Artık “Yeter’’ diyorum. İnsanlar ölmesin, kardeşlik ve barış olsun istiyoruz. Bugün yüzbinlerce Kürt ve Türk birbiriyle evlenmişler. Eskiden “Kürtlere hak verilirse Türkiye bölünür” deniliyordu. Ben buna inanmıyorum. Çünkü İstanbul’da Diyarbakır’dan fazla kürt var. Eğer Türkiye kürt kimliğini tanırsa, okullarda kürt çocukları ana dillerini öğrenirlerse, ne olur? Ana dil ile eğitim dünyada yaşayan her çocuğun hakkıdır.
Neden Türkiye’ye gelmiyorsunuz ?
Doğrusu bende milletimi seviyorum ve onları görmek istiyorum. Artık Avrupa’da geçirdiğim 30 yıllık yalnızlık yeter. İnsan en çok kendi halkıyla mutlu olur. Bugün Türkiye’de çok güzel adımlar atılıyor, Kürtçe Radyo ve TV açıldı. Kürt sorununun çözümüne yönelik olarak, iyi şeyler oluyor. Bugün Türkiye’nin gündeminde özellikle medya’nın gündeminde Kürtler var. Bu sorun çözülecek. Ama şunu bilmeliyiz ki, Kürt sorununu sadece bir radyo ve Televizyonla çözülecek bir şey değil. Bunlar birer adımdır. Ancak dünyadaki her halk gibi kürt halkının hakları verilmelidir. Ben demiyorum ki Kürtlere farklı bir hak verilsin; Türklerin, Arapların, Farsların ve diğer dünya halklarının hakları ne ise, kürt halkınında hakları verilmelidir…
musicwebtown.com [Civan Haco, 1957 yılında Suriye -Qamışlo'da dünyaya geldi. Asıl olarak Mardin'li olan ailesi Şex Said İsyanını desteklememiş olsa da isyan sonrasında Surye'ye sürgüne gönderildi. Ciwan Haco, Mihemed Şexo, Miradko, Garabete Xaço ve Seid Yusif gibi büyük dengbejlerinden etkilenerek müziğe ilgi duydu. Lise eğitiminden sonra Almanya'nın Bochum Üniversitesi Müzik Fakültesi`nde öğrenim gördü. Daha sonra kurduğu grupla, Kürt müziğini Blues, Rock, Pop ve Caz formlarında harmanlayıp yorumladı.]
Nedir bu haklar?
Dilsel kimliktir, insani özgürlükler ve kültürel haklar. İnsan Dünyada kimliği ve kültürü ile tanınır. Bana göre Türkiye yeni bir Anayasa yapmalı ve Anayasa’da kürtlerin hakları ne ise belirtilmelidir. Ben şimdi, hiçbir şey belli olmadan neye gideceğim Türkiye’ye? Türkiye’ye gitmek ve halkımla buluşmak benim için bir rüyadır. Bir ara Batman ve Diyarbakır’da verdiğim konserde aldığım keyfi ve gördüğüm saygıyı ömrümün sonuna kadar unutmayacağım. O sevgi benim için milyarlarca liradan daha üstündür. O günler hayatımın en güzel günleriydi. Düşünün ben müzik yapacağım, konserler vereceğim Ama bu ülkede insanlar ölüyor ve savaş devam ediyor. Artık yeter, savaşın bitmesi sona ermesi lazım.
Evet Kürt sorununun çözümü doğrultusunda Türkiye’de bu adımlar atıldı. Fakat Kürt sorunu öyle küçük bir sorun değil “Al sana şunu verdim” demekle çözülemez. Unutmayalım bu bir halkın sorunudur. Doğrusu kürt açılımıyla ilgili adımlar atılınca çok sevindik. İyi şeyler olacak dedik. Bu sorunun, kavgası ve savaş olmadan çözüleceğini ümit ediyorum. Bugün kürt halkı bir realitedir. 20 Milyondan fazla Kürt realitesi vardır. Bunları inkar etmek mümkün değildir.
