Bu Kategorideki Konular

03
Eyl

Edip CanseverKurbağalara bakmaktan geliyorum, dedi Yakup
Bunu kendine üç kere söyledi
Onlar ki kalabalıktılar, kurbağalar
O kadar çoktular ki, doğrusu ben şaşırdım
Ben, yani Yakup, her türlü çagrılmanın olağan şekli
Daha hiç çağrılmadım
Biri olsun “Yakup!” diye seslenmedi hiç
Yakup!
Diye seslenmedi ki, dönüp arkama bakayım
Ve içimden durgun ve çürük bir suyu düşüreyim
Ceplerimdeki eskimiş kağıt parçalarını atayım
Sonra bir güzel yıkanayım da.
Ben size demedim mi. Devamı »

Toplam okunma (5779) Bugün(5779) Son okunma tarihi (03 September 2014)

, , , , ,

01
Eyl

onatkutlarYusuf ile Kenan, Hazal ve Hakkâri’de Bir Mevsim adlı yurtdışı ve yurtiçi festivallerde çok ödüllü filmlerin senaryolarına imzasını attan Onat Kutlar’ın 1959 yılında yayınlanan, Fethi Naci’nin “Dünya edebiyatında büyülü gerçekçilik akımının ilk örneklerinden biri” olarak değerlendirdiği bir kitap İshak. Yurt koğuşunda, kahve köşelerinde yazılmış dokuz kısa öyküden oluşan eser, 1959′da a Dergisi Yayınları’ndan çıktığında Kutlar 23 yaşında, Kadırga Yurdu’nda kalan, taşralı bir hukuk öğrencisiydi.
Hak ettiği değeri bulamadığını düşündüğümüz kitaptan Rüçkan Çalışkur‘ın seslendirdiği yangına tutulmuş kuşlardan söz eden “Kül Kuşları” adlı  öyküyü  aşağıdan dinleyebilirsiniz. Devamı »

Toplam okunma (21320) Bugün(28) Son okunma tarihi (03 September 2014)

, , , , , ,

29
Ağu

dostoyevskiİngiliz papazları yoksullarla ilgilenmiyorlar. Onları kiliseye bile almıyorlar, oturacakları kanepenin kirasını verecek paraları yoktur çünkü. Nilin kıymak hayli pahalıya patladığı için isçilerin genel olarak yoksulların hepsinin- evliliği yasadışıdır. Sırası gelmişken söyleyeyim: Bu kocaların çoğunluğu karılarını pek kötü dövüyorlar; sakatlıyorlar onları, ateşte iyice kızdırdıkları ocak demirleriyle oralarını buralarını dağlıyorlar. Ocak demirini kullanmayanı pek azdır. Gazetelere geçen aile kavgalarında, yaralama ya da öldürme olaylarında ocak demirinin adı daima geçer.  (…) İngiliz papazları, piskoposları mağrur, mağrur oldukları kadarda zengindirler. Ekmek elden su gölden, bey gibi yaşar; gönülleri rahat, semirdikçe semirirler. Pek çalımlıdırlar. Bilgilidirler de. Dürüstlüklerine gurur dolu, ciddi bir inançları vardır. Kürsüye çıkıp durgun, kesin bir dille dinsel öğütler vermeye, göbek bağlamaya, yalnız zenginler için yaşamaya hakkı olduğundan kuşkusu yoktur hiç birinin.
(…) Misyoner, Afrika’nın balta girmemiş ormanlarına dalıyorlar. Gelgelelim Londra’da, onlara verecek paraları olmadığını bildikleri milyonlarca fahişeyi görmezlikten geliyorlar.
Devamı »

Toplam okunma (27061) Bugün(11) Son okunma tarihi (03 September 2014)

, , , , , ,

28
Ağu

Sabahattin AliZannediyorsun ki, hepimiz birer makineyiz ve evvelden kurulduğumuz gibi işleriz. Bir yerde bir bozukluk oldu mu, derhal orayı söküp atmak lazım!.. En kuvvetli insanın bile bazan ne kadar zayıf anları, istediğinin tam aksini yapmaya mecbur olduğu dakikaları bulunduğunu nasıl inkâr edebiliriz? Böyle hadiseler hiç kimseyi olduğundan daha fena, yahut daha iyi yapamaz!”
Nihat eliyle onu susturmak için bir işaret yaptı: “Bırak bunları. Nerdeyse içimizdeki şeytan hikâyesine başlayacaksın! Benim kimseyi fena gördüğüm falan yok… Vaziyeti anlamak istiyorum. Yalnız şu kadarını söyleyeyim ki, insanların zaaflarını mazur görmeye taraftar değilim. Kuvvetli olmak her şeyin fevkindedir. Kuvvet her hareketi mazur gösterebilir. Acizlere acımak ise sersemliktir.” Devamı »

Toplam okunma (22355) Bugün(13) Son okunma tarihi (03 September 2014)

, , ,

25
Ağu

Tomris Uyar1980 başlarında bir yaz akşamı, Füsun Akatlı, Nimet Tuna ve Tomris Uyar, o dönemin gözde uğrağı Şadırvan’da buluşmuş, denizin tadını çıkarıyorlar. Konu bir ara aşka, sonra aşksızlığa, en sonunda da “aşık olunabilecek bir erkeğin özellikleri”ne geliyor ve bir oyuna dönüşüyor.
Nesnel davranmakta kararlı olduklarından masalarına gelen Edip Cansever ve Turgut Uyar’ın da görüşlerini alıyorlar. (Sonraları Ferit Edgü, Mürşit Balabanlılar, Aydın Emeç gibi “güvenilir” erkek dostlara da başvurulacak.)
Böyle önemli bir konunun koşul sıralamasında ilk maddeyi fiziksel görünüşün ya da zekanın değil giyimin tutması oldukça tuhaf ama ne yapalım? Devamı »

Toplam okunma (14916) Bugün(64) Son okunma tarihi (03 September 2014)

, , , , , , , , , , ,

Arşivler