Sadık Gürbüz, Umut ve Yaşam Türküleri’yle cafrande.org’ta Eylül 1, 2010
Posted by cafrande.org in : Türkçe Müzik & Klip - Turkish music, Türküler, Deyişler , 1 comment so far
1950 Amasya doğumlu olan Türk halk müziği sanatçısı Sadık Gürbüz, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdikten sonra 1976 yılına kadar Şehir Tiyatroları’nda çalıştı. Siyasal sebeplerden dolayı görevinden uzaklaştırılan Gürbüz, Türk halk müziğinin önde gelen adlarından biri olarak bilinir. Yaklaşık 30 yıldır müzikle uğraşan sanatçı, Tiyatroda çalıştığı dönemde oyun müzikleri daha sonra Kara Çarşaflı Gelin (1975), Kaçak (1982) ve Şaşkın Ördek (1983) adlı filmlerin müzikleri de yaptı.
Sadık Gürbüz- Odam kireçtir tutmuyor
musicwebtown
Sadık Gürbüz’e göre, radyo ve televizyonun da etkisiyle, halk kültürünü savunanlar artık eskisi kadar etkin değildirler. Sanatçı, halk müziğini modern tekniklerle de buluşturmak, müziği tek seslillikten kurtarılıp modern tekniklere açmak amacıyla çok sesli çalışmalar yapmaktadır. Sanatçı, müzik anlayışının temellerinin 1971-1976 yılları arasında Muhsin Ertuğrul yönetimindeki Şehir Tiyatroları’ndaki çalışmaları sırasında atıldığını, o dönemde tiyatroda sağlam bir müzik eğitimi aldıklarını belirtmektedir.
Albümleri
Ben mahpusum abem candarma(plak)
Pir Sultan Abdal
Sevdadır
Ölüm Adın Kalleş Olsun (Sevda ve Gurbet Türküleri)
Gurbet Bize Yazgı mı? (Sevda ve Gurbet Türküleri)
Toprağım ve Sevdam
Turna Telinden
Umut ve Yaşam Türküleri
Yine O Sevda
Toplam okunma (16682) Bugün(11) Son okunma tarihi (03 September 2010)
Kardeş Türküler, ‘Bahar’ ve ‘Doğu’ adlı iki albümünü online dinle Ağustos 24, 2010
Posted by cafrande.org in : Kardeş Türküler, Kürtçe Müzik Klip - Kurdish Music video, Türkçe Müzik & Klip - Turkish music , 7comments
Kardeş Türküler, 1993 yılında Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü’nün müzik birimi tarafından hazırlanan bir konser çalışmasının adı olarak gündeme geldi. Anadolu halk şarkılarını, kendi kültürel yapılarını baz alarak orijinal dilleriyle yorumlamaya çalışan bu proje, ana olarak dört bölümden, Türk, Kürt, Azeri ve Ermeni şarkılarından oluşuyordu. Bu çıkış, politik anlamda ‘kardeşlik içinde bir arada yaşama’ ilkesine dayanarak, halklar arasında yaratılmaya çalışılan kutuplaşma ve gerilime müzikal düzlemde cevaplar geliştirmeye çalışıyordu.
Daha sonraki dönemlerde Kardeş Türküler çalışması, değişik kültürlere ait şarkılara da yönelerek repertuarını genişletmeye başladı: Laz, Gürcü, Çerkez, Çingene, Makedon, Alevi, vs. ezgileri, müzik topluluğunun oluşturmaya çalıştığı düzenleme anlayışı içinde biçimlendirilerek icra edildi.
ALTERNATİF DİNLEME LİNKİ İÇİN TIKLAYINIZ
Kardeş Türküler Bingöl (Ermenice)
1995 yazında kurulan Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu’nun (BGST) müzik biriminde yer alan grup, bir yandan çeşitli sanatsal etkinliklere ve kültürel gecelere, festival ve şenliklere katılırken, diğer yandan da repertuarının bir bölümünü değerlendirmek üzere, Feryal Öney’in solist olarak yer aldığı, Azeri müzisyenlerle birlikte hazırlanan ‘Hardasan / Azeri Şarkıları’ adlı albüm çalışmasını yayınladı. Bir yıl sonra, Haziran 1997 tarihinde, Anadolu-Mezopotamya eksenindeki müzik geleneklerinin ürünlerini örneklemek üzere ‘Kardeş Türküler’ albümünü çıkaran grup, zaman içinde bu ad ile anılmaya başladı. Aynı dönem bir özel radyonun yaptığı dinleyici anketinde ‘yılın grubu’ seçilen Kardeş Türküler, ikinci albümünü daha lokal ve spesifik bir projeye ayırdı: ‘Doğu’ albümü, o coğrafyanın müzikal mirasını ve sunduğu olanakları araştırmaya çalışan grubun kendi ‘sound’unu oluşturması yolunda önemli bir adım oldu.
Grup, Truva Folklor Araştırmaları Derneği’nce Aralık 1999 tarihinde 7′ncisi düzenlenen Truva Kültür Sanat Ödülleri kapsamında ‘Çağdaş Halk Müziği’ dalında ödüle layık görüldü. Folk Roots dergisinin Temmuz 2000 tarihli sayısında tanıtımı yapılan ‘Doğu’albümü, aynı dönemde İngiltere’de yayın yapan Radio Not-Wonderful’un listesinde 4. sırada yer aldı. 2000 yılının Şubat ayında, Jérôme Cler’in hazırladığı ve Cité de la Musiques / Actes Sud tarafından Fransa’da yayınlanan ‘Musiques de Turquie’ adlı kitabın CD ekinde, grubun yorumladığı iki şarkıya yer verildi.
Doğu albümünden bir şarkı, Songlines dergisinin Anadolu müziklerine ayırdığı Ekim sayısında ek olarak verdiği karma albümde de yer aldı.Yine Folk Roots dergisinin Ocak-Şubat 2001 sayısındaki karma albümde grubun bir şarkısına yer verildi. Grup, coğrafyamızın çok-kültürlü, çok-etnili yapısını, ilk kez çektiği bir Türkçe-Kürtçe kliple de gündeme getirmeye çalıştı. Kültürler arasındaki alışverişin müzikal alanda bir örneği olarak düşünülen bu şarkının klibi, bir ‘ilk’ olması itibariyle ana haber bültenlerine konu olduysa da, ulusal kanallarda pek yer almadı; ama kardeşlik ve barışı önemseyen çevrelerden olumlu tepkiler aldı.
Yalnızca ideolojik fikirlerinden değil, oluşturdukları müzikaliteyle de müzik otoritelerince sık sık övgüye layık görüldü. Bu tarz otantik müziği, yine otantik sazlarla çok sesli müziğe çevirebilmeleri hep başarılı bulundu.
Şivan Perver’in Eylül 2000′de piyasaya çıkan ‘Roj û Heyv’ adlı albümünün müzik yönetmenliği ve düzenlemelerini üstlenen Kardeş Türküler, son olarak Yılmaz Erdoğan ve Ömer F. Sorak’ın yönetmenliğini yaptığı ‘ Vizontele’ filminin müziklerini hazırladı. Bu çalışmasıyla, Ekim 2001 tarihinde düzenlenen 38. Antalya Altın Portakal Film Şenliği’nde ‘En İyi Film Müziği’ ödülü alan grup, 2002 Aralık ayında “Hemâvâz”ı yayınlanan grup, 2005 yılında da Bahar’ı yayınladı. Ayrıca 2005′te gösterime giren Hollywood yapımı Cennetin Krallığı filminin Müzik Direktörü, Kardeş Türküler’i, Ortadoğu Müziğini en iyi yorumlayan ekiplerden biri olarak gördü ve film müziği olarak kullanmak için birkaç parça istedi. Gerek orijinal halk müziklerinden, gerekse kendi bestelerinden oluşan 11 parça gönderildi ve bunların 3-4′ü filmde kullanıldı.
Grup üyeleri
Burak Korucu, Burcu Yankın, Burcu Yıldız, Diler Özer, Evren Bay, Emin Çiftçi, Fehmiye Çelik, Feryal Öney, İlkem Balseçen, Nevzat Çelebi, Özgür Akgül, Selda Öztürk, Şenay Karaman, Şirin Özgün, Tolgahan Çoğulu, Ülker Uncu, Vedat Yıldırım, Yücel Balım
Albümler:
Bahar – 2005 – Kalan Müzik
Vizontele Tuuba – 2004 – Kalan Müzik
Hemâvâz – Aralık 2002 – Kalan Müzik
Vizontele (Film Müzikleri) – Şubat 2001 – Kalan Müzik
Doğu – Temmuz 1999 – Kalan Müzik
Kardeş Türküler – Haziran 1997 – Kalan Müzik
Feryal Öney Solo Albümler
Hardasan-Azeri Şarkıları, Ekim 1996 – Güvercin Müzik
Bulutlar Geçer,2006- Kalan Müzik
Toplam okunma (28172) Bugün(8) Son okunma tarihi (03 September 2010)
Halk müziğinde iki derviş; Erkan Oğur, İsmail Hakkı Demircioğlu ezgileriyle cafrande.org’ta Ağustos 23, 2010
Posted by cafrande.org in : Erkan Oğur, İsmail Hakkı Demircioğlu, Halk Ozanları, Türkçe Müzik & Klip - Turkish music , 9comments
Türkiye’nin en özgün müzisyenlerinden birisi olan Oğur, Anadolu ezgilerindeki hümanizmi, sufi bilgeliği ve erdem arayışını yansıtan albümler yapan başarılı sanatçıdır. Türkiye dışında bir çok festivallere katılmış, bir çok cazcıyla sahneye çıkıp kayıtlar gerçekleştirmiştir. Türkiye folk müziğiyle yola çıkmış, bu müziğe önemli katkılar sağlamıştır.
Aslen Elazığ Harputlu olan sanatçı 1954 yılında Ankara’da doğar. İstanbul Devlet Konservatuarı Sanat Müziği bölümünden mezun olur. Doğu Anadolu’nun folk müziği ve Aşık Veysel gibi ozanların şarkılarıyla büyüyen Erkan Uğur, perdesiz elektrikli gitarı bularak ilk kez pasajlar üzerinde kayma ve çeyrek tonların çalınmasına olanak tanır. Sanatçı aynı zamanda ud, tanbur, bağlama, cümbüş ve keman gibi geleneksel çalgıları başarıyla çalan bir enstrüman ustasıdır.
Uğur müzik hayatına 1980 yılında çeşitli sanatçılara eşlik ederek başladı ve ilk albümü “Fretless”i 1994 yılında Almanya’da çıkardı. Bu albüme birkaç ilave ile 1996 yılında Türkiye’de “Bir Ömürlük Misafir” adlı albümünü yayınladı ve aynı yıl Eşkıya filminin müziklerini yaptı. Bu albümünden sonra “Gülün Kokusu Vardı” (1998), “Hiç” (1999), “Anadolu Beşik” (2000) ve en son albümü olan Fuad’ı (2001) müzikseverlere sundu.
Halk Müziğimizin usta ismi İsmail Hakkı Demircioğlu, 1957 yılında Rize / Pazar’da dünyaya geldi. İlkokul, ortaokul ve liseyi Pazar’da okuyan Demircioğlu, 1980′de İ.T.Ü. Türk Müziği Devlet Konservatuvarı, Temel Bilimler Bölümü’ne girdi, 1984′te mezun oldu. 1984 – 1986 yılları arasında Ruhi Ayangil’in Türk Müziği Orkestra ve Korosu’nda bas olarak çalıştı. Sanatçı, 1987′de Ruhi Su Dostlar Korosu’nda, Timur Selçuk ve Sarper Özsan’ın çalıştırdığı dönemde, yine bas olarak çalışmalara katıldı.
Bu dönemde “Türkülerimiz” ve “Sırdaş Türküsü” isimli iki albüm çıkaran Demircioğlu, 1998′de “Gülün Kokusu Vardı” ve 2000′de “Anadolu Beşik” adlı albümlerde yakın dostu Erkan Oğur’a eşlik etti. “Anadolu Beşik” albümünde ağırlıklı olarak Doğu bölgesinin tınıları hâkim. Kul Hüseyin’in pek bilinmeyen nefes’i “Zamanede Bir Hal”, Pir Sultan Abdal’dan “Karşıda Görünen Ne Güzel Yayla” Erkan Oğur’un yanık sesine pek yaraşan Elazığ yöresi türküsü “Bir Şuh -i Sitemkâr”, “Kul Ahmet’ten “Seher Yeli” gibi örneklerle albüm, geçmişin mucizesinin bugüne taşındığı bir mücevhere dönüşüyor.
