jump to navigation

Birde kireci dökük duvarlar yaşamın patika yollarından ağır ilerleyen bedenim – Taylan kişin Kasım 2, 2007

Posted by cafrande.org in : Gelen Yazı ve Şiirler , add a comment

Ah bingöl yamaçta doğan güneşim ışığımsın
goran ah goran kızı seni tanımak bana acı
bakışların sıcaklığın güvenin ve anlamak ve sevdayı  öğrenmek senden.
Bir çıla ışığı kadar goranlı sevdam gökteki ışıklar kadar yorgun güneş kadar uzak boynu bükük biriyim ben.
Başı dik sözcükler buluyorum sana sevdalım yaşayım yaşaya bileceğim kadar ürkek sızan ışıklara anlatıyordum seni sarı goranlım ve geceden kalma yorgun yüreğim birde kireci dökük duvarlar yaşamın patika yollarından ağır ilerleyen bedenim

Toplam okunma (921) Bugün(1) Son okunma tarihi (01 February 2010)

Dikine yürüdüler vadilerin kıvrımlarına – Hasan Kişin Ekim 25, 2007

Posted by cafrande.org in : Gelen Yazı ve Şiirler , add a comment

Yoksun artık/ Anılarda anbe an yaşıyorsun. / Bir gül açıyor yüreğimin yerindeki köşende.
Parlak ışığmsın yaşamımda./ her zaman gezdiğim sokaklarda/ Gecemde, gündüzümde sen varsın.

Ne diyeceğim/ En güçlü sözcük/ En yırtıcı acıdan geliyor. /Acın hiçbir şey diyemiyen yararsız dudaklarıma.     Hasan Kişin şiirlerini Aşağıdan okuyabilirsiniz

Toplam okunma (2492) Bugün(2) Son okunma tarihi (09 February 2010)

Biz Paylaşımın neresindeyiz – Hasan Kişin Ekim 25, 2007

Posted by cafrande.org in : Gelen Yazı ve Şiirler , add a comment

Doğanın oluşum süreciyle başlayan değişim sürekli ve yeni çelişkileriyle tüm canlıları etkilemektedir. Bu değişim sürecinde gittikçe etkin bir taraf olan insanlık kendi içinde ve doğanın dengesine müdahalesiyle diğer taraftan etkin olmaktadır.
1 milyon seneden beri yeryüzünde varlığını sürdüren insaoğlu bu sürecin yarısından fazladır bir arada ve yazarak ve doğayı kendi yaşamını kolaylaştırmak  amacıyla  dönüştürmektedir.

Bilimsel gelişmelerin etkileri çok çeşitlidir. Dogmaları , geleneksel birçok inançların safdışı edilmesini, Teknik gelişmeler, Savaşlar, Endüstriel gelişmeler, Politik değişiklilikleri, sınıflar, örgütlemeler bu değişimin sonucudur. Günümüzde artık gerçekler otoritelerin (Krallar,şehler,ağalar,patronlar vb .vb) söyledikleri değil gözlem ve yaşamla sınanmış olarak ortaya çıkan sonuçlardır. Bu demek değil tam anlamıyla insan insan olarak özgürleşmiş. Çoğumuz hala eskilerin iddialarını kendi gerçeğimiz gibi dayanaksız olarak kabul etmekteyiz. Çünkü gelenekçi yapı etkisini yitirmemiş.Birey olarak birbirimize karşı oluşumuzla bizi geriletmiş,

Toplam okunma (454) Bugün(1) Son okunma tarihi (07 February 2010)

