Bu Kategorideki Konular

23
Kas

kadınlar günü
Defalarca anlattığım ve o yüzden iyi bildiğim bir öykü. Düşük ücretler, on iki saatlik çalışma günü ve artan iş yükünü protesto eden konfeksiyon ve tekstil işçisi kadınların 1857 yılında New York kentinde düzenlediği kendiliğinden gösteriyi polis vahşi bir şekilde dağıttı. Çok sayıda kadın tutuklanırken bazı kadınlar kalabalık tarafından linç edildi. Devamı »

Toplam okunma (8146) Bugün(24) Son okunma tarihi (28 November 2014)

, , , , , , , , ,

17
Kas

Fikret-Başkaya

ABD’nin Kobane’ye verdiği destek bazı sol çevrelerde rahatsızlık yaratmış gibi görünüyor. Sizin bu konudaki görüşünüz nedir?

Zorunluluk varsa, bu seçenek yokluğu demeye gelir. Tam bir ölüm-kalım hâli söz konusuyken, Kobane halkının elbette ABD desteğini sevinçle karşılaması doğal. Yardım edenle yardım edilenin çıkarlarının ve beklentilerinin çakışması diye bir kural ve kesinlik yoktur. Denize düşen yılana zorunluluktan sarılır ama bu bir risk de içerir, zira yılan tarafından sokulma riski yüksektir. Sürecin seyrini değiştirecek başka bir dış destek mümkün olabilseydi, elbette başka bir tablo ortaya çıkardı. Önemli olan oradaki halkın bundan sonrasını nasıl dizayn edeceğidir… Devamı »

Toplam okunma (9507) Bugün(10) Son okunma tarihi (28 November 2014)

, , , , , , , , ,

16
Kas

Albert Einstein“Ahlâklı bir yaşama düzeninin gelişmesi bakımından Konfüçyüs’ün, Buddha’nın, İsa’nın ve Gandhi’nin yaptıkları, bilimin, herhangi bir zamanda yapabileceğinden çok daha önemlidir bence.
Sigara içmenin sağlığınız için çok zararlı olduğuna inanırsınız da, tiryaki olmaktan gene de alamazsınız kendinizi, Hayatı zehirleyen pek çok alışkanlıklar için geçerli bir yargı bu üstelik.
Doğruya ve gerçeğe yönelmiş her türlü çabaya duyduğum saygı ve hayranlığı ayrıca belirtmem gerekmiyor sanıyorum.”
Devamı »

Toplam okunma (3109) Bugün(5) Son okunma tarihi (28 November 2014)

, , , , ,

13
Kas

DostoyevskiTamam, insan bütün dönemlerde maddiyatçılığı hep Tanrılaştırmış, özgürlüğü vargücüyle cebini doldurma ve servet edinme aracı olarak görme eğiliminde olmuştur. Ancak bu istekler hiçbir zaman çağımızda olduğu kadar açıktan ve ibret verici biçimde yüce ilkeler katına yükselmemiştir: “Herkes kendi için, yalnızca kendi için; insanlar arasında her çeşitten ilişki salt kendi için! ” (Geçen yüzyılın sonunda eski dünya düzeninin yerini alan ve bütün Avrupa dünyasında çağımızın en belli başlı düşüncesi olarak yerleşen burjuvazinin temel ideolojisi), işte zamanımız insanının, hatta kötü olmayanların, emekçilerin, cana kıymayanların, çalmayanların benimsediği ahlaki düstur budur…Oysa aşağı toplum tabakalarına karşı acımasızlık, kardeşlik duygularının yok edilmesi, zenginin yoksulu sömürmesi geçmişte de vardı, kuşkusuz, her zaman da olacak, ancak bu kadar yüce bir gerçek ve bilim katına çıkarılmamıştır, Hristiyanlık bu maddiyatçılığı günah saymıştı; şimdiyse, tam tersine, erdem katına yükseltiliyor. Devamı »

Toplam okunma (14121) Bugün(3) Son okunma tarihi (28 November 2014)