Karadeniz’de hüznün de var olduğunu hatırlatan Demircioğlu, son olarak da 2004 yılında, hüznün hakim olduğu solo albümü “Nasibolsa”yı çıkardı. Demircioğlu’nun uzun zamandır yapmayı düşündüğü albümde, sanatçının 20 yıl öncesinden başlayarak bestelediği 5 şiir, sözü ve müziği Bahar Alkaya’ya ait geleneksel karakterde bir deyiş yer alıyor. 12 parçanın yer aldığı albümde yine Alkaya’nın derlediği bir ağıt, Rize Çamlıhemşin / Çat’ta Servet Çamoğlu’ndan öğrendiği “Osman’ın Ağıtı” ile birlikte 4 halk türküsü bulunuyor.
Albümde birçok ortak çalışmaya imza attığı sanatçı dostu Erkan Oğur’un da ağırlığı hissediliyor. Sanatçının albümünde gerek sesiyle gerekse enstrümanıyla Erkan Oğur’dan Birol Topaloğlu’na, Okan Murat Öztürk’den İbrahim Karaca ve Cem Aksel’e, “Şu Uzun Gecenin Gecesi Olsam” türküsünün bilinmeyen sözlerini gönderen Çorum eski valisi Atıl Uzelgün’e kadar birçok insanın emeği geçmiş. Albümde, tasavvuf şairi Yunus Emre’nin “Aşkından Yanar Yüreğim” şiiri, edebiyat dünyasında önemli yere sahip olan Sabahattin Ali’nin “Rüzgar” şiiri ve yine A. Kadir’in “Birinci oğluma Ninni” adlı dizeleri Demircioğlu’nun müziğiyle bütünleşmiş.
TÜRKÜLERİN DOĞURDUĞU ANADOLU
Albümlerinde bölgesel çeşitliliğiyle dikkat çeken Demircioğlu, çalışmalarında ve hayatında önemli bir yere sahip olan türküleri var eden Anadolu insanı için şunları söylüyor: “Bu kadar güzel türküler onları var etmiş olan Anadolu insanının gelecekte memleketimizi daha güzel, mutlu günlere taşıyacağına eminim. Türkülerin nasıl oluştuklarını, melodik, sözel, makamsal ritimsel, bölgesel çeşitliliğini, estetik yapılarının derin ve etkileyiciliğini düşündükçe Anadolu insanına hayretim ve saygım artıyor.”
Toplam okunma (20169) Bugün(38) Son okunma tarihi (02 September 2010)
40 Yıllık Bir Rock Müzik Grubu Moğollar ve Seçilmiş Şarkıları Ağustos 20, 2010
Posted by cafrande.org in : Moğollar, Türkçe Müzik & Klip - Turkish music , add a comment
Moğollar, Türkçe sözlü rock müzik yapan ve Anadolu Rock türünün kurucularından olan müzik grubu. Türkiye’nin en önemli gruplarından olan Moğollar, Ağrı Dağı Efsanesi ve Bir Şey Yapmalı isimli şarkılarıyla tanınmıştır. Grup, 1967′de Aziz Azmet, Tahir Nejat Özyılmazel, Murat Ses ve Aydın Daruga Haluk Kunt’la birliktekurulur. İki ay sonra Cahit Berkay gruba katılır.
Sonraki süreçte Cem Karaca ve Haluk Kunt’un gruba dahil olur. İlk 45′likleri “Eastern Love/Artık Çok Geç”, Şubat 68′de çıkar. Bu dönemdeki parçalarda Azmet/Ses ikilisinin, Lennon/McCartney tarzı bir çalışma beraberliği sözkonusudur. Benzeri tonaliteye, bu ikilinin Silüetler döneminde, hatta Meteorlar döneminde rastlamak mümkündür. Bu plağın hemen ardından “Mektup/Lazy John”u yapan grup, Haziranda Altın Mikrofon yarışmasına katılır ve “Ilgaz” üçüncü olur.
Dinlemek için yukarıdan başlatınız.
Bu başarı ve ardından çıkan 45′lik Moğollar adının daha çok insan tarafından duyulmasını sağlar. Konserler verirler. İlk solo konserlerini ise 19 Ekim 1968′de İstanbul Fitaş Sineması’nda verirler. Yabancı şarkıların yanı sıra kendi bestelerini de seslendiren Moğollar, konserlerinde büyük ilgi görür. Ünleri İstanbul dışına çıkar, Anadolu’ya ulaşır. Aynı tarihlerde dördüncü plaklarını çıkaran Moğollar 1968′i tanınmış bir grup olarak kapatır.
Grubun Dağılması
1976′dan sonra yalnızca bireysel çalışmalarını sürdürür ‘Çekirdek’ Moğollar elemanları. Cahit Berkay, film müzikleri yapar aradaki yıllarda. ’90′larda, Cem Karaca ve Uğur Dikmen’le Rock kumpanyası adlı grubu kurar, birlikte iki albüm (Yiyin Efendiler ve Nerde Kalmıştık) yaparlar.
Engin Yörükoğlu, Fransada çeşitli jazz grupları kurar, sonraları İstanbul’da Jazz Stop isimli bir kulüp açarak orada çalmaya başlar.
Taner Öngür ise Dostlar (Edip Akbayram’ın eski grubu), Dadaşlar (Ersen’in 1974-1993 arasında çalıştığı grup) ve Dervişan (Cem Karaca’nın eski grubu)’da çalışır bir süre. Daha sonra Almanya’ya yerleşir. 1992′de Türkiye’ye döner, “Alarm” isimli ilk solo albümünü çıkartır.
Murat Ses, Kurtalan Ekspres’le çalışır, bir ara kısa sürelerle Dostlar ve Dervişan’la çalışır, o dönemden kalan en önemli parça, Dostlar’la yapmış olduğu ‘Garip’tir. Daha sonra, kendi grubu Ağrı Dağı Efsanesini kurar. 1979′dan itibaren Avusturya’ya yerleşen Ses, halen orada ve ABD’de yaşamaktadır. Avusturya’da ve ABD’de, bu güne kadar sekiz solo albüm çıkarmıştır: Automaton (1990), Binfen (1995), Culduz (1999), Automaton Square (2005), Binfen 2005 Remix (2005), Electric Levantine (2006), Umami (2007) ve Beside The Sun (2010).
Grubun Tekrar Bir Araya Gelişi
1992′de bir televizyon programında dinlediği Moğollar’dan etkilenen Leman dergisi çizerlerinden Kaan Ertem, “Moğollar tekrar bir araya gelsin” çağrısıyla bir imza kampanyası açar. 4000′den fazla imza toplanır bu kampanya dahilinde. Cahit Berkay, Taner Öngür ve Engin Yörükoğlu arada bir araya gelip bu konuyu görüşürler, yeniden Moğollar’ı kurmak konusunda tereddütleri vardır, ancak kampanya’ya gelen mektuplar onlara cesaret verir. Yanlarına genç bir müzisyen Serhat Ersöz’ü alarak, 31 Mayıs 1993′te İstanbul Cemal Reşit Rey konser salonunda verdikleri bir konserle geri dönerler. 1994′te “Moğollar94″, 1996′da “Dört Renk”, 1998′de “30.yıl”, 2000′de “Moğollar 1968-2000″ ve 2004′te “Yürüdük Durmadan” albümlerini çıkarırlar. 2007 yılında Cem Karaca’nın oğlu Emrah Karaca solist olarak gruba katılır. 2008′de Utku Ünal albüm çalışmaları için 2. davulcu olarak gruba katıldı ve grup 2009′da “Umut Yolunu Bulur” albümünü çıkardı.
Grubun üyeleri
Cahit Berkay
1946′da Senirkent Isparta’da doğan Cahit Berkay, müzik hayatına, 1962 yılında Siyah inciler adlı grupta başlar. 1964′te Selçuk Alagöz ün grubunda profesyonel müzik hayatına adım atmış olur. 1967 yılının sonunda katıldığı Moğollar’ın zamanla beyni oldu. Berkay; grupta akustik, elektro gitar, yaylı tambur, ıklığ, bağlama çalıyor.
Moğollar dışında bireysel çalışmalar yürüterek birçok film müziğine de imza atan Cahit Berkay, 1978′de “Fıratın cinleri”, 1982′de “Kırık bir aşk hikâyesi”, 1991′de “Gizli yüz” flim müzikleri ile Altın Portakal ödülünü aldı. 200′den fazla uzun metrajlı filim müziği ve birçok dizi müziğinin altında Cahit Berkay’ın imzası bulunmaktadır. 1997′de Cahit Berkay filim müzikleri albümleri serisinin birincisini yaptı. Film müzikleri volüm 2 , 1998′de, volüm 3 ise 2001′de çıktı..
Taner Öngür
1949′da İstanbul’da doğdu. Müzik hayatına 16 yaşında Volkanlar isimli grupla Kontrabas çalarak başladı. Daha sonra sırasıyla, Meteorlar, Okan Dinçer Kontrastlar ve Erkin Koray dörtlüsü ile çalıştı. 1969 yılında Moğollar’a katılan Öngür, grup’ta Bass gitar çalıyordu 1974 yılında Moğollar’dan ayrılarak Tank isimli bir grup kurdu. Fakat bu grup fazla uzun ömürlü olamadı. Daha sonra Ersen ve Dadaşlar ile Cem Karaca Dervişan grubuyla çalışan Taner Öngür, 1980 yılında Almanya’ya gitti. Frankfurt’ta Figo Andaç ile Baba isimli bir proje üzerinde 10 sene elektronik, psycodelic deneyler yaptılar. 1991 yılında Türkiye’ye dönen Taner Öngür 1993′te Alarm isimli bir solo albüm yaptı. 2005′te 2. solo albümü Evde Tek Başına’yı çıkardı.
Rock müziğinin Türkiye’deki isyanı olan Barışarock’ın hayata geçirilmesinde bireysel anlamda büyük katkıları oldu ve her yıl da olmaya devam etmektedir.
Engin Yörükoğlu
Moğollar’ın dedesi olarak tanımlanan Engin Yörükoğlu, 1945′te Kahramanmaraş’ta doğdu. Müziğe 1963 yılında Gölcük’te başladı. Daha sonra Selçuk Alagöz’ün grubuna girdi. 1969 yılında Moğollar’a katılana kadar burada çalıştı. Moğollar’la gittiği Paris’te gruptan ayrıldı. Daha sonraki yıllarda Cahit Berkay ile Paris’te çeşitli çalışmalar yaptı. Ayrıca Jazz müziğine yöneldi. Çeşitli triolar ve quartetler kurdu. 1991′de Türkiye’ye dönen Yörükoğlu, İstanbul/Beyoğlunda Jazz Stop isimli bir Jazz ve Rock kulübü ve Bodrum’un Kızılağaç köyünde de bir restaurant işletmeye başladı. Moğollar hayranları tarafından çok sevilen dede Engin Yörükoğlu’nın ünlü çinçan solosu ise her konserde vazgeçilmez davul solosu olarak konserlerine gidenlere sunulmakta.
2007 yılında akciğer kanserine yakalanan Engin Yörükoğlu kemoterapi görmeye başladı. Moğollar grubunun 40. yılı olan 2008′de de Moğolların Dedesi olarak tanımlanan Engin Yörükoğlu, bu tedavinin devamında gümüş rengi uzun saçlarını, bıyık ve sakalını kesmeyi uygun gördü. Akciğer kanserine bağlı solunum yetmezliği sonucu 23 Nisan 2010′da Bodrum – Muğla’daki evinde hayatını kaybetti.