Artık “Yeter’’ diyorum. İnsanlar ölmesin, kardeşlik ve barış olsun istiyoruz. Bugün yüzbinlerce Kürt ve Türk birbiriyle evlenmişler. Eskiden “Kürtlere hak verilirse Türkiye bölünür” deniliyordu. Ben buna inanmıyorum. Çünkü İstanbul’da Diyarbakır’dan fazla kürt var. Eğer Türkiye kürt kimliğini tanırsa, okullarda kürt çocukları ana dillerini öğrenirlerse, ne olur? Ana dil ile eğitim dünyada yaşayan her çocuğun hakkıdır. Kürt çocukları da ana dil ile eğitim görmelidir. Avrupa’da herkes kendi dilini öğrenebiliyor. Avrupa bölünmedi. Bilakis bu kültürel zenginlikle büyüdü. Ben çocukluğumu hatırlıyorum, bunun eksikliğini hep hissettim. Artık bütün dünya hakları birbirine yakınlaşmışlardır. Televizyon ve internet gibi iletişim araçları ile yakınlaştılar. Bence artık Kürt halkının hakları Türkiye anayasasında yer almalıdır. Artık bu sorunun kardeşlikle ve barış içinde çözüme kavuşması gerekmektedir.
Kürt sorunu Kürtlere haklarının verilmemesiyle ilgili bir sorundur. Türklerin ne hakları varsa onların diğer toplumlara verilmesi gerekir. Kürtlerin kimlik hakkı vardır, dil hakkı vardır ve eğitim hakkı vardır.
Kürt meselesinin çözümü için barış ve kardeşlik için bana düşen ne ise yapmaya hazırım. Her türlü yardımı yapmaya hazırım.
Kürt meselesi neden Türkiye’de çözülemiyor ?
Bu aşağı yukarı 80 yılın bir sorunu. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Kürtlerin varlığı inkar edildi. Bu yüzden sonunu bir anda çözmek kolay değil. Türkiye’nin Radyo, Televizyon ve gazetelerinde kürt milletinin varlığının kabul edildiği ilan edilmeli. Kürt halkının hakları verilmeli. Biz vatanımıza, yurduma ve aile dostlarıma geri dönmek istiyoruz, orada şarkımız söyleriz.
Türkiye ile Suriye’nin yakınlaşmasını nasıl görüyorsunuz?
Daha önce akraba olan 2 taraf tel örgü ile ayrıldılar. Biz televizyonlardan izliyorduk Tel örgünün arkasından bayramlaştıklarını son günlerde ise vize bile kalktı. Nusaybin’in yarısı ile Kamışlı’nın yarısı güzel bir ortamda, buluşuyor artık.
Türkiye’yi radyo, televizyon veya internet gibi her türlü haber vasıtalarıyla izliyorum Türkiye bizim için çok önemli bir yer. Türkiye bizim babalarımızın ve dedelerimizin yurdu. Benim annem ve babam Türkiye’de dünyaya geldi. .Dedelerimden söz etmeme gerek yok. Ben Türkiye ile çok ilgileniyor. Dostlarım, arkadaşlarım, akrabalarım çoğu Türkiye’de. Bende Midyat’a köyüme dönmek istiyorum. Türkiye’deki memleketimin rüyalarını görmek istiyorum. İnsan memleketiyle insandır, dostları ve akrabalarıyla insandır. Suriye’deki, Irak yada İran’daki Kürtlerin gözü Türkiye’dedir. Herkes anladı ki Kürtler Türkiye’siz olamaz. Türkiye olmadan Kürtlerin işi çok zordur.
Doğrusu hem Türkler hem de Kürtler işin önemini kavramışlardır. Birbirine yardım etmenin gerektiğine inanmışlardır. Artık tüm Türkler hem Kürtler şunu anlamalıdırlar, bizler birbirimizin dostuyuz.Artık kara günleri hatırlamanın ve onların üzerinden siyaset yapmanın gereği yoktur. Birbirimizi sevmeliyiz.
Bir çok batılı müzisyenlerle çalışan, kimi zaman etno-caz kimi zaman popüler tarzda müzik yapan Ciwan Haco, sözü ve müziğiyle kapılarını dostluğa, aşka ve barışa açıyor. Pop’tan rock’a blues’dan caz’a uzanan farklı müzik türlerini harmanlayan Haco, 2003 yılında dünya müzik tarihinin en kalabalık konserlerinden birini Batman’da vermişti.
Bütün parçaların söz ve müziklerinde Ciwan Haco imzası bulunan albüm Avrupa’nın en modern stüdyolarında Oslo ve Hamburg’da ünlü müzisyenlerce hazırlandı. Albümün müzik yönetmenliğini uzun yıllardır Avrupa’da yaşayan Ayhan Evci yapmış.
