jump to navigation

Kış Bilgisi – Murat Özyaşar | “Biri gelsin ve kurtarsın beni bu yezidi çemberinden” Eylül 3, 2010

Posted by cafrande.org in : Edebiyat - Literature , add a comment

Mademki insan bir gecikmedir şu dünyada, kavuşmak fiilinin üstünde ancak ve ancak güzel atlar koşabilir. Madem, gitmekten başka gidecek yerim yok, düğmelerimi ilikleyip öylece çıkmalıyım karşıma. Paltomu da almalı, üşüyebilirim. Malum, mevsim kış. Zaten, aldığım bir gömlek ceza, uykularıma her gece giren annem, bana bir ömür kış biçmemiş miydi? Artık, kendimle karşılaşmanın vaktidir: Kuyulara tutulan aynalar gibi, karşı karşıya bırakılan iki ayna.

Toplam okunma (507) Bugün(507) Son okunma tarihi (03 September 2010)

Franz Kafka: Çöktüm ve çok geçmeden paramparça oldum Eylül 2, 2010

Posted by cafrande.org in : Edebiyat - Literature , add a comment

Katı ve soğuktum, bir köprüydüm, bir uçurum üzerinde uzanmış yatıyordum. Bir yakaya ayak uçlarım, öbür yakaya ellerim gömülmüştü; çatlayıp dökülen balçık toprağa sımsıkı geçirmiştim dişlerimi. Giysimin etekleri iki yanımda uçuşuyor, derinlerde o buz gibi suyuyla alabalıklı dere gürül gürül akıyordu.

Hiçbir turist yolunu şaşırıp da bu geçit vermez yücelere uğramıyordu, henüz haritalara geçirilmemişti köprü. Böylece uçurum üzerinde uzanmış yatıyor, bekliyordum; çaresiz bekliyordum.

Toplam okunma (6141) Bugün(33) Son okunma tarihi (03 September 2010)

İki alıntı bir öykü | “Ortasında cehennem olmayan kim var” Italo Calvino ve Vicdan Ağustos 30, 2010

Posted by cafrande.org in : Edebiyat - Literature , add a comment

biz canlıların cehennemi gelecekte var olacak bir şey değil, eğer bir cehennem varsa, burada, çoktan aramızda; her gün içinde yaşadığımız, birlikte, yan yana durarak yarattığımız cehennem. iki yolu var acı çekmemenin: birincisi pek çok kişiye kolay gelir: cehennemi kabullenmek ve onu görmeyecek kadar onunla bütünleşmek. ikinci yol riskli: sürekli bir dikkat ve eğitim istiyor; cehennemin ortasında cehennem olmayan kim ve ne var, onu aramak ve bulduğunda tanımayı bilmek, onu yaşatmak, ona fırsat vermek.” (Görünmez Kentler’in son sayfası)

Toplam okunma (8106) Bugün(2) Son okunma tarihi (03 September 2010)

Dostoyevski: Çünkü insan toplumunun ezelden beri, hürlükten çok yadırgadığı şey olmamıştır! Ağustos 29, 2010

Posted by cafrande.org in : Edebiyat - Literature , add a comment

Milyarlık bir sürüyle baş edebildiğimiz için kudretimize, zekamıza hayranlık duyarak bizimle övünecekler. Akıllarını yitirecek derecede hiddetimizden korkarak çocuklar gibi sulu gözlü olacaklar; ama bir işaretimizle göz yaşlarından neşeye, gülmeye, temiz bir sevince ve mutluluk dolu çocuk şarkılarına geçecekler. Tabii çalıştıracağız onları, ama işten arta kalan zamanlarını çocuk oyunlarına benzeyen şarkılar, korolar ve masum rakslarla dolduracağız. Hatta günah işlemelerine de izin vereceğimiz için çocukça sevecekler bizi. İznimizle işlenen bütün günahların bağışlanacağını; onları sevdiğimiz için buna göz yumarak günahlarının cezasını üzerimize aldığımızı söyleyeceğiz. Alacağız da; onlar da Tanrıya karşı günahlarının sorumluluğunu yüklendiğimiz için velinimetleri gözüyle bakacak, tapacaklar bize…

