jump to navigation

Felsefecilerin Önyargıları Üstüne – Friedrich Nietzsche Şubat 4, 2010

Posted by cafrande.org in : Felsefe - Philosophy , add a comment

Nietzsche: “Yeterince uzun bir süredir felsefecileri yakından gözledikten, onların satır aralarını okuduktan sonra, kendi kendime diyorum ki: Bilinçli düşünmenin büyük bir bolumu hala içgüdüsel etkinlikler arasında sayılmalı, felsefece düşünme bile; nasıl kalıtsal olanla, ‘doğuştan olan” konularında düşüncelerimiz değiştirdiysek, burada da değiştirmeyi öğrenmeliyiz. Doğma eyleminin, kalıtımın bütün işleyiş ve gelişmesinde yeri ne denli azsa, “bilinçli olmanın”, sonuca götürücü anlamda, içgüdüsel olanla karşılaştığı o denli azdır”

Toplam okunma (5838) Bugün(7) Son okunma tarihi (09 February 2010)

Ludwing Feuerbach Klasik Alman Felsefesinin Sonu 2 | İdealizm ve Materyalizm – Friedrich Engels Şubat 2, 2010

Posted by cafrande.org in : Felsefe - Philosophy, Genel Kültür - General Culture , add a comment

friedrich-engels

Her felsefenin ve özellikle modern felsefenin büyük temel sorunu, düşüncenin varlık ile ilişkisi sorunudur. İnsanlar, kendi fiziksel yapılışları konusunda tam bir bilgisizlik içinde ve düşlerindeki görüntülerin [6*] dürtüsü altında bulundukları en eski zamanlardan beri kendi düşünceleri ile duyumlarının kendi öz bedenlerinin bir eylemi olmadığı, ama bu bedende oturan ve ölüm anında bu bedenden ayrılan ayrı bir ruhun işi olduğu düşüncesine varmışlardır — bu andan sonra da bu ruhun dış dünya ile ilişkileri üzerine kendilerine birtakım fikirler yaratmak gerekmiştir.  Eğer, ölüm anında, bu ruh bedenden ayrılıyor ve kendi yaşamını sürdürüyorsa, ona ayrı özel bir ölüm yakıştırmak için hiçbir neden yoktu;

Toplam okunma (6029) Bugün(2) Son okunma tarihi (09 February 2010)

Bilinçöncesinde Bir Gezinti – Florence Guignard |”Her şey her şeyin içindedir” Şubat 1, 2010

Posted by cafrande.org in : Felsefe - Philosophy , add a comment

Burada size psikanaliz kuramlarından söz edeceğim, fakat bunu metapsikolojik kuramların anlamları üzerinde bir düşünce sahibi olma açısından ele alacağım. Çok eski, Freud kadar eski bir psikanaliz kavramından, bilinçöncesinden bahsedeceğim. Bir kavramı düşündüğümüz zaman, o kavramın kuramsal çerçevesi ne olursa olsun bazı sıkıntılarla karşılaşabiliriz, onun etrafında dönüp dolaşabiliriz. Böyle bir kelime oyunu var Fransızca’da: Her şey her şeyin içindedir ve aynı şekilde bunun tersini de söyleyebiliriz. Böyle bir düşünce biçiminden kaçınmak isterim. Unutmayalım ki metapsikolojik kavramlar her zaman için psikanalitik psikoterapi tekniğinin ilerlemesi için bize yardımcı olurlar. Yani “kavram için kavram” değildirler. Bu tıpkı biz muayenehanemizin dışına çıktığımız zaman ikinci bir evrede düşünmemizi, yaşadığımız heyecanları bir biçime sokmamızı sağlayan şeyler gibidir.

Toplam okunma (4361) Bugün(0) Son okunma tarihi (09 February 2010)

Max Weber’in Siyasi Düşüncesinin Sosyolojik Çerçevesi – Anthony Giddens Ocak 29, 2010

Posted by cafrande.org in : Felsefe - Philosophy, Genel Kültür - General Culture , 2comments

Weber’in metodolojik görüşlerinin ana unsurları Protestan Etik üzerinde çalıştığı sırada kotarılmıştı. Bu görüşler genelde Batı kapitalizminin gelişme eğilimi ve özelde de Alman toplumsal ve siyasi yapısı analizinin kalıba dökülmesine izin veren temel entelektüel bir ‘girdi’ydi. Weber’in metodolojik denemeleri ağırlıklı olarak polemik niteliği taşırlar ve ondokuzuncu yüzyıl Almanya’sındaki muhtelif toplumsal ve ekonomik düşünce okullarının arka planlarına karşı değerlendirilmek zorundadırlar. Weber, Roscher ve Knies hakkındaki uzun denemesinde, iki çeşit temel sorunla ilgilenmektedir. Bu yazarların eserlerinde klasik idealist felsefeden uyarlanan ‘mistik’ kavramların kullanılışıyla tutarlı ampirik metodlara bağlılığın karışması ve tabiî dünyanın “öndeyilenebilirliğiyle” karşılaştırıldığında insan davranışının varsayılan ‘irrasyonel öznelliği’ davranışın tabii dünyadaki olaylar kadar ‘öndeyilenebilir’ olduğunu iddia etmektedir.