Serhat Ersöz
Moğollar grubunun en genç elemanı olan Serhat Ersöz 1972′de Eskişehir’de doğdu. 1991′de üniversite imtihanını kazanıp Kocaeli’den İstanbul’a taşındığı zaman, arkadaşlarıyla Midas isimli bir grup kurdu. Sonraları bu grupla Engin Yörükoğlu’nun jazzstop isimli klübünde çalmaya başladığı sıralar yeniden bir araya gelmeyi düşünen Moğolların dikkatini çekti ve gruba 1993 yılında katıldı. Grupta klavye çalmaktadır. Bir süre Bilgi Üniversitesi Müzik bölümünde öğretim görevlisi olmuş ve Bulutsuzluk Özlemi’nin Yaşamaya Mecbursun albümüne katkıda bulunmuştur.
Emrah Karaca
Grubun solistidir, en yeni üye olarak 2008′de katıldı. Grubun kurucularından Cem Karaca’nın oğludur…
Albümleri /Diskografi
45likler
Eastern Love / Artık Çok Geç (1968)
Mektup / Lazy John (1968)
Everlasting Love / Hard Work (1968)
Ilgaz / Kaleden Kaleye Şahin Uçurdum (1968)
Sessiz Gemi / İndim Havuz Başına (1972)
Dağ Ve Çocuk / İmece (1970)
Ağlama / Yalnızlığın Acıklı Güldürüsü (1970)
Garip Çoban / Berkay Oyun Havası (1970)
Ternek / Haliç’te Güneşin Batışı (Ersen’le birlikte) (1970)
Hitchin / Behind The Dark (1970)
Behind The Dark / Madımak / Lorke (1971)
Hitchin / Hamsi (1971)
İşte Hendek İşte Deve/Katip Arzuhalim Yaz Yare Böyle (Barış Manço’yla birlikte Manchomongol olarak) (1971)
Binboğanın Kızı / Ay Osman (Barış Manço’yla birlikte Manchomongol olarak) (1971)
Yalan Dünya / Kalenin Dibinde (Selda Bağcan’la birlikte) (1972)
Alageyik Destanı / Moğol Halayı (1972)
Çığrık / Sıla (1972)
Sor Kendine / Garip Gönlüm (Ersen’le birlikte) (1972)
Obur Dünya / El Çek Tabib (Cem Karaca’yla birlikte) (1973)
Gel Gel / Üzüm Kaldı (Cem Karaca’yla birlikte) (1973)
Namus Belası / Gurbet (Cem Karaca’yla birlikte) (1974)
Tanrıların Arabaları / Bu Nasıl Dünya? (1974)
Birlik için Elele / Sevgimin Derdi Albümler (Ali Rıza Binboğa’yla birlikte) (1975)
Albümler
Anadolu Pop (1) (1971) (Uzunçalar)
Hittit Sun (2) (1975) (Uzunçalar)
Moğollar (3) (1976) (Uzunçalar)
Anılarla Moğollar ve Silüetler (4) (1990)
Anadolupop 70′li Yıllar (5) (1993)
Moğollar’94 (1994)
Dört Renk (1996)
30. Yıl (1998)
Moğollar 1968-2000 (2000)
Yürüdük Durmadan (2004)
Umut Yolunu Bulur (2007)
Toplam okunma (8763) Bugün(2) Son okunma tarihi (03 September 2010)
Türkülerle Caz | Sema ve Grubu Taksim, “Hommage in İstanbul” albümüyle yeniden cafrande.org’ta Ağustos 11, 2010
Posted by cafrande.org in : Sema Taksim, Türkçe Müzik & Klip - Turkish music , add a comment
-
Ankara’da doğumlu olan sanatçı 1980 yilinda Ankara Dil Tarih ve Cografya Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Berlin’e gitti. Klasik Türk Müziği’nden yola çıkarak caz, Brecht Liedler, Yiddish Getto şarkıları, deneysel müzikle kendine özgü yorumunu yarattı. 1984-86 ‘Ensemble Kreuzberger Freunde’ grubunun solistliğini yaptı. Bu grupla Yunus Emre, Mevlana, Dede Efendi ve Nazim Hikmet’i seslendirdi. 1987 Alman müzisyenlerden olusan “Sema&Taksim” adlı kendi grubunu kurdu. Piyano, saksafon, kontrabas, bateri yanında bandeneon ve tabla enstrümanlarını da kullandı. Grup birçok uluslararasi festivale katıldı.
Dünyayı oktavlar arasında dolaşan ses olarak tanınan Sema, 1995 yılından bu yana bazen Berlin bazen İstanbul’da yaşıyor. 1989 yılında kurduğu Taksim grubuyla “İstanbul’u dinliyorum”,”Sihir-Zauber”, “Hommage in İstanbul” bunların seçmesinden oluşan “Gülnihal” ve “Sema Ekho” isimli beş albüm çıkardı. Oldukça başarılı bu çalışmalar dışında Tuncel Kurtiz ile birlikte Nazım Hikmet’in kaleme aldığı “Şeyh Bedrettin Destanı”nı yorumladı.
Sema Taksim – Eğilmez Başım Gibi
Şeyh Bedreddin Destanını dinlemek için tıklayınız
1989 Karinet ustasi Giora Feidman ile tanisti ve birlikte ortak çalismalar yapti.
1994 Tuncel Kurtiz ile “Seyh Bedreddin Destani”ni Yerebatan Sarnici’nda seslendirdi, bu oyunla Türkiye ve Avrupa turneleri yapti.
1995 Istanbul’da ilk kez Aya Irini’de “Istanbul’u Dinliyorum”
1996 Ayni grupla CRR salonunda “Anilarda Istanbul”u seslendirdi.
1996 Almanya Erfurt Thomaskirche’de “Kudüs 3000 Için Hosgörünün Anisina” adli konsere Giora Feidman, Rus Ortodoks Korosu Arte Chorale gibi dünyaca ünlü gruplarla katildi.
1997’de Assos Gösteri Sanatlari Festivali’nde rejisörlügünü Hüseyin Katircioglu’nun yaptigi gösteride “Safo”nun siirlerini besteledi ve uluslararasi müzisyenlerle seslendirdi.
1997’den itibaren Cumhuriyetin ilk dönemi tangolarini seslendirdi. Bu çalismalarina “Seven Kalp Böyle Yanar” adli programini ekledi.
1998 Uluslararasi mekan akustigi uzmani Andres Bosshard ile Köln Müzik Akademisi’nin düzenledigi per/SON Festivali’nde Trinitatiskirche’de “21 Donnerrollen” adi altinda ilk deneysel ses performansini gerçeklestirdi.
Ayni yil Zürih’de Daniela Zehnder’in yönetiminde isik-dans-ses performansina katildi, Mustafa Kaplan ve Hüseyin Katircioglu ile birlikte uluslararasi dansçi ve müzisyenlerle çalisti.
1998 Körber Vakfi’nin Bonn’da düzenledigi “Türk-Alman Iliskilerinde Tabulastirilan Faktör: Din” konulu sempozyuma sanatçi olarak davet edildi, “Sema&Taksim”le Yunus Emre ve Mevlana ilahilerini seslendirdi.
2000 Yili Nisan ayinda “Ilahiler ve Nefesler”i bu kez Berlin’de Heilig Kreuz Kilisesi’nde, farkli bir anlayisla, Henning Schmiedt’in kilise orgu ve çembalo’su, Uli Moritz’in perküsyonu, Süleyman Erguner’in neyi esliginde yeniden yorumladi.
2000 Istanbul Tiyatro Festivali’nde 5. Sokak Tiyatrosu’nun prodüksiyonu olan Mustafa Avkiran’in rejisinde Murathan Mungan’in yazdigi “Dumrul ile Azrail” adli oyunda Engin Yörükoglu ile birlikte müzik yapti ve rol aldi. Bu oyunla Zürih, Rotterdam, Utrecht, Haarlem, Arnheim, Tunus, Berlin, Donau Tiyatro Festivali (Avusturya)’ne katildi, turneye çikti.
2002 Istanbul Tiyatro Festivali’nde rejisini Genco Erkal’in yaptigi “Nazim’a Armagan” adli gösteride yer aldi.
2003 Istanbul Müzik Festivali’nde “Ilahiler ve Nefesler” projesini 20 Haziran’da Koç Müzesi’nde gerçeklestirdi.
2003 Mustafa Avkiran rejisinde sahnelenen “Asura” gösterisi kadrosunda rol aldi. Bu oyun 2003 yilinda Zürich Theater Spektakel festivalinde, Hollanda Rotterdamse Schowburg, Utrecht Stadtschowburg’da gösterildi..
Gösterinin Türkiye prömiyeri 2004 Istanbul Tiyatro Festivali programi çerçevesinde yapildi.
2004 Subat ayindan itibaren Babylon’da “Efsane Hanimlar” adli dizi konserlerine basladi. Nisan ayinda Macaristan Mediawava festivalinde festivalin açilisini Seyh Bedreddin Destani ile yapti.
2005 Isviçre, Bern’de “La Mer Blanche” Festivali’nin kapanis konserini “Efsana Hanimlar” programiyla yapti.
2005 Agustos ayni programla Zürcher Theaterpektakel festivaline davet edildi.
2006 Subat, Antwerpen/Belçika 0090 Festivali’nde Arjantin, Belçika ve Romanyali müzisyenlerden olusan grupla “Efsane Hanimlar”i “TangoSpirit” basligi altinda yeniden yorumladi.
2006 8. Mart, Babylon’da “Efsane Hanimlar” Konseri.
2006 Mart, Almanya/Nürnberg “Türkei/Deutschland” Film Festivali Kapanis Konseri.
2006 Nisan, Almanya/Bremen’de “Efsane Hanimlar” Konseri.
2006 Mayis, Belçika Yaz Festivali’nde “TangoSpirit” konserinin tekrari.
2006 Mayis, Almanya/Dresden “Glauben” Festivalinde “Ilahiler ve Nefesler” programini sundu.
2006 Mayis, Almanya/Bochum “Glauben” Festivalinde “Ilahiler ve Nefesler” programini sundu.
2006 Temmuz, Almanya/Lörrach “StimmenFestival”de üç gün boyunca günde üç kez iki ayri sanatçi ile birlikte üç ayri kilisede Süleyman Çelebi’nin “Mevlid”ini okudu. Ayni programi Belçika “Sfinks” festivalinde tekrarladi.
2006 Agustos, Isviçre/Zürich “Theaterspektakel” Festivalinde “Mevlid”i Gessner Allee Tiyatrosu’nda a-capella okudu.
2006 Eylül Istanbul ve Ankara’da “Türkiye-Finlandiya/Tangoda Beraber” Festivalinde “Efsane Hanimlari” seslendirdi.
5. Sokak Tiyatrosu (Mustafa-Övül Avkiran) ile “Ashura” gösterileri:
2006 Nisan/Istanbul “garajistanbul”
2006 Haziran / Freiburg-Almanya “GlaubenFestival”
2006 Temmuz / Lörrach-Almanya “Stimmenfestival”
2006 Agustos / Kopenhag-Odense-Aarhus /Danimarka “Tiyatro Festivali”
2006 Agustos / Zürich-Isviçre “Theaterspektakel”
2006 Eylül / Rotterdam-Hollanda “De Internationale Keuze” Festivali
Sema ve Müziği Hakkında Ne Söylediler?
“Through the marvelous voice of Sema I fell in love with turkish music.”
“Sema’nin olaganüstü sesi sayesinde Türk müzigine asik oldum.”
Giora Feidman
„ Dünyayi oktavlar arasinda dolasan ses…“
die taz (Berlin)
“Sema, Türkiye’nin Sufi divasi …”
Süddeutsche Zeitung
“Sema müzikal gelenekleri kirmakla kalmiyor, diger kültürlerle kaynasmaktan da korkmuyor…”
Berliner Morgenpost
“Fenomenal Türk sarkicisi…”
Neue Zürcher Zeitung
“Tas plak sesli kadin” dedikleri, tiyatrodan müzige, Istanbul’dan Berlin’e, 70 yil öncesinden bugüne gelip giden, gidip gelen bir kadin Sema…
…Iste Sema, bu eski kadinlardan kalma parçalari, o hem matrak, hem hüzünlü operetleri, tangolari, fokstrotlari, nasil ama nasil o günkü gibi söyledi, yani bu kadar olur. Çok güçlü ama çok da ‘terbiyeli’ olmayan bir sesle. Nasil kah cilveli, kah dokunakli. Bazen kikirdek, bazen bugulu. Hakikaten de tas plak tadinda, cizirtili….
