Bu Kategorideki Konular

25
Ağu

Tomris Uyar1980 başlarında bir yaz akşamı, Füsun Akatlı, Nimet Tuna ve Tomris Uyar, o dönemin gözde uğrağı Şadırvan’da buluşmuş, denizin tadını çıkarıyorlar. Konu bir ara aşka, sonra aşksızlığa, en sonunda da “aşık olunabilecek bir erkeğin özellikleri”ne geliyor ve bir oyuna dönüşüyor.
Nesnel davranmakta kararlı olduklarından masalarına gelen Edip Cansever ve Turgut Uyar’ın da görüşlerini alıyorlar. (Sonraları Ferit Edgü, Mürşit Balabanlılar, Aydın Emeç gibi “güvenilir” erkek dostlara da başvurulacak.)
Böyle önemli bir konunun koşul sıralamasında ilk maddeyi fiziksel görünüşün ya da zekanın değil giyimin tutması oldukça tuhaf ama ne yapalım? Devamı »

Toplam okunma (14183) Bugün(99) Son okunma tarihi (29 August 2014)

, , , , , , , , , , ,

25
Tem

vangoghAntonin Artaud diyor ki: “Van Gogh’un akıl sağlığından sözedilebilir, o ki, hayatı boyunca sadece bir elini pişirmiş ve bundan başka da bir kez sol kulağını kesmekten öteye gitmemiştir,(…)
Hayır, van Gogh deli değildi, ama resimleri suda yanan ateşlerdi, atom bombalarıydı, ki görüş açıları, o çağda ortalığı kasıp kavuran diğer resimlerin yanında, ikinci İmparatorluk burjuvazisinin ve III. Napoléon’unkilerin olduğu kadar Thiers’in, Gambetta’nın, Félix Faure’un polislerinin kurtçuk konformizmini ağır biçimde rahatsız edebilecek nitelikteydi.
Çünkü van Gogh’un resmi, törelerin belirli bir konformizmine değil, kurumlarınkine saldırır. Ve dış doğa bile, mevsimleriyle, gel git’leriyle ve gün tün eşitliği fırtınalarıyla, van Gogh’un yeryüzünden geçişinden sonra, aynı evrensel çekimi koruyamaz. Devamı »

Toplam okunma (9448) Bugün(2) Son okunma tarihi (29 August 2014)

, , , , ,

20
Tem

Kafatasının içinde, zarlarla örtülmüş, beyazımtırak ve yumuşakça bir kitle durumundaki sinir organı olan beyin, duyum ve bilinç merkezini oluşturur. Gelişmişlik düzeyi açısından insanları hayvanlardan ayıran en önemli organ olmakla beraber insan beyni hayvanlarda görülmeyen bilinç, konuşma, sevinç, üzüntü gibi olayların merkezi durumundadır. Bu sebeple bilimin beyni ve düşünme yetisini anlamaya yönelik araştırma ve deneyleri çağlar boyu devam etmiştir. Ancak bu deneyler içerisinde tuhaf ve ilginç olan deneyler arasına girerek literatürde yerini alan beş deneyini NTV Bilim Dergisi, ‘Ne düşündüğümü biliyorum’ başlıklı dosyasında inceleyip okucusuna sundu.
İşte en tuhaf beş beyin deneyi Devamı »

Toplam okunma (11537) Bugün(7) Son okunma tarihi (29 August 2014)

, , , ,

09
Tem

Sabahattin AliMacide’ye kapıyı açan Fatma:“Aman, küçükhanım, nerede kaldınız?.. Sizi bekliyorlar… Enişteniz pek hiddetli!” dedi.
Macide omuzlarını silkti. Eniştemin hiddetinden bana ne, demek istiyordu. Fakat Fatma sözüne devam etti:
“Yukarı kat sofasında oturuyorlar. Galiba bugün annenizden mektup gelmiş… Aralarında okudular, konuştular, bir daha okudular… Küçükhanım bile uyanık…”
Macide merak etmeye başlamıştı. Yeni ve fena bir haber mi acaba, diye düşündü. Merdivenleri süratle çıkarak yukarı kat sofasına geldi.
Alçak bir sedirde Emine teyze ile Galip amca oturmuşlar, lakayt görünmeye çalışan bir tavırla bekliyorlardı. Ortadaki küçük masanın başında, elindeki romana dalmış gibi duran Semiha vardı. Emine teyze Macide’yi bir müddet keskin gözlerle süzdükten sonra: Devamı »

Toplam okunma (7789) Bugün(0) Son okunma tarihi (29 August 2014)

, ,

21
Haz

Paul TillichAşk, güç ve adaletle ilgili bütün problemler, bizi, ontolojik tahliller yapmaya götürür. ‘Bu kavramlar bizzat varlıkta / varlığın kendisinde hangi şekilde bulunur’ sorusuna cevap vermeden, karışıklıklar ne açıklığa kavuşturulabilir ne de çözülebilir. Bizzat varlık problemi, ontolojik bir problemdir. Bundan dolayı, kullandığımız kavramların her birinin ontolojik temellerini tahlil etmeden önce, ‘temel’ (root) kavramım ne anlama geldiğini, bir kavramın ‘temel anlamı’ (root meaning)nm ne olduğunu, ontolojik problemlerin nasıl ortaya çıktığını ve onlara nasıl cevap verilebileceği şeklindeki sorulan, sormamız uygun olacaktır.
Ontoloji kavramı, ‘bizzat varlık’ı kavrayan İngilizce’deki ‘rasyonel kelimesi’ (rational word)nde olduğu gibi, Eski Yunanca’da ‘varlık’ ya da ‘varolma’ anlamlarına gelen ‘on’ ve ‘söz’, ‘konuşma’)ilgi’ gibi anlamlara gelen logos’ sözcüklerinin birleşmesiyle oluşmuş bir kavramdır. Devamı »

Toplam okunma (7743) Bugün(1) Son okunma tarihi (29 August 2014)

, , , , , , ,

20
Haz

Michael Shermerİnsanlar doğaları gereği ahlaklı ve ahlaksız, iyi ve kötü, özgeci ve bencil, işbirlikçi ve rekabetçi, barışçı ve kavgacı, erdemli ve kusurludurlar. Bu tür ahlaki özellikler bireyden bireye olduğu kadar, gruplar içerisinde ve arasında da değişir. Kimi insan ve popülasyonlar diğerlerine göre daha az ya da daha çok ahlaklı ve ahlaksızdır, ama tüm insanlar tüm ahlaki özellikleri sergileme potansiyeline sahiptir. Çoğu insan çoğu zaman çoğu şart altında iyidir, kendisi ve başkaları için iyi olanı yapar. Ama kimileri kimi zaman kimi şartlar altında kötüdür, kendileri ve başkaları için kötü olanı yaparlar. Ahlaki özelliklerin psikolojisinden yola çıkılarak ahlak ilkelerinin sisteme oturtulması, gruplar içerisindeki bireylerin ve insan gruplarının hayatta kalmalarını sağlama amaçlı bir tür toplumsal kontrol mekanizması olarak gelişmiştir. Din, ahlak ilkelerini sisteme oturtma amaçlı ilk toplumsal kurumdu, ama ahlakın yalnızca din alanına özgü olması şart değildir. Devamı »

Toplam okunma (5425) Bugün(5) Son okunma tarihi (29 August 2014)

, , , ,

Arşivler