Sıcak bir selamdır Cafran – İlhami SERTKAYA Ekim 25, 2007

Posted by cafrande.org in : Gelen Yazı ve Şiirler , add a comment

Etrafımda kopan gürültülerin tam ortasındayım. Öksürük, bağırtı anlaşılmaz kimi sesleri, bazen garip sessizlikler izliyor. Parçalamak için bir yerlerde emir bekliyen kaç arslanın önünde, yağlı bir ziyafet gibi his ediyorum kendimi. Ne olacağı belli olmayan bu gümbürtülü kuşatmada, görünmemek için güvendiğim sadece üzerime bıraktığım dikenli kuru çalı parçasıdır.
Sadece gövdemi kapsayan bu çalı parçasının dışında kalan bacaklarımı katlamış kollarımı toplamışım. Başım ve bacaklarım, yumuşak bitki parçalaırnın altında kendilerini talihin rüzgarına bırakmış bir kırık dökük gemi gibi sanki. Bir ayak basımı yeter görünmeme. Her şey hızlı gelişiyordu. Hışıltılar, gümbürtüler… tam bu hızlı gelişen hengame anında, bir sert yalım başmın bitişiğinden vurdu geçti. Nefes almak için ayarladığım bitki boşluklarını alt üst etti. Bu gürültülerin, vurmaların altındayım. Nefesim daralıyor. Sol kolum nasıl olmuşsa alınmış gövdemin altında erkende uyuşmuş. Sağ kolumu kıpırdatmak zorundayım. Nefes almam için tekrar bitkilerden boşluk oluşturmalıyım. Kolumu kıpırdattım. Bir yerlere, ne bilelim, bir sonuca varmak üzereyken tekrar bir ses koptu ve kolumu geri çektim. Bu tesadüf durum iki kez tekrarlandı. Sanki benim kıpırdamamam için dikilmişlerdi baş ıma çocuklar. Fakat olacak iş değil, nefesim daraldıkca daralıyor. Kolumu kımıldadım. Karma-karışık edilen bitki parçacıklarını bu şekilde düzenlemek mümün değil, nefesimin zamanı da kalmıyor. Başımı kaldırmalıydım evet. Fakat başımdan evel, yerde bir büklüm bitki parçası kalkıyor, altında başm. Yüzüm gözüm o sertli#287;in vurup geçtiği yaılmdan, ot kırıntılarıyla basılmıştı. Başımı kaldırdım. Kolumla yüzümü sildim. Bu hareket en olası sessizlik ve ağırca olmuştu. İşte bakışlarım beni hayrete düşürecek bir manzaraya kayıyor: Karşmda bir çocuk dikilmiş. Yüzü bana doğru.Sağ elinde bir çakı ile sol eline aldığ ı bir uzun ince dal parçasını soymakla meşgul. Gövdem artık açk. Ba&ä351;ımı, önümdeki meşe dalına yarıladım. Gözlerimi ç ;ocuktan ayırmıyorum. Fakat bütün bu değişik seslerin sahibi sadece bu ç ;ocuk olamaz. Peki dişerleri nerdeydiler? Arkamda olabilirler miydi? Bir boyun çevirip baksam? Hayır olan olmuş, arkamda, sağmda solumda kimler varsa zaten var ve beni göreceklerse de, önümdeki bu çocuğa, mutlaka bir garip refleksle bildirecekler. Ben de onun davranışlarından zaten öğrenebilirim. Yerden yarım çıkmış birilerini, bu beklenmedik, düşünülmedik orman kümesinden görürse, her halde ‘bir insan buldum’ diye sevinip sarılmazdıı bana. Kahve renkli bir çift göz, kısa ve geniş alnına önden dökülmüı siyah saçlar, ince burun, tombul bir çenenin üstüne adeta yayılırcasına düzenlenmiş iki dudak…bu dudakların arasında, eldeki çakının meşguliyetine yardım edermiş gibi arada bir dışarı uzanan kıvrak bir dil. Bu dil, bazen dişlerden darbe yercesine büzülüyor, tekrar ağ ızdan Içeri kayboluyor. Bakışlarımı kilitlediğim bu Waré Siya’nın küçük beyefendisi Işte böyle biri. Fakat bu başlanmış ‘bakış savaş ında’! bu minnacık beyefendimiz benden habersiz olarak tabi ki rahat.

Toplam okunma (1297) Bugün(1) Son okunma tarihi (09 February 2010)