Toplam okunma (20586) Bugün(2) Son okunma tarihi (03 September 2010)

Öykü | Çift Kâğıt – Murat Özyaşar | “Ne olursan ol gel, ama geldiğin gibi gitme!” Ağustos 26, 2010

Posted by cafrande.org in : Edebiyat - Literature , add a comment

“Biri gelsin ve kurtarsın beni bu yezidi çemberinden, demişsin bir öykünde” dedi. Demişsem demişim, bir şey mi oldu, dedin. “Geldim işte” dedi. Daha bir sıkı sokuldu koluna. Dirseğinle yokladın belini, silahı var mı diye. Öbür tarafında olabilir diye düşündün. Korkağın tekiydin. “Ne o, yoklama mı çekiyorsun bize” dedi. Bir şey diyemedin. Bir-sıfır. Ayık görünmüyordu o da. Gecenin kaçıydı, bilmiyordun. Ben söyleyeyim sana, gecenin tam üçüydü. Sokak lambalarının aydınlattığı kadarıyla gördün. Geniş mi geniş bir yüzü vardı. Solgun. Alnında bir ben. Hafif sakal. Sabah karşılaşsan bununla, yüzünün sadece gözlerinden oluştuğunu düşünürdün. Öyleyse hoş geldin, dedin ona. Tebessüm etti.

Toplam okunma (3157) Bugün(7) Son okunma tarihi (02 September 2010)

En güzel şiirlerinden seslendirilmiş şarkılar – Nazım Hikmet Şarkıları Belgeseli Ağustos 21, 2010

Posted by cafrande.org in : Belgesel izle - Documentary, Edebiyat - Literature, Sesli Şiirler - Poetry Listen , add a comment


Nazım Hikmet’in şiiri, çok sesli bir şiirdi. Değişik dönemlerde yazdığı şiirlerinde, tarihin ve toplumların değişik kesimlerinden insanların yaşantılarını dile getirmişti. Daha sonra bu şiirlerden yola çıkarak ona müzik boyutu kazandıran sanatçılar, Nazım’ın ses zenginliğini daha da yaygınlaştırdılar. Onun şiirllerini okurken nasıl onun özlemlerini paylaşıyorsak, bu ezgileri dinlerken de hep bir ağızdan bu şarkılara katılma isteğini duyuyoruz. Böylece ortak bir düşe, ortak bir ezgiye dönüşüyor “Nazım Hikmet Şarkıları”.

Toplam okunma (9576) Bugün(3) Son okunma tarihi (03 September 2010)

“Yalnızca anlaşılır olanı anlamayanlar, çok az şey anlıyor demektir.”* Didaktik Edebiyat ve Diyalektik Ağustos 21, 2010

Posted by cafrande.org in : Edebiyat - Literature , add a comment

Diğer sanat dallarında verilen ürünler gibi, edebiyat ürünü de başlı başına bir tavır alıştır. Özellikle 18. yüzyıldan itibaren edebiyatın, bireysel ve toplumsal gelişmede önemli rol oynadığını ve toplumsal çatışmaları belli bir “müdahalecilik”le yansıttığını görüyoruz. Burada kastettiğim edebiyat “yazılı edebiyat”tır. Burjuvazinin, sınıf mücadelesinde yazılı edebiyata verdiği büyük önem yadsınamaz.(1) Toplumsal hayatı yazılı hale getirme çabasında olan burjuva ideolojisi edebiyatın, çağın ruhunu yansıtan, buna uygun içerik ve biçime en kısa sürede ulaşabilen özelliğini çok iyi anlamış, ayrıca, bu duruma büyük ölçüde katkıda da bulunmuştur. Edebiyat, diğer sanat dallarını da doğrudan etkileye bilen bir türdür.