Toplam okunma (5133) Bugün(2) Son okunma tarihi (09 February 2010)

Yunan Felsefesinin Kökeni – Karl Vorlander Ocak 25, 2010

Posted by cafrande.org in : Felsefe - Philosophy , add a comment

Aristo, antik Yunan öğretisine mensup olanlara İlahiyatçılar diyor. Bu ilâhiyatçılar evrenin oluşumunu araştırmakla, ilmin araştırma konusunu benimsemiş oluyorlar, ilim de, bütün varlıkların nasıl meydana geldiğini, ilk ilkenin neden ibaret olduğunu soruşturur. İlahiyatçılar da kavramsal düşünce tarzında sorusunu ve cevabım ortaya koyar, ilim, zaman bakımından ilk ilkeyi ve tanrısal temel tözü araştırmaz, belki eşyanın bütün değişimi sırasında sabit, sonsuz ve sürekli kalan madde ve tözü tanımak ister. Yunanlıların ilk felsefesi doğa  felsefesidir,  ilk kavramı  ise -ilginç bir şekilde-  ’madde’ dir.

Toplam okunma (7240) Bugün(1) Son okunma tarihi (08 February 2010)

Bir Freud-Kohut Karşılaştırması: Dinden Dönme mi, Sinerji mi? – Michael Franz Basch Ocak 22, 2010

Posted by cafrande.org in : Felsefe - Philosophy, Sağlık Bilgisi - Health İnformation , add a comment

Pek çok psikanalist için Kohut’un Freud psikanalizinden ayrılışı kendilik psikolojisi olarak bilinen sunuşu (1971) ile değil; bize sık sık söylediği gibi,  kendince en önemli katkısı olan ‘İçebakış, Eşduyum ve Psikanaliz’ (1959) ile daha önce başlamıştı. Bu denemede Kohut, psikanalizin özünün, eşduyumsal anlamaya giden yolda analistin hastanın psikolojik yaşamına girmesi yoluyla, hastanın sözcüklere dökülmüş içebakışlarının daha derin anlamlarına doğru işbirlikçi bir atılımla, insan düşüncesi ve güdülenmesinin araştırılması olan ve eşduyumsal anlamayı sağlayan, Freud’un psikanalitik yönteminin keşfinde yattığını gösteren tarihsel ve epistemolojik kanıtları ortaya koymuştu.

Toplam okunma (6233) Bugün(1) Son okunma tarihi (09 February 2010)

Psikanalizin Tarihçesi (2) – Sigmund Freud | Psikanalizin akıbeti, bu bilime karşı direniş gösteren Avrupa’da belirlenecekti Ocak 18, 2010

Posted by cafrande.org in : Felsefe - Philosophy , add a comment

 <<Öncesi] Psikanalizin yayılması uğrunda Zürih psikiyatri ekolünün, özellikle Bleuler ve Jung’un gösterdiği büyük hizmetlerden ötürü şimdiye kadar tekrar takdir ve teşekkürlerimi belirttim. Koşulların alabildiğine değişik olduğu bugünkü durumda da aynı şeyi yapmaktan geri kalmak istemem O zamanlar bilim dünyasının dikkatini psikanaliz üzerine çeken başlıca etken, Zürih ekolünün psikanalize arka çıkmasıdır diye bir şey elbet söylenemez. Gerçek etken, kuluçka döneminin sona ermesi ve dört bir yanda psikanalize giderek artan bir ilginin gösterilmeye başlamasıydı. Ama her yerde bu ilgi, psikanalizi çokluk şiddetle yadsıma kılığında kendini açığa vururken, Zürih’te psikanaliz karşısında takınılan tutumun temelini tam bir benimseme oluşturmuştu. Ayrıca başka bir kentte Zürih’teki gibi mükemmel bir taraftar kitlesi bir araya gelmemiş, başka hiç bir yerde resmi bir klinik psikanaliz araştırmalarının hizmetine verilmemiş, psikanalizi bağımsız bir ünite olarak psikiyatri öğretim kapsamına alan bir klinik hocası başka hiç bir kentte çıkmamıştır.