Ciwan Haco – OFF albüm içeriği: 01- Darìstane 02- Dil Ketime 03- Dipirsin 04- Ez Dìmam 05- Kal 06- Felek Dostum 07- Gotìn Sar Dìbìn 08- Havin 09- Haye 10- Li Heviya Te 11- Welate Min 12- Wìnda Bu
13- Xunav
Ciwan Haco ve etno müzik – Yılmaz Odabaşı
70’leden itibaren Aram, Şıvan Perwer, Ayşe Şan vb. gibi adlar, Kürtler için hep önemli oldu ve birkaç kuşak onların müziğiyle büyüdü.Ciwan Hoca ise, 80′lerin sonundan itibaren o geleneksel çıtayı biraz daha yükseltmeyi başaran önemli bir isimdi.
Ciwan Haco müziği ile tanışmak, özellikle Kürtlerin eğitimli ve entelektüel eğilimlerini beslemeye çalışan gençleri için dünya müziğine ulanabilecekleri önemli bir durak ya da basamak oldu hep. Gençler, Kürt müziğinin geleneksel tema ve enstrümanlarını daha yenilikçi ve dinamik bir yorumla sunan Ciwan Haco’yu çok sevdiler.
Kendi Yaralarının Şarkılarını Söyleyenler
Onun müziğindeki hüznün, o savaş çocuklarının hayatlarında bir karşılığı da vardı… O karşılık, o özdeşleşme bugün Türkiye’deki konserlerinin birer mitinge dönüşmesinin de bir nedenidir.
Bunu anlamak için ille de o sosyokültürel, siyasal ve ruhsal avlunun içinde olmanız gerekmiyor; “öteki” ile empati kurmayı, farklı kültürlere saygılı olmayı ve özgürlüğün, yalnız kendi alanınızın, tercihlerinizin altını çizmek olmadığını kavramış olmanız da yeterlidir.
Civan Haco, 1957 yılında Suriye – Qamışlo’da dünyaya geldi. Asıl olarak Mardin’li olan ailesi, Şex Said İsyanını desteklememiş olsa da isyan sonrasında Surye’ye sürgüne gönderildi. Ciwan Haco, Mihemed Şexo, Miradko, Garabete Xaço ve Seid Yusif gibi büyük dengbejlerinden etkilenerek müziğe ilgi duydu. Lise eğitiminden sonra Almanya’nın Bochum Üniversitesi Müzik Fakültesi`nde öğrenim gördü. Daha sonra kurduğu grupla, Kürt müziğini Blues, Rock, Pop ve Caz formlarında harmanlayıp yorumladı.
Ciwan Haco’nun, yakın zamanda yitirdiğimiz Yazar Mehmed Uzun tarafından yazılan “Destane Eğideki-Yiğitlik Destanı” adlı uzun şiirini bestelendiği çalışmasıdır. Ciwan Haco’nun adını duyulmasını sağlayan Ahmet Arif’in “Otuz Üç Kurşun – Se u se gule” şiirini seslendirdiği albümden sonra gelen, en başarılı çalışmasıdır. Albümü aşağıdan online dinleyebilirsiniz
Sanatçı bu destanı oluşturan yiğitlik temasını şiirsel bir dille kendi içinde, anlamına uygun olarak kurgulanarak seslendirmiştir. Albümde perküsyon, tenbur, akustik gitar, bas gitar, elektrik gitar, saz, fluit ve melodica enstrumanlarını kullanması da yiğitlik destanı anlatım açısından oldukça kuvvetlendirmiştir.
Yaklaşık bir saat süren destan gerçekçi bir bakış açısıyla ele alınmış. Ana karakter ulaşılmaz insan üstü bir varlık değilde, tüm insani duygulara sahip bir ”insan” olarak karşımıza çıkmaktadır.
Destanda aşk, ölüm, ihanet, korku, kahramanlık, kaleşlik anne, aile yurt sevgisi ve bağlılığı yani yaşamın içinde insani olan ne varsa bu destanda kendine yer buluyor.
