Bu Kategorideki Konular

16
Nis

NietzscheTaht da çokluk çamurun üstünde oturur
“Yalnızlığına kaç dostum! Seni büyük adamların gürültüsünden sersemlemiş, küçüklerin iğneleriyle de delik deşik olmuş görüyorum.
Seninle nasıl susulacağını pek iyi bilir orman ve kaya. O sevdiğin ağaca benze yine sen, o geniş dallıya; sessiz ve dinlercesine sarkar o, deniz üstüne.
Yalnızlığın bittiği yerde pazar yeri başlar; pazar yerinin başladığı yerdeyse, büyük oyuncuların gürültüsü ve sineklerin vızıltısı başlar.
Halk pek anlamaz büyükten, yani yaratıcılıktan. Ama büyük şeylerin bütün göstericilerinden ve oyuncularından hoşlanır.
Gösterişli şatafatlarla doludur pazar yeri, ve halk övünür büyük adamlarıyla!
Yalnızlığına kaç dostum: görüyorum ki her yerini ağılı sinekler sokmuş.
Artık el kaldırma onlara! Sayısızdır onlar, hem senin yazgın sinek kovmak değildir ki.” Devamı »

Toplam okunma (9499) Bugün(9499) Son okunma tarihi (16 April 2014)

, , ,

07
Nis

Remy De GourmontFirengiden önce dudaktan öpmek bir selamdır. Hastalığın yaygınlaşması karşısında ortadan kalkmıştır: Kadınlar şehevi tutku, iradelerini sarsmamışsa, öpülmek üzere alınlarını uzatırlar, sonra iki cinsin birbirlerine bir adım daha uzak durduklarını görüyoruz. Ya sadece bir baş işaretiyle, ya da ancak ele dokunmak suretiyle, ya da çekinerek iki eldivenli eli birbirine değdirmek suretiyle selamlaşılmaktadır. Frengi, hayatın kendisi demek olduğu için ölümden daha güçlü olan aşka değil fakat cinsel kardeşliğe son vermiştir. Amerika’nın keşfinden beri erkek ve kadın arasında cehennemi bir korku hüküm sürmektedir. En korkutucu dinlerin bile ancak geçici bir süre için yapabildiğini bir virüs başardı ve dudaklar birbirinden koparılmış oldu. Devamı »

Toplam okunma (10602) Bugün(7) Son okunma tarihi (16 April 2014)

, , , , , , , ,

31
Mar

Andre GideSanat, yavaş yavaş kuvvetten düşünce, kaplıcalara götürülen bir hasta gibi tabiata çıkarılır. Ne yazık ki tabiat artık ona bir şey yapamaz. Bir anlaşmazlık var. Sanatın köye çekilip dinlenmesi ve eğer bitkinlikten sararıp soluyorsa, kırlarda, hayatta, gidip yeni bir canlılık aramasını bazen iyi bulurum. Güzellik hiçbir zaman tabii bir ürün değildir; o ancak sun’i bir baskı ile elde edilir. Sanatla tabiat yeryüzünde rekabet halindedir.
Evet sanat tabiatı kucaklar, bütün tabiatı kucaklar ve onu kolları arasında sıkar; ama meşhur dizeyi kullanarak diyelim ki: Devamı »

Toplam okunma (14352) Bugün(5) Son okunma tarihi (16 April 2014)

, , ,

24
Mar

Albert EinsteinAlbert Einstein ismini duymayanımız var mı? Bilimle ilgilensin veya ilgilenmesin, büyükten küçüğe hemen herkesin ismini bildiği, az çok hayatı hakkında bir şeyler duyduğu büyük bir dahi Einstein. Bu yazının konusu, ne Einstein’ın fizik alanında bir devrim yaratmış olan görelilik (relativite) kavramı, ne dünyanın en meşhur denklemi olan E = mc2 ‘nin bulunuş öyküsü. Aldığı Nobel ödülünden de bahsetmeyeceğiz, zira bütün bunları zaten daha önce, Einstein’in İdrakı, Nazım’ın Hikmeti isimli bir başka yazıda anlatmıştık. Bugünkü konumuz, hikayesi sahibinin ölümü ile başlayan, Einstein’in beyninin tuhaf hikayesi.
Ünlü fizikçi Albert Einstein, 18 Nisan 1955 yılında, 76 yaşındayken aort anevrizması yırtılması nedeniyle vefat etti.
Devamı »

Toplam okunma (48441) Bugün(2) Son okunma tarihi (16 April 2014)

, , , , ,

24
Mar

Hitler o gün öğleden sonra Mussolini’nin, metresi ile birlikte öldürüldüğünü öğrendi. Çok sevdiği köpeği Biondi’yi zehirledi ve diğer ikisini kurşunlattı. Sekreterlerine de Rusların eline düşme tehlikesine karşı zehir dağıttı. Ancak bu saatlerde, intiharı göze alamayan ve gitmek isteyen bazı kişilere izin verdi. Sığınakta kimsenin yatmaya gitmemesi söylendi: Führer veda edecekti. 30 Nisan’a girilmişti. Saat sabahın 3′üydü. Yaklaşık 20 kişi yemek salonunda sıralandı. Bunların çoğu kadındı. Hitler anlaşılmaz bir şeyler mırıldanarak hepsinin elini sıktı. Ve odasına döndü. Eva siyanürü, Hitler ise tabancayı tercih etmişti. İsteği üzerine cesetleri yakıldı. Artık şef yoktu. Sığınaktaki gerilim birden kalktı. Bazıları sığınağın kantininde dansetmeye başladılar ve kısa süre sonra ‘parti’ çığırından çıktı. Goebbels’in karısı beş çocuğunu öldürüp intihar etti. Goebbels, Krebs ve Burgdorf da ölümü seçtiler. Devamı »

Toplam okunma (27005) Bugün(14) Son okunma tarihi (16 April 2014)

, , , , , , , , , , ,

20
Mar

AsimilasyonTürkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla birlikte Anadolu’nun çok dilli yapısını gözetmeksizin uluslaşma/ulusallaşma amacı doğrultusunda  “tevhid-i tedrisat” adıyla yürürlüğe konulan tek dilde eğitim, anadili Türkçe olmayan insanların okullarda Türkçe eğitime tabi tutulması, anadillerin resmi/gayrıresmi herhangi bir statüye sahip olmaması  gibi bazı  nedenler; Anadolu’nun öteki yerel dillerinin nesilden nesile  aktarımını olumsuz bir şekilde etkilemiştir. Zazaca da bu politikadan bir hayli nasibini almıştır. Bilindiği gibi UNESCO tarafından, Türkiye’de “tehlike altında” olarak değerlendirilen yerel dillerden biri de Zazacadır. Devamı »

Toplam okunma (7916) Bugün(2) Son okunma tarihi (16 April 2014)

, , , , , , , , , ,

Arşivler