Nur Çintay , Radikal
“Sema’nin repertuarinda Türkiye mozaigi var… Sema, çok yönlü bir sarkici. Disiplinlerarasi çalisacak kadar cesur; yasam onu nereye sürüklerse sürüklesin, günebakan misali yüzünü hep müzige dönecek kadar tutkulu; ilahiden caza her türlü müzikle ugrasacak kadar iddiali ve yaptigi ise “ben ses çikariyorum” diyecek kadar da alçakgönüllü…”
Zeynep Özkartal , Cumhuriyet
“Sema sesinden görünen dünyanin, dünyada görünen sesinin ardina takilmis. Sarkilarin götürdügü yere gidiyor. Tipki yüregi gibi…”
Celal Baslangiç, Radikal
“Sema’nin söyledigi sarkilar, sesin yolculugudur… Duygularin yolculugu, geçiskenligi, almak ve vermektir. Nese, sevda, ayrilik, ölüm ve hüznü sesiyle dinliyicisine aktarir. Gözyaslari akar gider, nefes kalir. Sarkici ve dinleyici bulusup tek yürek olur…”
Hatice Tuncer, Cumhuriyet
“Istanbul’un Piaf’i Sema’nin agitsal sesiyle kürtçe, kipti, yunanca, arapça ve sefarad dillerinde seslendirdigi ezgiler aksamin en etkileyici estetik olayi idi.”
Ingo Schramm, Freitag Zeitung Berlin
„Mesela kimse, Istanbul sarkilarini Sema gibi söyleyemez… Büyük, neredeyse manyak bir titizlikle topladigi orkestralariyla, tuhaf vurgulariyla… Fiyakali cesaretiyle… Üstelik halis bir tas plak sesiyle… Sema, bir gün Berlin’den, armagan olarak geldi buralara… Kimileri “Benim sesim iste su kadar merdiven tirmanir” diye ortalarda pehlivanlar gibi dolasiyor ya, Sema’nin sesi hem onlarinkini defalarca katlar, hem daha degerlisi, onun sesinin içinden bir de ruh geçer… Sema’nin sadece büyük sesi yok, o, sarki söylemesini de biliyor. Sadece Istanbul sarkilarini degil… Sadece liedleri degil. Sadece Kurt Weil’i degil… Sadece Tuncel Kurtiz’le “Seyh Bedreddin Destani” emprovizasyonlari degil… Kanatli, gezgin, bas döndürebilen bir istah, onunkisi… Göreceksiniz, çok yakinda, Türkiye’deki ruh ve öngörü sahibi besteciler ve söz yazarlari, tamamen Sema’ya özel sarkilar dikip biçecekler… Sema, o müskülpesent ruh ve ses, içlerinden en begendiklerini seçecek… O sarkilar herkesi allak bullak edecek… Biz o zaman, siz ve ben, Sema’yi daha önceden kesfedenler, biraz hava basacagiz elbette… “Yeni mi farkettiniz?” diyecegiz… “Biz bu çok degisik cevheri daha Babylon’da gördügümüz, duydugumuz an, anlamis ve çarpilmistik…”
Vivet Kanetti
“Dogrusu ben de uzun süre Sema’ya alkis tuttum… Sesi her basamakta tertemizdi… Yirmidört sarkinin yirmidördünde de en küçük bir bocalama, olmayacak bir yetersizlik, hafif bir entonasyon bozuklugu duyulmadi. Müzikal ve canli bir ifade, olanaklarina güvenen bir söyleyis… evet, evet. Sema’ya ben de alkis tuttum…”
Üstün Akmen, Nokta Dergisi
“Babylon’da semaya Sema’yla çiktik…
Sema’nin sesini kim tanimlamissa ne güzel tanimlamis. Sema gerçekten de “baskaldiran dolu dizgin giden bir ses”. Sesine hakimiyeti sasirtacak derecede. Sema isik hizi bir ses, körüklü nefes. Ya sarki söylerken duydugu haz, mutlulugunun rengini yansitan yüzündeki o pariltili ifade, o kendinden geçis, hayran biraktiracak ölçüde. Onun en büyük özelligi de bu bence. Adeta kendi kendine sarki söylüyor, dolayisiyla kimseye sesini begendirmek gibi bir derdi yok…”
Hülya Yalim, Degisim
“…Sema’nin ilahileri yeni bir yorumla seslendirme önerisi beni çok etkiledi. Birkaç yil önce Sema’nin klasik Türk musikisi yorumlarini ve ilahilerini dinledigimde müthis bir haz duymustum. Kendisinde bu tür müzik için dogustan bir algilama duygusu olduguna inaniyorum ve eminim ki özellikle Avrupa enstrümanlarini da katarak yapacagi yeni yorumlarla çok özel bir müzik türü yaratacaktir. Zira batili dinleyiciyi son derece etkileyebilen tasavvuf ilahileri dogu ile bati arasinda köprü kurabilecek nitelige sahiptirler. Sema’nin projesini en sicak hislerle destekliyor, kendisine fikirlerini gerçeklestirmek için olanaklar saglanmasini umut ediyorum. Bu konuda çok basarili olacagindan eminim.”
Prof.Dr. Annemarie Schimmel
“Büyüleyici Türk sarkicisi Sema özlem dolu, büyük nefesli, güçlü sesiyle 14-20. yüzyillardan ilahileri, bu hayranlik uyandiran zengin sark/türk melodilerini bir sölene dönüstürüyor. Insan kendini kaptirdiginda bu ruhani müzigin müthis bir etki gücü var…”
Glitterhouse-Highlights
Toplam okunma (19156) Bugün(0) Son okunma tarihi (03 September 2010)
Brenna MacCrimmon, “Kulak Misafiri / Events in Small Chambers” albümü ile cafrande.org’ta Ağustos 10, 2010
Posted by cafrande.org in : Balkan Müziği dinle - Balkan Music, Türkçe Müzik & Klip - Turkish music , 1 comment so far
Bugüne kadar pek çok müzik projesinde yer alan ve Kanada’da yaşayan şarkıcı Brenna Maccrimmon’un, yine Balkanlar, Trakya ve Anadolu esintileriyle dolu albümü “Kulak Misafiri” Kalan Müzik tarafından yayınlandı. Maccrimmon’un çeşitli meclislerde “kulak misafiri” olduğu eserleri yorumladığı albüm Kanada ve Amerika’da kaydedildi. Kendine özgü, dinamik düzenlemelere sahip albümde Maccrimmon vokaliyle şarkılara hayat veriyor…
Brenna MacCrimmon Kanadalı bir folk müzik sanatçısıdır. Toronto, Ontario doğumludur. 1980′lerin sonundan beri Balkan Müziği çalışmakta, öğretmekte ve söylemektedir. İyi Türkçe konuşan ve şarkı söyleyen MacCrimmon, uluslararası anlamda bir Türk halk müziği şarkıcısı olarak kabul edilmektedir.
http://www.dailymotion.com/videoxbvm4z
Yağmur yağar taşüstüne
musicwebtown.com
Türkiye Müziği’ne olan ilgisi gençliğinde Burlington, Ontario’daki bir kütüphaneyi ziyaret etmesi ile başladı. Bu deneyimi kendisi “Türkçe albümlere rastladım ve aniden duygusal bir bağ oluştu” şeklinde tanımlıyor. 1880′lerin başlarında Toronto Üniversitesi’nde etnik müzikoloji dersleri alırken yerel müzisyenlerle tanıştı ve bağlama öğrenmeye başladı. Daha sonra bir Türk müzik grubunda çalmaya ve şarkı söylemeye başladı.
Fatih Akın’ın yönettiği İstanbul Hatırası: Köprüyü Geçmek (Crossing the Bridge) adlı filmde anonim bir eser olan ‘Penceresi Yola Karşı’ ve ‘Ben Bir Martı Olsam’ adlı türküyü seslendirdi.
Rumeli Müziği olarak bilinen Türk-Balkan ezgilerine ilgi duydu. Türk müziği teorisi üzerine çalışmalar yaptı ve unutulmaya yüz tutan halk müziği arşivlerini araştırdı. Türkiye ve Yunanistan’a pek çok ziyarette bulundu. Yunanistan başta olmak üzere, Trakya-Balkan bölgesini, köy köy, şehir şehir gezmiş, müziği kadar kültürünü, insanını da benimsemiştir.
90′lı yılların başında Kanada’da Balkan müzikleri üzerine tez hazırlarken İstanbul’a gelmiş ve kalmaya karar vermiştir. Türkiye’de bulunduğu beş yıl içerisinde Türk kültürü ve halk müziği ile yoğun bir şekilde iç içe yaşayan sanatçı pek çok özel gösteri ve festivalde sahne aldı.
Soprano ses tonuna sahip MacCrimmon, Selim Sesler’le kurdukları Karşılama adlı grup ve aynı isimli albümde türküler söylemiş, bu albüm ile 1998 senesinde June Ödülü’nü kazanmıştır. Ayrıca Baba Zula ve Mad Professor ile birlikte Psyche-belly Dance Music ve Duble Oryantal albümlerinde yer aldı.
İstanbul ve Kanada’da müzik eğitimini tamamlamıştır. Kanada’da yaşantısını sürdürmekle beraber halen Türkiye’ye gidip gelmekte ve hem ülkesinde hem de İstanbul’da farklı sanatçılarla sahne almaktadır. Yakın zamanda Beth Cohen, Paul Brown, Polly Ferber ave Haig Manoukian ile birlikte Orkestar Keyif adlı bir grup kurmuştur.
Kulak Misafiri’nde yer alan eserler
Evlerine Varagele Usandım Söz & Müzik: Traditional Turkish From Bulgaria
Kar Yapar Alçaklare Söz & Müzik: Traditional Turkish Rumeli
Dolama Dolamayı Söz & Müzik: Traditional Turkish
Oj Ti Mome Ohrigance Söz & Müzik: Koco Petrov & Ivan Terziev (Makedonya)
Yıldız Dağı İşte De Geldim Yanına Söz & Müzik: Traditional Turkish From Skopje (Üsküp)
Şemsiyemin Ucu Kare Söz & Müzik: Ahmet Sezgin
Getme Gel Söz: Traditional Azeri Müzik: Sayeed Rustemov
Kamran Olsam Söz & Müzik: Sevaş Çağman (Çoşkun)
Sabah Sabah Seyredelim Yalıyı Söz & Müzik: Traditional Turkish From Edirne
Kuşların Geçiş Taksimi Mussels In The Bay Söz & Müzik: Brenna MacCrimmon
Son Geçiş
Toplam okunma (19052) Bugün(3) Son okunma tarihi (03 September 2010)
Grup Yorum albümlerinden seçilmiş şarkılar cafrande.org’ta Ağustos 4, 2010
Posted by cafrande.org in : Grup Yorum, Kürtçe Müzik Klip - Kurdish Music video, Türkçe Müzik & Klip - Turkish music , add a comment
1985 yılında 4 üniversite öğrencisi tarafından İstanbul’da kurulan bir müzik grubudur. Başlarda, Ruhi Su, Mahzuni Şerif, Inti Illimani, Victor Jara, Quilapayun ve Theodorakis’ten etkilenen grup, Anadolu’nun ve üzerinde yaşayan halkların sesini, devrimci-sosyalist bir müzik anlayışıyla duyurdu. Türkiye’de 1980 yılında gerçekleşen askeri darbeye ve sonrasındaki politikalara tepki amacıyla kurulan Yorum müzik grubu olmanın dışında, muhalif duyarlılığın, eşitlik ve özgürlük mücadelesinin önemli bir ismi olmuştur.
İlk çalışması olan “Sıyrılıp Gelen”, Metin Kahraman, Kemal Kahraman, Tuncay Akdoğan, Gülbahar Uluer, Ayşegül Yordam ve Efkan Şeşen gibi şimdilerde bağımsız çalışan elemanlarla Ekim 1987’de çıktı. Grup YORUM ikinci albümleri “Berivan – Haziran’da Ölmek Zor” u Ekim 1988’de çıkardı. Bu albümde İlkay Akkaya, Efkan Şeşen, Tuncay Akdoğan, Metin-Kemal Kahraman, Kemal Sahir Gürel,Serdar Keskin gibi elemanlar yeraldı. Üçüncü albümleri “Türkülerle” Nisan 1989’da çıktı. Tahomas’ın, Wilheim Shakespeare’in “Bir ulusun türkülerini yapanlar yasalarını yapanlardan daha güçlüdür” sözlerini kanıtlarcasına bu albümde Anadolu halk ezgilerine ve türkülerine yer verildi.