, , ,

12
Kas

leninKomünist ahlakı diye bir şey var mıdır?
Elbette vardır. Genellikle bizim herhangi bir ahlakımız olmadığı iddia ediliyor ve burjuvazi, biz komünistlerin tüm ahlaki değerleri reddettiği suçlamasında bulunuyor. Bu, onların kafaları karıştırmak, işçilerin ve köylülerin gözlerini boyamak için kullandıkları yöntemlerden biridir.
Hangi bağlamda ahlakı reddederiz?
İnsanlara burjuvazi tarafından öğretilen ve ahlaki ilkeleri Tanrı’nın emirlerinden kaynaklanan bağlamdaki ahlakı. Elbette ki Tanrı’ya inanmadığımızı söylüyoruz. Din adamları, toprak sahipleri ve burjuvazinin hepsinin, sömürücüler olarak kendi çıkarlarını korumak için tanrının adına konuştuklarını iddia ettiklerini çok iyi biliyoruz ya da bu kimselerin, etiklerini, ahlaki emirlerden ve tanrının emirlerinden değil, özünde kutsal emirlerle büyük benzerlik gösteren idealist ya da yarı idealist ifadelerden çıkardıklarını da biliyoruz. Devamı »

Toplam okunma (8746) Bugün(3) Son okunma tarihi (28 November 2014)

, , , , , ,

09
Kas

picassoGeceyi çığırından çıkaran bir bayağılık yoktu ortada. Her şey doğaldı ve ikisi de yüreklerinden koparak gülüyorlardı. Söyledikleri her söz bir kitaptan çıkmış gibi geliyordu ikisine. Adam gözlerini kadının gözlerine dikmiş onu dinliyordu. Onu hem dinliyor ve hem de bir resme bakar gibi seyrediyordu. Kadın oyuncaklarla oynamaktan bıkmış bir çocuk gibi karşısına geçmiş oturmuş, kendisini dinleyen ve gözlerinin derinliklerinde kaybolan adamdan kaçırmıyordu bakışlarını. İkisi de mavi sularda yürüyorlardı ve suya batmıyorlardı.
Kadın aklından adam için, ‘ne kusursuz bir insansın’ diye geçiriyordu. Sadece aklından geçirmiyor aynı zamanda buna inanıyordu. ‘Seninle evlenebilirimdim. Şimdi de istesem, evlenebilirim. Devamı »

Toplam okunma (8202) Bugün(2) Son okunma tarihi (28 November 2014)

, , , , ,

29
Eki

Stephen HawkingModern bilimin doğuşunu Galileo kadar belki de hiç kimse etkilememiştir. Felsefenin temelinde Katolik Kilisesiyle olan ünlü çelişkisi yatmaktadır, çünkü Galileo, insanın, dünyanın nasıl işlediğini kavramayı umabileceğim ve üstelik bunu, gerçek dünyayı gözlemleyerek elde edebileceğini ileri süren ilk kişiydi.
Galileo, Kopernik’in kuramına (gezegenlerin güneş etrafında döndüğü kuramı) ta baştan beri inanmaktaydı, ama ancak, bu görüşü doğrulayacak tanıtları bulduktan sonra yaygın olarak desteklemeye başladı. Kopernik’in kuramına ilişkin İtalyanca (normal olarak kullanılan akademik Latince değil) yazılar yayınladı ve görüşleri kısa bir süre içinde üniversite dışında da geniş destek gördü. Bu, Aristocu profesörleri çileden çıkartarak, Katolik Kilisesini, Kopernik’in düşüncelerini yasaklamaya ikna etmek üzere Galileo ‘ya karşı birleşti. Devamı »

Toplam okunma (8370) Bugün(5) Son okunma tarihi (28 November 2014)

, , , , , ,

26
Eki

“Tekellerin barbarlığını yıkmadık mı?” diye haykırıyor ikiyüzlüler. “Dünyanın uzak bölgelerine uygarlık taşımadık mı? Halklar arasına kardeşlik getirip savaşların sayısısnı azaltmadık mı?” Evet, bunların hepsini yaptınız – ama nasıl Tek büyük temel tekel, mülkiyet, daha serbestçe ve kısıntısızca iş görebilsin diye küçük tekelleri yokettiniz. Aşağılık açgözlülüğünüzün yayılması için yeni alanlar kazanmak üzere yeryüzünün ücra köşelerini uygarlaştırdınız. Halklar arasına kardeşlik getirdiniz – ama bu kardeşlik hırsızların kardeşliğidir. Savaşların sayısını azalttınız – barış zamanında daha da büyük olan bütün kârları kazanmak için, bireyler arasındaki düşmanlığı, alçakça rekabet savaşını son kertesine dek şiddetlendirmek için! Genel çıkarlar ile bireysel çıkar arasındaki karşıtlığın saçmalığının bilincinden hareketle, ne zaman salt insanlığınızla bir şey yaptınız ki? Çıkarınız olmaksızın, kafanızın içinde ahlak-dışı, çıkarcı güdüler kurmaksızın, ne zaman ahlaklı oldunuz ki? Devamı »

Toplam okunma (19972) Bugün(3) Son okunma tarihi (28 November 2014)

, , , ,

Arşivler


more info