Çok sesli düşünmek ve aklımızı kullanmak – Hasan Kişin Ekim 25, 2007

Posted by cafrande.org in : Gelen Yazı ve Şiirler , add a comment

Akıl genellikle doğru değerlendirme muhakeme, sonuçlar çıkarma, düşünceleri mantıksal sonuçlara götürme ve ortaya koymaktır. Algıgücü ise olayların, şeylerin nedenlerini, özelliklerini bulma onları anlıya bileceği şekilde açıklama, karşıtıyla olan ilişkilerini ortaya koyma yeteneğidir. Yaşadığımız dünyayı algılamak, yaşamımızı ilgilendiren olayları çözmede pratik akıl önemlidir. Biliç ise dünyayı algılama, kişisel hayatın anlamasını yönelik pratiklerin toplamıdır. Hayvanlardan ayrı, olarak insan beyninde farklı  bir sinyal sistemi vardır. Bu sistem sesli yani konuşmaya bağlı ,dücünceleri konuşma aracılığı ile karşılıklı ilişkilerde insan geçmiş tecrübelerini özümsemesiyle mükemmelleşmeye ulaşır. Dolayısıyla bilinç sosyal gelişmenin ürünüdür.Genellikle insani hayatının olmadığı bir ortamda bilinç,irade ve bilgiden söz

Toplam okunma (470) Bugün(0) Son okunma tarihi (07 February 2010)

SineM – İSİMSİZ ŞİİRLERİM(3) Ekim 25, 2007

Posted by cafrande.org in : Gelen Yazı ve Şiirler , add a comment

Susmak
kimi zaman kabullenmektir herseyi
kimi zaman boyun egmektir
kimi zaman çaresizliktir.

Susmak
kimi zaman yok olmaktır
Kendi düsüncelerinden yoksun,
Baskalarının düsüncelerine esir olmaktır
Susmak
Nehirler ardında sürüklenmektir
Bile bile, direnmeden
Yok olmayı, beklemektir..!
Ve Susmak
Ne özgürlük biçimidir,
Ne de bir direniştir
Sadece susmak bir yok OLus biçimidir

Toplam okunma (602) Bugün(0) Son okunma tarihi (07 February 2010)

Gün olur sonra gece -Safak Kılıçgedik Ekim 25, 2007

Posted by cafrande.org in : Gelen Yazı ve Şiirler , 3comments

Gidelim buralardan Gönlüm
birak artik haylazligi
tut elimden gidelim buralardan
aciyi seven Gönlüm
Yildizlara bakmaktan usanmadin mi
haydi artik söndür isiklarini
kapat pencereni
acı ikimize gel de gidelim

bakma öyle arkana
umut etme bugün ile yarına
gelde gidelim artik, bak ay cöktü
gölgeler sarmadan bizi yine
daha ne kadar sarayim yaralarini
Kac zaman karsiliksiz dayanilir

Toplam okunma (1162) Bugün(1) Son okunma tarihi (09 February 2010)

Nekebé kozonı anlatmak -Hasan Kişin Ekim 25, 2007

Posted by cafrande.org in : Gelen Yazı ve Şiirler , add a comment

Nekebı kozan derken bir ürperti tutuyordu bizi.  Çocukluk yıllarımızda sabahın zifiri karanlığında annelerimizin salladıkları  yayık  sesinin  ve yaylanın üstüne yankılanan çeşitli  seslerle uyanmak ne kadar zordu anlatamam. Önce çapaklanmış uykulu gözlerle İlk doğan güneşle ısınmak buz gibi sularla yüzümüzdeki çapakları temizlemekle başlıyordu sabah.   Babaların korkularıyla aceleyle kahvaltıya durmak. Peynir ve bazen kaymak birde yanında demli bir çay

Toplam okunma (375) Bugün(0) Son okunma tarihi (08 February 2010)

Anım Taylan Ekim 25, 2007

Posted by cafrande.org in : Gelen Yazı ve Şiirler , 2comments

En derin yatan en sesiz ama en acı yürek/ güneşin batışında büyük, insanların bakışında küçük görünen adımlarım
Munzur Munzur bir tas su ver bana içim kavruluyor ışıl ışıl yükselen güneşin ta kendi olan

Toplam okunma (683) Bugün(1) Son okunma tarihi (07 February 2010)

Xorto Ekim 25, 2007

Posted by cafrande.org in : Gelen Yazı ve Şiirler , add a comment

Bu şehrin akşamları çekilmez
Soğuk Olur, Gece olur
Öğrencilerle yürüdüğün yolda
Yoksun
Sıkıldım Yalnızlıktan
Özledim, aradım nerdesin
Bir kalemi alıpta seni yazamam
senin kadar güzel olan bir şiir
Tek yapabileceğim şey
Ahmet Aslanın dediği gibi
Sadece Susarak Özlemek

Toplam okunma (475) Bugün(0) Son okunma tarihi (07 February 2010)