Grup YORUM, Eylül 1989’da yayınlanan “Cemo-Gün Gelir” le bugünkü dinleyici profilini yansıtan geniş kitlelere ulaştı. Bu çalışmada Hilmi Yarayıcı’da gruba katıldı. Grup elemanlarının Mersin Cezaevi’nde tutukluyken yaptığı çalışmalar yansıtıldı.
Eylül 1990’da “Gel ki Şafaklar Tutuşsun” adlı albüm çıkarıldı. Grup YORUM 1991 yılında 2 albüm çalışması yaptı. “Yürek Çağrısı” Mayıs 1991’de, “Dünden Yarına-Türküler Susmaz Halaylar Sürer” Aralık 1991’de çıktı.
Topluluk 2003 yılında dünyanın önde gelen muhalif gruplarından “İNTİ İLLİMANİ” ve Grup Moğollar, Grup Munzur ile birlikte verdiği konserlerle başta İzmir ve Diyarbakır olmak üzere büyük kitlelere ulaştı.
İlk kasetinden bugüne çağdaş ve geleneksel enstrümanlarla çok sesli ve akustik müzik ritmine, Gevheri, Dadaloğlu gibi halk ozanlarının türküleriyle halk deyişlerine ve günümüzün şiirlerine yer verdi: Ahmet Telli, Erol Toy, A.Kadir, Hasan Hüseyin, Ahmed Arif, Arkadaş Z.Özger, Ülkü Tamer, Adnan Yücel, İsmail Uyaroğlu, Kemal Özer, İbrahim Karaca, Yılmaz Odabaşı, Ozan Telli gibi şairlerin dizeleri yanısıra, Nazım Hikmet ve Nihat Behram’ın kendi sesinden okudukları şiirleri yer aldı.
Yorum, Türkçe dışında, Anadolu’da konuşulan Kürtçe,Lazca Arapça, Çerkezce dillerinde de şarkılar söylüyor. Müziğinde, ney, bağlama, kaval gibi yerel çalgıların yanı sıra, başta gitar olmak üzere keman ve obua gibi pek çok yerel olmayan çalgı da kullanıyor. Solo ve koro vokallerin baskın olduğu müziğinde, ritim kompozisyonlarına ve ezgilere yaslanıyor. Folk-rock olarak değerlendirilebilecek bu müzik; ülkenin yerel folk şarkılarından Akdeniz ezgilerine, Latin Amerikalı marşlardan ‘rock’a kadar tınılar barındırıyor.
1987’den başlayarak hemen her yıl bir albüm çıkaran, Türkiye’de ve Avrupa’da her yıl onlarca büyük konser veren grup, bunun dışında yüzlerce kitle eylemine, sokak gösterisine, greve, fabrika ve üniversite işgaline katıldı. Grup üyeleri bu nedenlerle ve müziklerinin içerik ve sunumundaki muhalif çizgi nedeniyle pek çok gözaltı, tutuklama ve yasaklama ile karşılaştı. Cd ve kasetleri dahi kurşunlanan grubun pek çok üyesi, onlarca kez işkence gördü, on yıllara varan hapis cezaları aldı.
Grubun şarkı sözlerini, anti-faşist ve anti-emperyalist mücadele, hapishane katliamları, doğal afetlerin yarattığı yıkımlar, emperyalist savaşlar, ölümler, aşk, erdem ve özgür bir dünyaya duyulan özlem gibi konular şekillendiriyor.
Albümleri
1. Sıyrılıp Gelen (1986)
2. Haziranda Ölmek Zor / Berivan (1987)
3. Türkülerle (1988)
4. Cemo / Gün Gelir (1989)
5. Gel ki Şafaklar Tutuşsun (1990)
6. Yürek Çağrısı (1991)
7. Dünden Yarına (1991)
8. Cesaret (1992)
9. Hiç Durmadan (1993)
10. İleri (1995)
11. Geliyoruz (1996)
12. Marşlarımız (1997)
13. Boran Fırtınası (1998)
14. Kucaklaşma (1999)
15. 15. Yıl Seçmeler (2000)
16. Eylül (2001)
17. Feda (2001)
18. Biz Varız (2003)
19. Yürüyüş (2003)
20. Yıldızlar Kuşandık (2006)
Sıyrılıp gelen Albümdeki Şarkılar
01. Büyü (Söz: Gülten Akın, Müzik: Grup Yorum)
02. Gülebilmez (Azeri Halk Türküsü)
03. Kuşatma (Filistin) (Söz: Mecit Ünal, Müzik: Grup Yorum)
04. Güleycan (Söz-Müzik: Grup Yorum)
05. Hüznün İsyan Olur (Söz: Ahmet Telli, Müzik: Grup Yorum)
06. Entel Karşılaması (Müzik: Grup Yorum)
07. Sıyrılıp Gelen (Söz: Ahmet Telli, Müzik: Grup Yorum)
08. Hayat (Beyaz Gelinlik) (Söz-Müzik: Anonim)
09. Munzur Dağı (Söz: Hasan Hüseyin Korkmazgil, Müzik: Grup Yorum)
10. Sen Özgürlüksün (Söz-Müzik: Grup Yorum)
11. Mapushane Çeşmesi (Söz: Erol Toy, Müzik: Grup Yorum)
12. Hüzün İsyan Olur (Müzik: Grup Yorum)
Albüm Çalışmasına Katılan Grup Yorum Üyeleri
Metin Kahraman: Bağlama, Vokal
Erkan Sevil: Klasik Gitar, Vokal
Tuncay Akdoğan: Cura, Vokal
Kemal Sahir Gürel: Kaval, Orkestra Flütü, Mandolin, Koltuk Davulu
Taci Uslu: Org, DSS 1
Gülbahar Uluer: Vokal
Ayşegül Yordam: Vokal
Efkan Şeşen: Vokal
Haziranda Ölmek Zor / Berivan
Grup Yorum’un 1988 yılında çıkardığı ikinci albümüdür.
Albümdeki şarkılar
Berivan
Diriliş
Soluk Soluğa
Doğacak Güneş Gibi
Asker Kaçakları
Hoşçakalın Dostlarım
Haziranda Ölmek Zor
Bir Dağ Türküsü
Venseremos
Filistin Günlüğü
Özgürlük Türküsü
Çav Bella
Albümde yeralanlar
İlkay Akkaya: Solo, Vokal
Efkan Şeşen: Solo, Vokal
Kemal Sahir Gürel: Kaval, Flüt, Akustik Gitar, Klasik Gitar, Klavyeli Çalgılar, Vokal
Taci Uslu: Klavyeli Çalgılar
Metin Kahraman: Bağlama, Vokal
Tuncay Akdoğan: Cura, Vokal
Ejder Akdeniz: Klasik Gitar, Vokal
Serdar Keskin: Akustik Gitar, Vokal
Türkülerle, Grup Yorum’un 1988 yılında çıkardığı üçüncü albümüdür.
Parçalar
Başına Döndüğüm
İnce Memed
Nenni
Omuzdan Tutun Beni
Naz Barı
Le Hanım
Seni Men Yaman Sevirem
Dünyanın Üzerinde
Çatal Çama
Karadır Kaşların
Albümde yer alanlar.
Efkan Şeşen: Solo, Vokal
İlkay Akkaya: Solo, Vokal
Ejder Akdeniz: Klasik Gitar, Vokal
Serdar Keskin: Akustik Gitar, Vokal
Metin Kahraman: Bağlama, Vokal
Tuncay Akdoğan: Cura, Vokal
Kemal Sahir Gürel: Bass, Kaval, Flüt, Tar, Klavyeli Çalgılar, Vurmalı Çalgılar, Vokal
Cemo / Gün Gelir 1989
Şarkılar
01. Cemo
02. Mehmet
03. İsyan Olsun
04. Gün Ola
05. Düşenlere
06. Stien I Bjerget
07. İnsan Pazarı
08. Borçlusun
09. Gün Gelir
10. Oğula Ağıt
11. Bir Oğul Büyütmelisin
12. Çağrı
Albümde yer alanlar.
Aylin Şeşen: Vokal
Selma Çiçek: Solo, Vokal
Hilmi Yarayıcı: Solo, Vokal
Taner Tanrıverdi: Vokal
E. Akın Çapın: Vokal
Efkan Şeşen: Solo, Vokal
Elif Sumru Göker: Klasik Gitar, Vokal
Metin Kahraman: Bağlama, Vokal
Ejder Akdeniz: Klavyeli Çalgılar, Flüt, Bass, Vurmalı Çalgılar, Klasik Gitar, Vokal
Serdar Keskin: Akustik Gitar, Vokal
Kemal Sahir Gürel: Bass, Kaval, Flüt, Klavyeli Çalgılar, Vokal
amaçlarımız için bizi destekleyen sayın çetin taştemür kardeşimize çok teşekkür ediyoruz
Gel ki Şafaklar Tutuşsun Grup Yorum’un 1989 yılında çıkardığı beşinci albümüdür.
Konu başlıkları [gizle]
1 Şarkılar
2 Albümde yer alan sanatçılar
2.1 Vokal
2.2 Solo
2.3 Çalgıcılar
2.4 Diğer
Şarkılar
1- Gel ki Şafaklar Tutuşsun
2- Ferhat
3- Koçaklama
4- Direnişçilerin Cevabı
5- Umut
6- Halay
7- Apo’nun Türküsü,Haydar’ın Türküsü, Hasan’ın Türküsü
8- Dağlara Doğru
9- Madenciye Ağıt
10- 16 Mart
11- Sasa Horonu
Albümde yer alan sanatçılar
öncelikle amacımız için desteteklerini bizlerden esirgemeyen çetin yoldaşımıza çok teşekkür ediyoruz.tokat zile kervasaray köyü halkına sevgilerimizi gönderiyoruz.YAŞASIN DEVRİM……
Çetin Taştemür
Ejder Akdeniz
Elif Sumru Gürel
Efkan Şeşen
Selma Çiçek
Hilmi Yarayıcı
Efkan Şeşen
Selma Çiçek
Hilmi Yarayıcı
Ejder Akdeniz: Akustik ve klasik gitar
Elif Sumru Gürel: Klasik Gitar
Metin Kahraman: Bağlama
ÇETİN TAŞTEMÜR
Kaval, bas, vurmalı çalgılar, bateri
Ejder Akdeniz: Bas soprano, flüt, alto flüt, M-1
Yürek Çağrısı Grup Yorum’un 1990 yılında çıkardığı altıncı albümü.
Şarkılar
Madenciden
Evindar
Çerkes
Büyü Bebeğim
Sevda Türküsü (TAYAD Türküsü)
Düşman Çizmesi Altında Yurdum
Çay Berbena
Yürek Çağrısı
Ay Doğar (Gerillanın Türküsü)
Ulaşır Sana
Analara
Cane
Vokal
Kemal Sahir Gürel
Elif Sumru Gürel
Taner Tanrıverdi
Gülsema Dalgıç
Efkan Şeşen
Selma Çiçek
Hilmi Yarayıcı
Solo
Efkan Şeşen
Selma Çiçek
Hilmi Yarayıcı
Enstrümanlar
Emin Beştoy: Akordeon
Saim Perker: Keman
Kemal Sahir Gürel: Bendir
Cezmi Başeğmez: Davul
Elif Sumru Gürel: Akustik gitar ve klasik gitar
Taner Tanrıverdi: Bağlama, cura
Deniz Selman: Mey
İsmail Soyberk: Bas
Kemal Sahir Gürel: Blokflüt, kaval, alto flüt, M-1, orkestra flütü
Yalçın Karadaş: Doly
Mustafa Süder: Klarnet
Grup Yorum’un 1992 yılında çıkardığı yedinci albümüdür.