Toplam okunma (9225) Bugün(0) Son okunma tarihi (09 February 2010)

Thomas Münzer, Şeyh Bedreddin ve Nazım Hikmet – Nedim Gürsel Ocak 14, 2010

Posted by cafrande.org in : Felsefe - Philosophy , add a comment

Tarihsel maddecilik açısından ele alındığında, Şeyh Bedreddin ayaklanmasının dinsel-ideolojik niteliği sınıf savaşımının özgül biçimlerinden biri olarak yorumlanmalıdır. Belli bir tarihsel dönemdeki ekonomik ve toplumsal koşulların doğal sonucudur bu (1). Anadolu, hatta tüm İslâm tarihi boyunca, yoksul halk kitlelerinin eşitlik özlemi Mehdî inancında ifadesini bulmuştur. “Nâzım Hikmet’in Kıyamet Sureleri” adlı yazımda bu sorun üstünde ayrıntılarıyla durmuş, Şeyh Bedreddin hareketinin Batınî’likle ilişkisine de ayrıca değinmiştim. [Gürsel, 1976, s. 17) Burada aynı görüşleri yeniden ele alacak değilim. Nâzım Hikmet’in Bedreddin yorumuna büyük ölçüde kaynak olduğunu sandığım bir yapıttan, Engels’in Almanya’da Köylü Savaşları [1974) adlı kitabından sözedeceğim yalnızca. Çünkü Nâzım, dinsel-ideolojik bir köylü ayaklanması biçiminde gerçekleşen Bedreddin hareketinin sınıfsal çözümlemesini yaparken Engels’in görüşlerinden yola çıkıyor.

Toplam okunma (5758) Bugün(0) Son okunma tarihi (09 February 2010)

Psikanalizin Tarihçesi (1) – Sigmund Freud | “On yıl gibi bir süre tek başıma Psikanaliz üzerine çalıştım” Ocak 12, 2010

Posted by cafrande.org in : Felsefe - Philosophy, Sağlık Bilgisi - Health İnformation , add a comment

Freud, psikanalizin görüşlerinden sapma gösterip psikanalizin ilkeleriyle bağdaşmayan düşüncelerin kendisinin bulguladığı psikanaliz adı altında sunulmasından aleyhindeki kimselerin yararlanacağını düşünmekte ve psikanalizin, psikanalizle uğraşanların bile üzerinde anlaşamadığı keyfi ve bilimsellikten uzak bir nesne olduğunu kanıtlamaya kalkacaklarından çekinmekteydi. Dolayısıyla, bilimsel polemiklere girmekten hoşlanmadığı için, istemeye istemeye Psikanalizin Tarihçesi’ni yazmaya karar vermiş, psikanalizin gelişim tarihçesinde ki güçlü mantığa dayanarak kurduğu öğretinin ana kavramlarını bir kez daha açık seçik ortaya koymak, beri yandan Adler ve Jung’un öğretilerini ele atıp özleri bakımından psikanalize aykırı düştüğünü, bu yüzden psikanaliz adının bunlar için söz konusu edilemeyeceğini göstermek istemiştir.

Toplam okunma (5919) Bugün(0) Son okunma tarihi (09 February 2010)

Varlık ve İnsan – Montaigne (Denemeler) Ocak 10, 2010

Posted by cafrande.org in : Felsefe - Philosophy , add a comment

Nesnelerden algıladığımız görüntüleri yargılamak için doğruyu eğriden ayırdedecek bir aracımız olması gerek; bu aracı doğrulamak için bir ispatlama yapmamız gerek; ispatlamayı doğrulamak için bir araç; alın size bir kısır dönge. Kendileri kararsızlıklarla dolu olan duyularımız tartışmamıza son veremiyeceğine göre akla başvurmak zorundayız diyelim: Hiç bir akıl bir başka akla dayanmazlık edemez, öyle olunca da akıldan akıla gider dururuz. Hayal gücümüz bilinmedik şeylere ulaşmaz, çünkü duyuların aracılığıyla işler; duyularsa kendi dışlanndakî nesneyi değil sadece kendi duyuşlarını kapsarlar; böyle olunca hayal ve görüntü nesneyi değil, duyuların algısını verir; bu algı ve nesneyse ayrı ayrı şeylerdir: Öyleyse görüntülerle düşünen, nesneden, gerçek olandan başka bir şeyle düşünüyor demektir.

Toplam okunma (4457) Bugün(1) Son okunma tarihi (09 February 2010)