Beş kişinin kuşatma altında kalmasını konu alan bölümden kısa alıntılar “yoldaşlar, ne yapalım…
imkansızlık karabahtlılıktır, halkımızın bahtsızlığı
ama çaresizlik kapılara dayandığında zaman,
gün yiğit ve mahirlerin günüdür ”
“biz beş kişi,onlar beşbin kişi
biz beşbin yürek, onlar beş yürek
biz beş bin haklı yürek, onlar haksız.
Kim aşk dolu bir yüreği kaldırabilir
bizi ne sanıyorlar…”…
Tek tek arkadaşlarına baktı, bir bir sarıldı onlara
sağ elinin iki parmağıyla bıyıklarını kıvırdı
silah, pusat ve kargılığını gerdi tüfeğinin ağzına mermi sürdü ve dedi ki:
“ yoldaşlar unutmayın!..
Biz beşbin yürek, dudaklarda beş bin efsane, kağıtlarda beşbin destan “
…
ölüm korkusu ve yılgısı,
direniş coşkusu ve heyecanı vardı
cevahir karın üzerinde kanın ve güneşin kızıllığı
“ah… bu güneş,
gün batımı yetişebilirse
ve akşama varabilirsek açılırdı belki bize bir kurtuluş kapısı”
8. parça içerisinde “le le daye” diye yakılan ağıt duygunun ve düşüncenin ağrının ve acının doruğa ulaştığı yiğitlidin ölüme uzanan vedası oluverir sanki;
ev ve aile, kız ve erkek kardeşler
amcalar, dayılar ve yiğenler
bir bir gözlerinin önündeydi o anda
beyaz saçlı yaşlı anne burada,
yanıbaşındaydı
o her zaman beyaz saçlı yaşlı anneye şöyle demiyor muydu:
“kurban olduğum anne
ben kuzun, babamın kara gözlüsüyüm
bu gün yaşamdır, yarın ölümdür
çünkü bekliyor ölüm hepimizi
lele anne…
bir gün ölüm haberini duyarsan
bilesin ki,
yüzüm aktır/ölümüm onurlucadır ”
Kuzun,kara gözlün,babanın Reşosu yurdun şehididir
Destana Egîdekî
“Lêxin, lêxin hevalno lêxin,
Bibarînin bibarînin, birano
Ev me çi dihesibînin!”
Hemu roj, hemu êvar, hemu şev
Wî weha gotibu u gule barandibû
Roj qulipîbu ser êvarê, evar ser şevê, şev ser rojê
Şer berdewam bu
Beden westiyayî, keser giran, birîn kur
Mêjî xurt,avur tuj
Dil keleha mêrxasiyê bu
Lome ji ne şerm bu
Ya man ya neman bu
Çi ji destê wî, çi ji deste wan dihat…
Îxanet li re bu
Îxanetê zora welatevîniyê biribu
Dor li wan girtî
Li jêr esker,
Li jor helîkopter
Nefes li wan çikyayî bû
Li pala çiyayen serîbilind
Di gundekî beçare ye Kurdistane de
Wext, wexta şer, man u nemane bu
“Hevalno, em çi bikin…
Begavî bextreşî ye, kambaxiya me kurdan e
Le, gava begavî li ber deriyan e
Wext, wexta jîr u mêrxasan e
Wext hatiye; wext, wexta şer e, xurtî u huner e
Em penc kes, ew penc hezar kes
Em penc hezar dil, ew penc dil
Em penc hezar dilen biheq, ew neheq
Kî dikare dile bi evîne hildave vegire?
Ma ev me çi dihesibînin!..”
Yek bi yek li hevalen xwe niherî
Ew yek bi yek hembez kirin
Bi herdu tiliyên xwe yen deste raste simbele xwe bada
Çek, pusat u rextên xwe şidandin Berîk ajot deve tifinga xwe 0 got;
“Hevalno, ji bîr mekin
Em penc hezar dil
Penc hezar efsaneyên li ser levan
Penc hezar destanên li ser kaxizan in
Penc hezar sterken ronîyen kurdan in…”
Saw u xofa mirine Coş u heyecana liberxwedanê
hebû
Li ser berfa gewher renge sor a xwîn 0 tave hebu
“Ax.,ev tav”,
“Eger tava dane evare li me biqulibe
U em xwe bi evare bigihînin
Heye ku deriye felatê li me vebe7″
Çendîn şere dijwar ew ketibuye
Çendîn caran wî îxanet, daf, dek xefik u kemîn dirandibu
Ew şervane welatê şervanan
Regire bav û kalan bu
“Ev çi hale”
“Ez evîndar û şerwanê ronahiye
Ez dijmine tarî zulmete
Ez niha li heviya şeve me”
Ew penc kes bun, çar mer u jinek
Ku her yek ji derek, le xwedî qederek ”
Lêdin hevalno lêdin
Ma ev me çi dihesibînin!..”