Şarkılar 1- Dağlara Gel
2- Mısri kız
3- Karadeniz
4- Em Ne Bınketi Ne
5- Neslime Armağanımdır
6- Cesaret
7- Kucaklaşma
8- Dı Beri
9- Seher Yeli Kız
10- Sevda Türküsü
11- Benim Adım Şirvan – Berivan
12- Seni Seviyorum
13- Reşo
14- Keçe Kurdan
Katkıda Bulunanlar Prodüktör: Hasan Saltık
Tonmaister: Hasan Bitmez
Solist: Nuray Erdem
Solist: Hilmi Yarayıcı
Düzenleme: Grup Yorum
Katkıda Bulunan: Grup Özgürlük Türküsü
Katkıda Bulunan: Grup Ekin
Stüdyo: Stüdyo Metropol
Katkıda Bulunan: Ortaköy Kültür Merkezi
Katkıda Bulunan: Ayşe Gülen Halk Sahnesi
Enstrumanlar
Akustik Gitar: Elif Sumru Gürel
Darbuka: Kemal Sahir Gürel
Klasik Gitar: Elif Sumru Gürel
Bağlama: Taner Tanrıverdi
Buzuki: Kemal Sahir Gürel
Klavyeli Çalgılar: Kemal Sahir Gürel
Kaval: Kemal Sahir Gürel
Klarinet: Kemal Sahir Gürel
Grup Yorum’un 1993′teki albümü
Şarkılar 1- Dağlar Sözümüz Var
2- Onurumsun
3- Hiç Durmadan
4- Ölümden Öte Ne Var
5- Reber
6- Yürüyüş
7- Sivas(Gün Tutuşur)
8- Derviş
9- Çiya Ez Im+Hey Gökler
10- Herdu Çawe Min (İki Gözüm)
Katkıda Bulunanlar Prodüktör: Hasan Saltık
Katkıda Bulunan: Ergin Demir
Katkıda Bulunan: Muammer Ketencoğlu
Katkıda Bulunan: Tuğrul Karataş
Katkıda Bulunan: Hasan Bitmez
Katkıda Bulunan: Koma Berfin
Katkıda Bulunan: Özgürlük Türküsü
Katkıda Bulunan: Grup Ekin
Stüdyo: Stüdyo Metropol
Katkıda Bulunan: Ortaköy Kültür Merkezi
Kapak Tasarımı: Kültür ve Sanatta Tavır Dergisi
Kapak Tasarımı: FOSEM
Enstrumanlar Perküsyon: Kemal Sahir Gürel
Akustik Gitar: Elif Sumru Gürel
Klasik Gitar: Elif Sumru Gürel
Bağlama: Taner Tanrıverdi
Buzuki: Kemal Sahir Gürel
Flüt: Kemal Sahir Gürel
Klavyeli Çalgılar: Kemal Sahir Gürel Kaval: Kemal Sahir Gürel
Marşlarımız 1997
Fikriye Kılınç: Solo, Vokal
Özcan Şenver: Solo, Vokal
Emrah Fidan: Viyola
Suat Kaya: Cura, Vokal
Vefa Saygın Öğütle: Klasik Gitar
İrşad Aydın: Bağlama, Vokal
Hakan Alak: Akustik Gitar, Vokal
Ufuk Lüker: Klavyeli Çalgılar, Vokal
Elif Sumru Gürel: Akustik Gitar, Vokal
Kemal Sahir Gürel: Klavyeli Çalgılar, Kaval, Vurmalı Çalgılar, Flüt, Buzuki, Vokal
01. Bir Mayıs
02. Beyaz Gelinlik
03. Gençlik Marşı
04. Neşid El Tahrir
05. Partizan
06. Özgür Tutsak
07. Haklıyız Kazanacağız
08. Avusturya İşçi Marşı
09. Reber
10. Vur Ulan Köpek Dölü
11. Ulaş’a Ağıt
12. Gün Doğdu
13. Şarkışla
14. Kızıldere
15. Nurhak
16. Hürrriyet Marşı
17. Şişli Meydanı’nda Üç Kız
18. Bize Ölüm Yok
19. Cesaret
20. Enternasyonal
Boran Fırtınası
Ölüm Orucu Destanı Boran Fırtınası protest müzik grubu Grup Yorum’un onikinci albümüdür.
Albüm Cezaevlerindeki F Tipi hücre uygulamalarına geçiş döneminde gerçekleştirilen ölüm oruçlarında ölenlerin anısına hazırlanmıştır.
Albumdeki Şarkılar
Meşale & Boran Fırtınası
Voltada Söylenen Türkü
Dünyayı Sarsacak Karar
Açlığın Yürüyüşü Başlıyor
Buca’daydı Berdan
Vatan Buca Olmuştu
Ümraniye’deydi İlginç
Nurhak’a Özlem
Tören Başlıyor
Halkın Adaleti
İlk Boran Kalkıyor Göğe
Aygün’ün Vasiyeti
Bir Ömür de
Berdan Çayı’ndan Ege Dağları’na
Tutsak Anaları
Bir Görüş Kabininde
Halkımızın Gelini
İlginç de Düştü
Yeniden Doğuyorsun
Sokaklar Yürüyordu Düşman Üstüne
Tedariğini Hazırla
Vatan Yeni Şehitlerle Sarsılıyordu
Umudun Zeybeği
Sahnedeydi İdil ve Ölüme Açılıyordu Perde
Güneşe Gidiyorlardı
Düğüne Gider Gibi
Yemliha ile Doğrulduk Zafere
Ya Kazanacaklardı
Ve Zafer
Albumdeki Sanatçılar
Solo, Vokal: Fikriye Kılınç:
Solo, Vokal: Özcan Şenver:
Klasik Gitar ve Akustik Gitar: Vefa Saygın Öğütle
Bağlama, Cura, Vokal: İrşad Aydın
Akustik Gitar, Vokal: Hakan Alak
Klavyeli Çalgılar, Vokal: Ufuk Lüker
Kucaklaşma
Kucaklaşma 1999
Fikriye Kılınç: Solo, Vokal
Özcan Şenver: Solo, Vokal
Özgür Tekin: Vokal
İrşad Aydın: Bağlama, Cura, Vokal
Cihan Keşkek: Bağlama, Vokal
Vefa Saygın Öğütle: Klasik Gitar
Serdar Güven: Akustik Gitar, Vokal
Hakan Alak: Akustik Gitar, Klasik Gitar, Vokal
Ufuk Lüker: Klavyeli Çalgılar, Bass, Vurmalı Çalgılar, Vokal
01. Cemo
02. Gün Karanfil Kokuyor
03. Devrim Yürüyüşümüz Sürüyor
04. Hasret
05. Tutsak Anaları
06. Boran Fırtınası
07. Göç Destanı
08. Seni Men Yaman Sevirem
09. Nehir Kenarında Yürüyen Gerillalar
10. Bir Ömür de11. Haklıyız Kazanacağız
12. Emek
13. Halkın Adaleti
14. Sasa Horonu
15. Biz Hiç Teslim Olmadık ki
16. Sahnedeydi İdil ve Ölüme Açılıyordu Perde
17. Kucaklaşma
18. İlginç de Düştü
19. Naz Barı
20. Voltada Söylenen Türkü
21. Yemliha ile Doğrulduk Zafere
22. Ya Kazanacaklardı
23. Gün Tutuşur
24. Ve Zafer
15. Yıl Seçmeler
Onbeşinci Yıl Seçmeler 2000
Fikriye Kılınç: Solo, Vokal
Özcan Şenver: Solo, Vokal
Özgür Tekin: Vokal
Cihan Keşkek: Bağlama, Cura, Vokal
Serdar Güven: Akustik Gitar, Klasik Gitar, Vokal
Hakan Alak: Bass, Vokal
Ali Aracı: Flüt
CD 1
01. Güleycan
02. Gel ki Şafaklar Tutuşsun
03. Seher Yeli Kız
04. İnsanların İçindeyim
05. Doğacak Güneş Gibi
06. Mısri Kız
07. İnsan Pazarı
08. Dağlara Gel
09. Bir Ömür de
10. Berivan
11. Düşenlere
12. Soluk Soluğa
13. Ölümden Öte
14. Ölümsüz
15. Ulaşır Sana
16. Direnişçilerin Cevabı
CD 2
01. Dersim’de Doğan Güneş
02. Şahan Kanatlılar
03. İsyan Olsun
04. Madenciden
05. Koçaklama
06. Özgür Tutsak
07. Mehmet Sait’in Türküsü
08. Derviş
09. Uğurlama
10. Halkımızın Gelini
11. Yürek Çağrısı
12. Gidene
13. Umudun Zeybeği
14. Cemo
Biz Varız 2003
Beril Güzel: Vokal
Özcan Şenver: Solo, Vokal
Cihan Keşkek: Bağlama
Ali Aracı: Flüt, Kaval, Vokal
Hakan Alak: Bass, Vokal
İnan Altın: Klavyeli Çalgılar, Vurmalı Çalgılar, Vokal
Ufuk Lüker: Akustik Gitar, Klasik Gitar
Yıldızlar Kuşandık
Grup Yorum’un 20. albümüdür. Nisan 2006′da yayımlanmıştır.
Katkıda Bulunanlar
Mastering: Michael Schwabe
Mixler: Ömer Avcı, Hakan Akay, Eliot Bates
Kapak Fotoğrafı: Baran Özdemir
Solo Vokal: Ufuk Lüker
Solo Vokal: Eren Olcay
Solo Vokal: Öznur Turan
Solo Vokal: Selma Kıl
Yapımcı: Hasan Saltık
Koro Vokal: İnan Altın
Koro Vokal: Ali Aracı
Koro Vokal: Cihan Keşkek
Koro Vokal: Eren Olcay
Koro Vokal: Öznur Turan
Koro Vokal: Selma Kıl
Düzenleme: Grup Yorum
Yapım: Kalan Müzik
Grafik Tasarım: Arternatif
Kapak Tasarımı: Tavır Dergisi
Enstrumanlar
Bas Gitar: Ufuk Lüker
Bas Gitar: İbrahim Gökçek
Akustik Gitar: Ufuk Lüker
Klasik Gitar: Muharrem Cengiz
Bağlama: Ufuk Lüker
Bağlama: İhsan Cibelik
Bağlama: Cihan Keşkek
Cura: Cihan Keşkek
Vurmalı Çalgılar: İnan Altın
Tuşlu Çalgılar: Ufuk Lüker
Tuşlu Çalgılar: İnan Altın
Kaval: Ali Aracı
1- ATEŞİN ÇOCUKLARI (4.43) Söz: Kahraman Altun Müzik: Grup Yorum
2- KAYIPLARIN ARDINDAN (3.49) Söz: İbrahim Karaca Müzik: Grup Yorum
3- VASİYET (5.00) Söz-Müzik: Grup Yorum
4- SIRA NEFERİ (3.42) Söz-Müzik: Grup Yorum
5- HASRETİM DAĞ OLDU (4.48)
6- GEL YİNE (2.59) Söz: İbrahim Karaca Müzik: Grup Yorum
7- YILDIZLAR KUŞANDIK (3.39) Söz: Eyüp Beyaz Müzik: Grup Yorum
8- KAVUŞMA (3.27) Söz-Müzik: Grup Yorum
9- BİZ OLMASAK (4.23) Söz: Enver Gökçe Müzik: Grup Yorum
10- ADİLOŞ BEBE (4.47) Söz: Ahmed Arif Müzik: Grup Yorum
11- YAŞAMAK (4.23) Söz: Nazım Hikmet / Grup Yorum Müzik: Grup Yorum
12- WERE BERXE MİN (GEL YAVRUM) (4.44) Söz-Müzik: Grup Yorum
13- SİZ ÖĞRETTİNİZ (4.38) Söz: Nazım Hikmet / Grup Yorum Müzik: Grup Yorum
14- FELLUCE (5.25) Şiir: T. Asi Balkar Söz: Ümit İlter Müzik: Grup Yorum
15- DAVET (4.15) Söz: Ümit İlter Müzik: Grup Yorum
Toplam okunma (30687) Bugün(0) Son okunma tarihi (03 September 2010)
Edip Akbayram sevilen türküleriyle cafrande.org’ta Temmuz 29, 2010
Posted by cafrande.org in : Edip Akbayram dinle, Türkçe Müzik & Klip - Turkish music , add a comment
“Toplumcu müzik yapmak istedim. Müziğimde geniş halk kitlelerinin yaşamı, sorunları olmalıydı. Ancak sivri, ucuz kahramanlıklardan da uzak durmaya çalıştım. İnançlarımdan, düşüncelerimden, politikamdan taviz vermeden, müzik tekniğinden yararlanarak, sorunlu, yoksul, geniş halk kitlelerine ulaşmak, daha çağdaş bir şeyler yapmak istiyordum.