Toplam okunma (6597) Bugün(2) Son okunma tarihi (02 September 2010)

F. Kafka: Neden uyanıksın? Birinin uyumaması gerekiyor işte. Birinin olması lazım Ağustos 20, 2010

Posted by cafrande.org in : Edebiyat - Literature , add a comment
Gömülmek geceye. Bazan düşüncelere dalmak için baş eğilir ya, işte öyle,düpedüz gömülmüş olmak geceye. Çepeçevre insanlar uyumaktadır. Ufak bir oyunculuk, masum bir kendini aldatış, sanki evlerde uyumaktadırlar, sağlam yataklarda, sağlam çatılar altında, döşekler üzerinde boylu boyunca uzanmış ya da büzülmüş, çarşaflar içinde, yorganlar altında, gerçekte biraraya gelmişlerdir, o bir vakitler ve sonraları olduğu gibi çöl bir yerde, açıkta bir konak, sayılamıyacak kadar insanlar, bir önder, bir kavim, soğuk bir gök altında, soğuk topraklar üzerinde, önce ayakta, şimdi savrulmuş yerlere, alınırlar kollar üzerine bastırılmış, yüzler yere doğru, sakin soluyarak. Ve sen uyanık durursun, nöbetçilerden birisin, yanıbaşındaki çalı çırpı yığınından yanan bir odun parçasını sallıyarak sana en yakınını bulursun. Neden uyanıksın? Birinin uyumaması gerekiyor işte. Birinin olması lazım.

Toplam okunma (3438) Bugün(1) Son okunma tarihi (03 September 2010)

Aşk, utanma ve çekinmenin olduğu yerde vardır | Aşk Üstüne – Michael De MONTAIGNE Ağustos 18, 2010

Posted by cafrande.org in : Edebiyat - Literature, Kitap Kitaplık - Book Library , 1 comment so far

Kitapları bir yana bırakır da dobra dobra konuşursak, aşk dediğimiz şey, arzulanan bir varlıkta bulacağımız tada susamaktan başka bir şey değildir, gibi geliyor bana. Venüs’ün bize verdiği şey sonunda bir boşalma hazzı değil mi? Tıpkı doğanın başka taraflarımızın boşalmasına kattığı haz gibi. Bu haz ölçüsüzlük yahut hayasızlık yüzünden kötülük haline geliyor. Sokrates’e göre aşk, güzelliğin aracılığıyla çoğalma arzusudur. Ama nedir, bu hazzın insana verdiği o acayip gıdıklama, Zenon’u, Kratippos’u düşürdüğü o delice, budalaca, saçma sapan haller, bizi sürüklediği o uygunsuz azgınlık, aşkın en tatlı anında o alev saçan, kudurmuş, zalim surat, sonra nedir o birden kabarıp böbürlenme, bu kadar çılgınca bir işin içinde o ciddileşip kendinden geçme? Hem ne diye hazlarımızla pisliklerimizi sarmaş dolaş edip hep bir yere koymuşlar? Ne diye insan hazzın son kertesinde acı çeker gibi, ölecek gibi inlemekli oluyor?

Toplam okunma (1188) Bugün(2) Son okunma tarihi (03 September 2010)

İlya Ehrenburg’un Hayatında ve Hatıralarında ‘Karmaşık Bir Kişilik’; Vladimir Mayakovski Ağustos 12, 2010

Posted by cafrande.org in : Edebiyat - Literature, Kültür Sanat - Cultural Arts, Öteki Tarih , add a comment

Beni Mayakovski ile kimin tanıştırdığını hatırlamıyorum. İlkin bir kahvede oturduk, sinemadan söz ettik. Sonra beni alıp, Petrovka yakınlarında, Saltikov sokağındaki San – Remo adlı, möbleli pansiyonuna götürdü. Bundan kısa bir süre önce <…>adlı kitabını okumuştum. Onu tıpatıp, hayalimde canlandırdığım gibi buldum: Kah mahzun, kah sert bakışlı, kalın sesli, geniş çeneli, iri yarı, sallapati, her an döğüşmeye hazır, atletle şair, Tanrıya dua ederek başaşağı yürüyen ortaçağ hokkabazı ile, barışmaz İkon savaşçısı karışımı bir adam.
Pansiyona giderken, Mayakovski, François Villon’un, Darağacını beklerken yazdığı kitabeyi mırıldanıyordu:

Toplam okunma (21472) Bugün(0) Son okunma tarihi (03 September 2010)

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 sonraki >