlangıçta tanımlananın „söz“ değil de „ton“ veya „ses“ olduğu sonucuna varıldı.

Aynı cümlelere Zerdüşt’ün Avesta’sında da rastlanır. Orada da başlangıçta bir ‘vaz’ dan bahsedilir. Aynı anlama tekabül eden bu kavram halen Zazaca da ‘Veng û vaz’ olarak günlük yaşamda kullanılıyor. ‘Vaz’ veya ‘awaz’ kelimeleri ‘ses‘, ‘tını‘ veya ‘ton’ olarak Türkçe’ye çevrilebilir. İşte bu ilk ton, sonradan Hıra Nur dağında Hz. Muhammed‘e ‘vahiy’ olarak gelmiş ve İslam alimlerinin nefesinden ‘vaaz’ olmuştur. Bu kelimenin karşılığı Almanca’da ‘klang’, İngilizcede‘de ‘sound’ dur.

Toplam okunma (2319) Bugün(0) Son okunma tarihi (03 September 2010)

İlya Ehrenburg’un Hayatında ve Hatıralarında Çalışkan Bir Ressam Pablo Picasso Ağustos 6, 2010

Posted by cafrande.org in : Kültür Sanat - Cultural Arts, Ressam Resim Heykel - Painting Sculpture, Öteki Tarih , add a comment

Atelyede adım atacak yer yoktu. Her yanı tablolar, karton parçaları, tenekeler, teller, ağaçlar dolduruyordu. Bir köşeyi, tüpler ve boyalar doldurmuştu. Ben bu kadar tüpü mağazada bile görmemiştim. Picasso, eskiden sık sık, boya alacak parası olmadığını, işte geçenlerde birkaç tablosunu satınca <<ömrü boyunca>>yetecek kadar boya almağa karar verdiğini bana açıkladı. Duvara, kırılmış bir tabureye, sigara kutusunun üzerine yapılmış resimler gördüm. Picasso, kimi zaman, üzerine resim yapılmamış bir düzey görmeğe katlanamaz olduğunu itiraf etti. Görülmemiş bir hırsla çalışıyordu. Başkalarında, yaratıcı ayların yerini, şair ya da resim sanatçının, -Puşkin’nin deyimiyle- <>aylak bir devir alır. Picasso ise, ömrü boyunca, aynı ihtirasla çalıştı ve çalışmakta devam etti.

Toplam okunma (22666) Bugün(1) Son okunma tarihi (02 September 2010)

Süreyya Paşa, Nazım Hikmet ve Kadıköy’de Bir Sinemaya Dair Temmuz 29, 2010

Posted by cafrande.org in : Genel Kültür - General Culture, Kültür Sanat - Cultural Arts, Öteki Tarih , add a comment

Süreyya Sineması’nın ilk müdürü, Nazım Hikmet’in babası Hikmet Bey’di. Nazım Hikmet’in ‘Romantik Komünist’ adlı son biyografisinde yazarlar Şaime Göksu ve Edward Timms şunları anlatıyor: Hikmet Bey, 1932′de bir köpek tarafından ısırılıp kuduz aşısı yaptırmıştı. Ama birkaç gün önce bir yaralanma dolayısıyla tetanos aşısı da yaptırdığından, iki aşının uyuşmaması nedeniyle ağır hastalandı ve kısa süre sonra öldü. Hastayken, Süreyya Paşa (İlmen) evlerine gelerek sinemanın hesaplarıyla ilgili olarak kendisiyle konuştu. Hikmet Bey birkaç gün sonra ölünce, Nazım Hikmet çok üzüldü ve öfkeyle ”Hiciv Vadisinde Bir Tecrübei Kalemiye” başlıklı bir şiir yazdı. Ayrıca Gece Gelen Telgraf adlı şiirinde de (1932), Süreyya Paşa’ya duyduğu öfkeyi şöyle dile getiriyordu:

Toplam okunma (10144) Bugün(2) Son okunma tarihi (03 September 2010)

Tarikatçı Mehmet Nusret Nasıl Aydın Aziz Nesin oldu? – Canan Koçak Temmuz 23, 2010

Posted by cafrande.org in : Edebiyat - Literature, Kültür Sanat - Cultural Arts , add a comment

Ne mutlu bana önce Allah beni Müslüman yaratmış, sonra Türk doğmuşum, üstelik İstanbul’da doğmuşum, sonra da ne bulunmaz ana babanın çocuğum diye düşünürken ve Atatürk’ün o ünlü sözü “Ne mutlu Türküm diyene” yi iyice özümsemişken, bir gün neden? diye soruverir kendi kendine. Benim üstünlüğüm ne? neden Hıristiyan çocuklar kendileri seçmedikleri halde, cehennem ateşinde yansınlar? Bir halkı diğerinden üstün kılan, bir şehirden imkanlar bakımından diğerini ayıran ne? Küçük yaştan beri kafasını kurcalayan bu sorular daha sonra büyüyecek ve onu herkesin eşit olması gerektiği fikrine değin götürecektir.

Toplam okunma (8230) Bugün(0) Son okunma tarihi (03 September 2010)

Acının ve gerçeğin ressamı Frida Kahlo: Seni sevmekten ne zaman vazgeçtim? Temmuz 22, 2010

Posted by cafrande.org in : Kültür Sanat - Cultural Arts, Ressam Resim Heykel - Painting Sculpture , 1 comment so far
Kötü günümde yanımda olmadığın zaman vazgeçtim./ Canın sıkıldığında benimle paylaşmadığını, kırılacak veya tedirgin olacak olsam bile düşüncelerini açıkça söylemediğini anladığım zaman vazgeçtim./ Bana yalan söylediğini anladığım zaman vazgeçtim./ Gözlerime baktığında kalbinle bakmadığını ve bana hala söylemediğin şeyler olduğunu hissettiğimde vazgeçtim./ Her sabah benimle uyanmak istemediğini, geleceğimizin hiçbir yere gitmediğini anladığım zaman vazgeçtim./ Düşüncelerime ve değerlerime değer vermediğin için vazgeçtim./ Ağrılarımı dindirecek sıcak sevgiyi bana vermediğinde vazgeçtim.

Toplam okunma (8497) Bugün(10) Son okunma tarihi (02 September 2010)

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 sonraki >