Bu ülkede arabeskin altın çağını yaşadığı yıllarda asla müzikteki çizgimden ödün vermedim. Zaten 12 Eylül sonrası beni kimse çalıştırmadı. 1980′den 1984 yılına kadar, koskoca bir dört yıl. Zor yıllardı o yıllar. Kimse bana iş vermedi. Karımın bileziklerini ve alyanslarımızı sattık. 12 Eylül sonrası beni canavar gibi görmeye başladılar.”
Edip Akbayram, 29 Aralık 1950′de Gaziantep’te doğdu. Henüz dokuz aylıkken çocuk felcine yakalandı. Bu kötü hastalığın pençesinde çocukluğunu geçiren Edip Akbayram’ın müziğe tutkusu da çocukluk yıllarında başladı. “Haftalığımdan biriktirdiği paralarla ünlü şarkıcıların konserlerine gider, eve döndüğümde aynanın karşısında onların taklitlerini yapardım.” diyor Akbayram o yıllar için. Daha sonra bir orkestra kurarak amatör olarak evlerinin yakınındaki bir düğün salonunda çalıştı.
Lisede kurdukları orkestrada Pir Sultan’ın, Karacaoğlan’ın deyişleri üzerine yaptıkları besteleri çalıp söylediler. İlk plağını da lise yıllarında yaptı: ‘‘Kendim ettim kendim buldum. İlk plağını çıkardığı grubun adı Siyah Örümcekler’di. Plakta zaten “Siyah Örümcekler-Gaziantep Orkestrası” ve “Edip Albayram ve Siyah Örümcekler” başlıkları altında iki farklı baskıyla çıktı.
29 Aralık 1950′de Gaziantep’de doğdu. Henüz dokuz aylıkken çocuk felcine yakalandı. Bu kötü hastalığın pençesinde çocukluğunu geçiren Edip Akbayram’ın müziğe tutkusuda çocukluk yıllarında başladı. “Haftalığımdan biriktirdiğim paralarla ünlü pop şarkıcılarının konserlerine gider, eve döndüğümde aynanın karşısında onların taklitlerini yapardım.” diyor Akbayram o yıllar için. Çocukluk yıllarında bir orkestra kurarak amatör olarak evlerinin yakınındaki bir düğün salonunda çalıştı.
Lisede kurdukları orkestrada Pir Sultan’ın, Karacaoğlan’ın deyişleri üzerine yaptıkları besteleri çalıp söylediler. İlk plağını da lise yıllarında yaptı: “Kendim ettim kendim buldum. İlk plağını çıkardığı grubun adı Siyah Örümcekler’di. Plakta zaten “Siyah Örümcekler-Gaziantep Orkestrası” ve “Edip Albayram ve Siyah Örümcekler” başlıkları altında iki farklı baskıyla çıktı. Gaziantep’ten sonra Adana ikinci adresi oldu Edip Akbayram’ın. Adana, Akbayram’ın kurduğu orkestrayla ilk sahneye çıktığı kenttir. Burada “Beyaz Saray” adlı bir gazinoda çalışmaya başdı.
Akbayram yoksulluk içinde geçen bir çocukluktan sonra, liseyi bitirip kapağı İstanbul’a attığında yıl 1968′dir. Liseyi bitirdiği zaman hep öğrenmeyi istediği mesleğin, doktorluğun eğitimini almak için üniversite sınavlarına girdi ve diş hekimliğini kazandı. Ne var ki müzik ağır bastı ve bu meslekten vazgeçerek kendini müziğe verdi. “Zaten diş hekimi olsaydım, babamın bana muayene açacak parası yoktu ki!” diyordu sanatçı geçirdiği o yoksulluk yılları için.
İstanbul’a geldikten sonra 1971′de Altın Mikrofon Yarışması’na katıldı.Aşık Veysel’in bir şiirinden esinlenerek gerçekleştirdiği ilk bestesi olan “Kükredi Çimenler” ile birinci oldu. 1974′te Dostlar Orkestrası’nı kurdu ve Anadolu pop müziğinin önde gelen isimlerinden biri oldu.Daha sonra Kara Kuzu, Deniz Üstü Köpürür ve Garip adlı 45′liklerimle ödüller aldı ve ünü yurt çapında duyulan bir sanatçı oldu. “Aldırma Gönül” ve “Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz” adlı parçalarıyla satış rekorları kıran ve altın plak kazanan sanatçının çeşitli kuruluşlar tarafından verilen 250 kadar ödülü mevcuttur
Edip Akbayram, zirveye çıksa da müziği paraya tercih ettiği için çocukluk yıllarındaki yoksullukların benzerlerini bu dönemde de yaşadı. “Bu ülkede arabeskin altın çağını yaşadığı yıllarda asla müzikteki çizgimden ödün vermedim. Zaten 12 Eylül sonrası beni kimse çalıştırmadı. 1980′den 1984 yılına kadar, koskoca bir dört yıl. Zor yıllardı o yıllar. Kimse bana iş vermedi. Karımın bileziklerini ve alyanslarımızı sattık. 12 Eylül sonrası beni canavar gibi görmeye başladılar.” diyor Edip Akbayram o yıllar için.
80′ler Edip Akbayram ve benzeri müzik yapanlar için zor yıllardı. Arabesk okumasını istediler, büyük paralar teklif ettiler. Reddetti. 1981-88 arasında bestelerinin TRT’de çalınması yasaklandı. Ama 90′ların ortasından itibaren, özellikle “Türküler Yanmaz” albümüyle yeni bir çıkış yaptı ve kendi çizgisinde sapmadan yürümeye devam ettiğini gösterdi. Can Yücel’in, Oktay Rifat’ın, Ahmed Arif’in, Vedat Türkali’nin yapıtlarından bestelediği şarkılar vardı bu albümünde.
Edip Akbayram başlangıçtan itibaren ne yapmak istediği şöyle açıklıyordu: “Kalıcı bir şeyler yapmak istiyordum. Fikret Kızılok ve Cem Karaca’nın Anadolu ezgilerini çizgisini örnek aldım. Renk ve çizgide tamamen bir Edip Akbayram olarak geliştirdim. Toplumcu müzik yapmak istedim. Müziğimde geniş halk kitlelerinin yaşamı, sorunları olmalıydı. Ancak sivri, ucuz kahramanlıklardan da uzak durmaya çalıştım. İnançlarımdan, düşüncelerimden, politikamdan taviz vermeden, müzik tekniğinden yararlanarak, sorunlu, yoksul, geniş halk kitlelerine ulaşmak, daha çağdaş bir şeyler yapmak istiyordum.”
Toplam okunma (7101) Bugün(1) Son okunma tarihi (03 September 2010)
Türkülere modern bir yorum getiren Tülay German, sevilen türküleriyle cafrande.org’ta Temmuz 28, 2010
Posted by cafrande.org in : Tülay German, Türkçe Müzik & Klip - Turkish music, Türküler, Deyişler , add a comment
Tülay German herkesin adını bildiği ama hayatında her zaman gizemli bir yan kalacak insanlardan. Sadece 33 yıldır Fransa’da yaşamasının getirdiği bir bilgi eksikliği değil bu. Çoğu insan gibi uzlaşarak, boyun eğerek yaşamamasından, hep akıntıya karşı, yüreğinin sesini dinleyerek hareket etmesinden kaynaklanan bir aykırılık onu bize unutturan. Anlayamadığımız şeyleri görmezden gelmek gibi bir şey.
1935 İstanbul doğumlu Tülay, Üsküdar Amerikan Koleji’ni bitirdikten sonra ailesine başkaldırıp kendini müziğe adayarak başlıyor mücadelesine… Sonrası bir çorap söküğü gibi. Şimdilerde adı yavaş yavaş hafızalardan silinen Erdem Buri’ye olan aşkı hayatının akışını değiştiriyor.
http://www.dailymotion.com/videoxch3hk
Bazı türküler açılmıyor ise yapmanız gereken 1 dakikalık işlem için burayı tıklayınız.
Tülay German Seçkisi: 1.Asker Kaçakları – Tülay German 2.Dere Geliyor Dere – Tülay German 3.Mecnunum Leylami Gördüm – Tülay German 4.Gelin Canlar Bir Olalım – Tülay German 5.Kizilciklar Oldumu – Tülay German 6.Hekimoğlu – Tülay German 7.Tombalacık halimem – Tülay German 8.Şarkışla türküsü – Tülay German 9.Leylim Ley – Tülay German 10.Kalktı Göç Eyledi Avşar Elleri – Tülay German 11.En Güzel Deniz – Tülay German 12.Gözümde Daimi Hayali Cana – Tülay German 13.Hürriyet Kaygası – Tülay German 14.Onlar – Tülay German 15.Mapushane – Tülay German 16.Gelin Aysem – Tülay German 17.Yarının şarkısı – Tülay German 18.Günlerimiz – Tülay German 19.Burçak Tarlası – Tülay German 20.Yiğidim aslanım burda yatıyor – Tülay German 21.Doğrul koçum doğrul – Tülay German 22.Popori – Tülay German 23.Kumbaya – Tülay German 24.TİP’in 1965 Seçim Şarkısı – Tülay German 25.O Eski Günler – Tülay German 26.Aras Üste Buz Üste – Tülay German 27.Olam Boyun Kurbani – Tülay German 28.Bana Seni Gerek Seni – Tülay German 29.Summertime – Tülay German
Türküleri kentli bir anlayışla yorumlayan sanatçıların ilk neslini temsil ediyor. Geçenlerde çıkan “Yunus’tan Nazım’a” adlı derlemesi ise onun, tek aşkı Erdem Buri’yle birlikte göğüs gerdiği zorluklarla dolu hayatını hatırlatıyor
Erdem Buri Osmanlı döneminin ünlü vezirlerinden Suphi Paşa’nın torunu, Hamdullah Suphi ve Suat Derviş’in de yeğeni. Adı Mustafa Kemal tarafından bir içki sofrasında konan Erdem Buri, dedesinin ve dayısının yolundan gitmez, Türkiye İşçi Partisi’ne yazılır.(Bu partinin günümüzdeki sağcı İP’le bir ilgisi yoktur) Bir yandan müziğe merak sarar, radyo konuşmaları yapar, dergilere eleştiriler yazar, felsefe konularına eğilir. Zamanla dört başı mamur bir düşünür ve sanatçı kimliği kazanır.
Tülay 60′ların başında yabancı şarkılar söylemekte, ses yarışmalarında dereceler almaktadır. Ama Erdem Buri bir gün ona henüz şarkıcı olmadığını, kendi müziğini kendi dilinde söylemesi gerektiğini anlatır. Halk müziğinden seçtiği parçaları çok sesli düzenlemelerle ve Batı çalgılarıyla Tülay’a söyletmeye başlar. Bu çalışmalar Tülay’ı üstad Ruhi Su’ya götürür. Ruhi Su Tülay’ın hem sesini hem de halk müziğine yaklaşımını beğenir ve ona haftada üç gün ders vermeyi kabul eder.
Tülay türkü derslerinin yanında Erdem Buri’den ekonomi, felsefe, caz ve elektronik müzik konusunda dersler almaktadır. Buri’nin Moda’daki evi onun için bir üniversite olur. Bu arada “Burçak Tarlası,” “Kızılcıklar Oldu mu,” “Mühür Gözlüm,” “Hekimoğlu” gibi türkülerin uyarlamalarıyla önemli bir dinleyici kitlesi yaratır.