Deh bi deh, sed bi sed
Teqîna çekan, vizîna gulan bu
Ne vîçîna teyran, ne herîna hespan
Ne evîna segan, ne meyina berxan
Ne jî denge însanan bu
Bi tene dengek hebu
Zagon, zagona şer u lecan bu
“Kî ne ev eskeren ku weha gule li me dibarînin
Ji ku ne, li ser axa me çi ji me dixwazin
Ma evîn u evîndaren wan
Hez u hezkaren wan nîn in
Çima ew hez u evîna me tenagihin”
Saet çend bu
Şeve çima weha mîna bukeke xwe xemilandibû
Sterk çima weha ronî
Heyv çima weha di lehiya xweşiyê de bu
Di vê sar 0 seqemê de çima weha germ bu
“Sterken welatê min
Heyva erd u axa min”
“Hun şahîd in; em ne diz u keleş in
Ne pêxas u zikreş in
Em evîndaren we, egîden ronahiye ne
Eger li me qewimî 0 li vir em bun şehîden we
Xebera mêxasiya me bigihînin bi însan u gele me”
“Ax li min daye”
Çaven wê yen reş mîna çaven xezalan vekirî
Deve wê bi ken bu
Pore wê belavbûyî , stuye wê gola xwînê bu
Wî sere wê danî ser çoga xwe
Pişta xwe vekir, li stuye wê bada
Bi destan pore wê mist da
Bîstekê, bedeng çave wî li ser çaven xezalan ma
Çend dilop hestir ji çaven wî ber bi jêr bu
U ew giriya
Di bin barana gulan de ew giriya
“Xwedeyo…
Ji berbanga Kurdistan xweştir
Ji rojeke nu ya welatê min geştir çi heye!”
“Em diçin”
“Em diçin, le kîdikare re li berbangen welatê min bigire
Kî dikare roja nu li welatê min qedexe bike?
” “Em diçin
Em diçin, le mîna ku bav u kalan dikirin Ji ve roja nu re xêrhatin
Ji ve berbanga welatê min re stran u gotin divê”
Wext, wexta strane welatê neçar bu
di berbanga sibe de, li sere çiyan
Alana denge egîdekî xort bu
“Lê lê daye…
Lê dayê, sere sibe ye, sibeyeke xweş e
Ve sere sibe bayekî sar e, li min serma ye le daye…”
ax le daye
Denge top u cebirxanan li ser sînga mine
Le dayê, ve sibe çarnikare,ax lê lê dayê
ax lê lê lê daye
Hevale Eziz
“Edî tu çare tune, mirin 0 çuyin li ber me ye
Eger em teslîm bin ji, qedera me mirin e
Em jî li ser riya kerwana şehîda ne
Em hevudu hembez bikin,
Heqê xwe ji hev re helal bikin
Wext nîn e, berî ku guieyek were
Em ber bi gule herin
Nav bedengiyeke kur de
Wan tifingen xwe dane alî, rextên xwe ji xwe kirin
Defter û kaxizen xwe, cil u bergen xwe li ser hev danîn
U li agire wan niherîn
Her yekî du bombe,her bombayek li aliyekî navtengan
Bi xwe ve giredan 0 disan li hev niherîn
Wext hatibû;wext,wexta çuyine bu
Ba bu
Seqema serê sibê bu
Her der spî, her der gewher bu
Her der roni, her der muqedes bu
Jiyana xort, rojên bihurî bi bîra wi hatibu…
Zaroktî, mala mezin, koşka jor
Kuçe û kolanen teng, bîren kur
Bax u rez, av u çem, gund û zozan
Tirî u hejîrên bavu kalan
Keskesora barana biharan
Denge kahr û berxan
Govend bu
Jı rojên bihurî govend bi bîre hatibu
Dawet u dîlan li dar bu
Dinya mîna mehfureke rengîn a kurdî xweş
Mîna destaneke kevnar geş bu
Ew li sere gowendê bu
Coş li ser dil ken li ser ru
Ew govenkêşê dîlanê bu
Xwendin u dibistan dîsan xwendin u dibistan salen