Buri sadece Tülay’ın müziğinin temel noktalarını belirlemekle kalmaz, bu müziği yapacağı uygun ortamı da hazırlar. Şarkılarına radyoda ve sahnede sansür uygulanan Ruhi Su ve Tülay için, As Kulüp’ün kurulmasına öncülük eder. As Kulüp belki dönemin devrimci ruhunu hissettiren bir özgürlük ortamıdır ama zaman zaman herkesi tedirgin eden olaylar da yaşanır. Örneğin bir gece Tülay “Burçak Tarlası”nı söylerken “Bakın şu deyyusun kaç tarlası var” dediğinde bir adam ayağa kalkıp “Bu orospunun yüzünden tarlalarımız elimizden gidecek” diye bas bas bağırarak sahneye yürür. “Olay çıkarmaya hazır gençler” masalardan hiç eksik olmaz.
Zorluklar bitmez. Erdem Buri, 1964′te Selahattin Hilav’la birlikte çevirdiği Plehanov’un “Marksist Düşüncenin Temel Meseleleri” ve Hegel’in “Diyalektik ve Mantık” adlı kitaplar nedeniyle 15 yıl hapis istemiyle yargılanmaktadır. Tülay’la Buri, 29 Mart 1966 gecesi Fransa’ya gitmeye karar verir.
Uzun, bunalımlı günlerin ardından, yeni bir çevrenin içindedirler. Dario Moreno, Juliette Greco, Jacques Brel, Abidin Dino ve zaman zaman İstanbul’dan gelen dostları Timur Selçuk, Ümit Yaşar, Çetin Altan, İlhan Mimaroğlu… Tülay kulüplerde şarkı söylemeye ve Fransızca plaklar kaydetmeye başlar. Bir yandan birçok Avrupa ülkesinde konserler verir…
Tülay German’ın uzun bir aradan sonra ülkemizde yayınlanan ilk çalışması “Yunus’tan Nazım’a,” Fransa’nın önemli kontrbasçılarından François Rabbath’la gelişen sanatsal dostluğunun bir ürünü. German’ın 1976′da France Culture radyosunda yaptığı bir programı dinleyen kontrbasçı, sanatçıya bir Türkiye enstrümanlarıyla eşlik etmeyi tasarlar. Hemen Türkiye’den bir saz getirtilir ve Rabbath uzun bir süre eve kapanarak saz çalmayı öğrenir. Rabbath ve German o yıl Avignon festivaline katılır. 1980′de Yunus Emre, Karacaoğlan, Dadaloğlu, Pir Sultan Abdal ve Nazım Hikmet şiirlerinin Erdem Buri tarafından bestelendiği “Toulai et François Rabbath” adlı albüm çıkar. Albüm Charles Cros Akademisi’nin Plak Büyük Ödülü’nü alır. Daha sonra “Hommage a Nazım Hikmet” (Nazım Hikmet’e saygı) yayınlanır. İkili Zülfü Livaneli’ye 1982 albümü “Günlerimiz”de eşlik eder.
German’ın acı olaylara, zor zamanlara rağmen hep müzikle ve Erdem Buri’yle dolu hayatı 1993′te Buri’nin ölümüyle kötü bir döneme girer. Arkadaşları Hıfzı Topuz Adam Sanat Dergisi’ndeki “Tülay’la Erdem’in Serüveni” başlıklı yazısında o günleri şöyle anlatıyor: “Tülay da sanki öldü Erdem’le birlikte. Bütün günlerini Pere Lachaise mezarlığında Erdem’in başucunda geçirdiğini anlattılar. Tülay artık yemiyor, içmiyor ve kimseyi görmek istemiyordu. Arabasını bile oturduğu apartmanın karşısındaki postanede çalışan yoksul bir kıza armağan etmişti.”
Tülay German sonunda dostlarının dayatmalarına dayanamayıp eski türkülerden bir derleme yapmayı kabul etmiş. Albümde yer alan 21 parça, 60′lı yılların sonunda yeşeren, Batı müziği anlayışıyla kentlileşen türkü ekolünün ilk çağını temsil ediyor. “Mapusane,” “Dere Geliyor,” “Hekimoğlu” gibi anonim türkülerin yanında Pir Sultan Abdal, Köroğlu, Yunus Emre’den uyarlamalar ve Erdem Buri’nin, Nazım Hikmet’in “Kurtuluş Destanı,” “En Güzel Deniz,” Hürriyet Kavgası” gibi şiirlerinden yaptığı aranjmanlar yer alıyor. François Rabbath’ın gitara benzer saz çalma tekniği, geleneksel türkülerimize alışık olmadığımız ritmik bir hal veriyor. Önceleri yadırgayabileceğiniz bu çoksesli teknik, Tülay German’ın güçlü ve eğitimli sesi için etkileyici bir altyapıya dönüşüyor.
German’a göre bu derleme geçmişten kalan bir seda değil. 33 yıldır ayrı olmasına rağmen kendisini Türkiye’den hiç ayrılmamış gibi hisseden sanatçı, bu çalışmayı bir dönüş albümü olarak da görmüyor. O bu albümün, ileride gerçekleştirmeyi düşündüğü, geçmişe yönelik bir projenin ilk aşaması olduğunu söylüyor. “Yunus’tan Nazım’a” geçmiş günlerden bir öykü hatırlattığı için özel bir değer kazanıyor. Ülkeleri hakkında fikirlerini söyledikleri, varolan formları eşelemek yerine daha çağdaş olanı aradıkları için haksız suçlamalara maruz kalan iki insanın öyküsünü…
Yunus’tan Nazım’a / Kalan Müzik
Murat Tunal 19.08 1991 Aktüel
Toplam okunma (25107) Bugün(3) Son okunma tarihi (03 September 2010)
Anadolu’nun Kayıp Şarkıları film müzikleri albümü cafrande.org’ta Temmuz 24, 2010
Posted by cafrande.org in : Film Müzikleri - Film Music, Türkçe Müzik & Klip - Turkish music , 4comments
Anadolu’nun ücra noktalarında provasız ve canlı kaydedilen otantik ses ve görüntülerin yer aldığı ‘Anadolu’nun Kayıp Şarkıları’ filminin soundtrack CD’si film vizyona girmeden önce Kalan Müzik’ten çıktı. Yönetmen ve yapımcı olarak Nezih Ünen`in ilk uzun metraj filmi olan çeşitli festivallerde gösterimiş ve beğeni ile izlenmişti. `Anadolu`nun Kayıp Şarkıları “Yüzyıllık sessizlik sona eriyor!..” sloganıyla 12 Mart’ta gösterime girecek.
Film gibi, albümün temel özelliği de, Anadolu’nun ücra noktalarında provasız ve canlı kaydedilen otantik ses ve görüntülerin evrensel sound’larla düzenlenmiş olması. Anadolu’nun farklı kültürlerinden insanlar, kaybolmuş şarkılarını özgün haliyle söylerken, Nezih Ünen ve arkadaşları onlara albümde eşlik ediyor.
musicwebtown.com
Bu performansı aynı şekilde sahneye de taşıyan Nezih Ünen, “Anadolu’nun Kayıp Şarkıları”nın gösteriminin yapıldığı Selanik, Cannes ve Berlin’de de büyük ilgi gören konserler vermişti.
http://www.dailymotion.com/videoxcbev2
Projenin yaratıcısı olan müzisyen Nezih Ünen, aynı zamanda filmin de yönetmeni. Konserlerde, projenin müzik direktörlüğünü üstlenen Serhat Ersöz ile birlikte sahnede yer alırken, grubun diğer üyeleri de nefesli çalgılarda Emre Sınanmış, vokalde Devrim Kaya, davulda Utku Ünal, gitarda Tuncer Tunceli, vurmalılarda Cengiz Ercümer ve bas gitarda Caner Üstündağ yer alıyor. Konserlerde Anadolu’nun kaybolmuş şarkıları özgün haliyle ekrandan söylenirken, Nezih Ünen ve arkadaşları canlı olarak onlara eşlik ediyor.
01 – Anadolunun Kayıp Şarkıları – Döne’m Zülüflerin Deste Deste
02 – Anadolunun Kayıp Şarkıları – Eşrefoğlu Al Haberi
03 – Anadolunun Kayıp Şarkıları – Geçti Gönül Baharımız
04 – Anadolunun Kayıp Şarkıları – Kalktı Göç Eyledi Avşar Elleri
05 – Anadolunun Kayıp Şarkıları – Baba Bugün Dağlar Yeşil Boyandı
06 – Anadolunun Kayıp Şarkıları – Kewe Narine / Rebene (Nazlı Keklik
07 – Anadolunun Kayıp Şarkıları – Beyköylü Ali Bey
08 – Anadolunun Kayıp Şarkıları – Pamuk Tarla
09 – Anadolunun Kayıp Şarkıları – Gam-ı Aşkınla (Aşkının Üzüntüsünden)
10 – Anadolunun Kayıp Şarkıları – Köprü Ortasında
11 – Anadolunun Kayıp Şarkıları – Kırtıl Semahı
12 – Anadolunun Kayıp Şarkıları – Dulabe (Tezgahım)
13 – Anadolunun Kayıp Şarkıları – Sema
14 – Anadolunun Kayıp Şarkıları – Kartalların Dansı
15 – Anadolunun Kayıp Şarkıları – Derenin Kenarına Yattım
16 – Anadolunun Kayıp Şarkıları – Delale Mi Way (Sevdiğim Benim)
Notlar:
Filmin yapım sürecinde Anadolu iki defa tamamen gezildi. Daha sonra da çeşitli yerlere defalarca çekim için gidildi. Toplam 350 saatten fazla çekim yapıldı. Tüm araçlar toplam 40.000 km üzerinde yol kat etti (yaklaşık olarak bir dünya turu).
121 ayrı mekanda 133 performans çekildi. Bunlardan 43 adedi filmde yer aldı.
Montaj 4 yıl sürdü. Müziklerin düzenlemesi 3 yıl sürdü. Filmin yapımı toplam 5 yıl sürdü.
Çekimler Anadolu’nun bütün bölgelerini kapsadı. Bunlar arasından yapılan zorlu seçimler sonucunda filmde yer alacak olanlar seçildi. Özetle:
Düzce’de Çerkes Oyunları
Tokat’ta Semah ve türkü
Trabzon’da Horon
Rize’de Hemşin Türküleri ve Atma Türkü
Artvin’de Çoksesli Gürcü Şarkıları
Kars’ta Aşık Atışması ve Çoban’ın Aşk Şarkısı
Bingöl’de Kartal Dansı
Tunceli’de Bektaşi Türkü
Muşta Dengbej
Diyarbakır’da pamuk işçilerinin İş Şarkısı
Mardin’de Süryani İlahileri
Midyat’ta halk şarkıları ve Harran’dan görüntüler
Urfa’da Gazel
Gaziantep’te Barak Havası
Hatay’da ipek üreticisinin İş Şarkısı
Silifke’de türkü ve Kırtıl Semahı
Kırıkkale’de Bozlak
Denizli’de Karacaoğlan Türküsü ve Zeybek
Burdur’da Yörük Kemane ve Sipsi ile Aşık-Maşuk Oyunu Muğla’da Roman Davul-Zurna Bursa’da Kılıç Kalkan yanı sıra; İstanbul’da çekilen Ermeni ve Rum Şarkıları ile, Sema yapan dervişler filmde yer alan başlıca performanslar oldu.
Toplam okunma (58283) Bugün(11) Son okunma tarihi (03 September 2010)
Bir saz şairi olarak Aşık Veysel – Enver Gökçe
Makedonya akustik etnik müzik grubu Baklava, “Kalemar” adlı albümüyle cafrande.org’ta
İki alıntı bir öykü | “Ortasında cehennem olmayan kim var” Italo Calvino ve Vicdan
Abidin Dino hayatı, sanatı ve online resim sergisiyle cafrande.org’ta
Aynur Doğan ve yeni albümü “Rewend/ Göçebe” (2010) cafrande.org’ta
12 bölümden oluşan BBC Siyasi Düşünce Tarihi’ni Cafrande.org’ta sesli dinleyin
Ve İnsan Otomobili Yarattı | Yürüyen Bant – İlya Ehrenburg
Başarılı bir besteci ve multi – enstrümantalist; Yann Tiersen ve eserleri
KPSSzedeler… Oy badem bıyığını yidiim gel bakim sen yamacıma! – Serdar Türkmen