unîwersîtê
Ev hemû, ev hemu niha li bîre wi bu
Bîr bubu kevokeka,bi firê ketibu
Dinya çiqas xweş, çiqas bedew bu
Kirase sipî çiqas li ve axa welatê kurdan hatibu
Be çek, bê pûsat,bê kiras 0 be veger
Lı ber çaven wi leylana berfa spî
Li ser dile wî gurmina denge şehîdan
Ma kî u kî li ser ve axê şehîd neketibu
U axa rehmete maç nekiribu…
Dinya çiqas xweş, çixas bedew bu
Kirase spî çiqas li ve axa welatê kurdan hatibu
Wî deste xwe bir ber eniya xwe u ji bo cara dawîn
Li dora xwe niherî
Li dûr, li dur reşahiya eskeran…
Li dûr, li dur teyrekî mezin î spî li firê bu
Bi basken spî, ji aliyen çiyan ber bi geliyan
Li şahîdiya wê roja nu bu
Baskên wî vekirî, çeperast, teyr bi ageh li fire bû
Ma jiyan ne mîna fira vî teyrî bu?
Ma jiyan ne fireke kurt û xweş li dinyayeke kambax bu?
Bîr dîsan li firê bu, hemu jiyan li bîre
Mal u malbat, xwîşk u bira
Ap u birazî, xal û xwarzî
Yek bi yek niha li ber çaven wî bu
Diya pîr a porspî li wir, li keleka wî bu
Ma wî her u her ji diya pîr a porspî re weha negotibû;
“Daye ez bî qurbanê
Ez berxê te, çavreşe bave xwe me
Iro jiyan e, sibe mirin e, mirin li ser sere me hemûyan e
Leledaye…
Eger te rojek xebera mirine bihîste
Tu bizanibe; min ruye xwe reş nekiriye
Berxê te, çavreşe we, Reşoye bavo şehîde weletê me ye…”
Ciwan Haco, 1957 yılında Suriyenin Kamışlo kentinde doğdu. Lise öğreniminden sonra Almanyanın Bochum Üniversitesinde 3 yıl öğrenim gördü. [Aşağıdan Ciwan Haco kliplerini seyredebilirsiniz]
1980′li yıllarda korsan kasetleri kaçak yollardan Türkiye, İran, Irak ve Suriye’ye girdiğinde yani müzik serüveni başladığı zaman Ciwan Haco üniversitede müzik eğitimi görüyordu. Kendine has bir tarzı olan sanatçı; Kürt müziğinde o zamana kadar alışık olmayan bir “ses” olarak girdi. Pop, rock ve etno-caz türünü, Kürt müziğine kazandırırken, geniş bir çoğrafyada, bir çok ülkede büyük bir hayran kitlesini yaratıyordu. Arkasından gelecek bir çok müzisyene “örnek” oluyor ve Avrupa’nın önemli caz kulüplerinde sahneye çıkıyordu.
Ciwan Haco – Diyarbekir (zîne)
Şeyh Sait isyanından sonra, Midyat’tan Suriye’ye göç etmek zorunda kalan ailesi Şeyh Sait isyanının bastırılmasına destek verilmesine karşın sağlanacak birtakım imtiyazları red eder. Bunun sonucunda Suriye’ye göç etmek zorunda kalan aileye Suriye hükümeti tarafından toprak verilir. Ataları geniş aşiretiyle Kamışloya yerleşir, ancak burada da siyasi karmaşa ve Kürtlüğü başına bela olur, topraklar ailenin elinden alınır ve aile tekrar göçe zorlanca dünyanın dört bir yanına dağılır.
ciwan haco – nexta naze
Avrupalı müzik gruplarıyla çalışmalar da yapan Ciwan Haco’nun Türkiye’de, ‘Sî û sê Gule’,’Durî’,”Bilura mîn’,’Gula sor’,’Leyla’ isimleri albümleri çıktı. Ayrıca sanatçının Avrupada da ‘Peşmerge’, ‘Serhildan’, ‘Diyarbekîr’, ‘Girtîyên Azadîyê’ isimli albümleri yayınlandı.