Bu Kategorideki Konular

22
Ara

Albert-CamusAlbert Camus ille de yaşayacağım demişti. Yıllar önce, ortaya çıktı ve dedi ki insan da, yaşam da saçmadır, boşunadır, rastgeledir, sağlam hiçbir şey yoktur, ama yine de yaşamak gerektir. Bu, insanın insanlığı kabul etmesi ve ne kadar sınırlı olursa olsun, insan yazgısını sevmesi demekti; insan az bir şey, ama yine de çok şeydir, demek istiyordu: Camus’nün düşüncesi ve insanların tarihi, insanın küçüklüğü ve büyüklüğü demektir.
Albert Camus insanın yazgısını teraziye koydu ve umutsuzluğun yazarı oldu; aynı zamanda, yalnız o, mutluluğu bir büyü ve bir yiğitlik olarak ele aldı. Yaşama boş dediği içindir ki, onu elle tutulur, zengin ve yüce yapabildi. İnsanın ölmek zorunda olması, onca fizikötesi bir rezaletti bunu da Caligula rolünde Gerard Philipe’e söyletti.. Devamı »

Toplam okunma (3316) Bugün(3316) Son okunma tarihi (22 December 2014)

, , , , ,

20
Ara

Cemal SüreyaCemal Süreya
I
Buzdağına çarptın mı bilmiyorum
ama Titanik
gibi oldu batışın
bir sen vardın çünkü
şiirin dört bacalı şairi

Dalgaların kıyıya vurduğu
eşyalarını toplama telaşında
imgenin derin sularına
nefesleri yetmeyen lodosçular Devamı »

Toplam okunma (7189) Bugün(43) Son okunma tarihi (22 December 2014)

, , , , , , ,

19
Ara

İnsancıklarBenim anılarımda bazen beni üzen kötü şeyler bile kötülüklerinden arınır ve göz alıcı bir ışık halinde hafızama yayılır.

Bugün cakalı bir züppe gibi işe gittim. Kalbim apaydınlıktı. Hiç sebepsiz neşeliydim. Gayretle kâğıtlarımın başına oturdum. Sonuç ne oldu peki? Bir süre sonra etrafıma baktığımda her şey eskisi gibiydi, gri ve pis. Aynı mürekkep lekeleri, aynı masalar ve kâğıtlar, ben de aynıydım. Hep aynı kalmıştım. Peki Pegasus’un üzerinde uçmamın anlamı neydi o zaman? Nedeni neydi? Güneş ışığı, mavi gökyüzü neydi? Pencerelerimizin altından kim bilir ne kokular gelirken, güzel kokulardan söz etmek neyin nesiydi? Bütün bunlar benim aptal hayal gücümün bir ürünüydü. Bazen insan duygularına kapılıp saçma şeyler yazabiliyor. Bunun nedeni de kalbin aşırı taşkınlığından başka bir şey değil. Eve dönerken sanki yürümedim de sürüklendim. Devamı »

Toplam okunma (7239) Bugün(16) Son okunma tarihi (22 December 2014)

, , , ,

17
Ara

DostoyevskiBaden’de kalışları sırasında, önemli olmayan ama Rus edebiyat tarihinde ünlü olacak bir olay geçti: Dostoyevski ile Turgenyev arasındaki çatışma. İki adamın karakteri ve durumları tanı bir karşıtlık yaratıyordu. Biri, kökeni ve bütün eğilimleriyle bir burjuvaydı; diğeri ise aynı derecede tam bir aristokrattı. Biri, yirmi yıldır her türlü sıkıntıyı, yoksulluğu görmüştü; diğeri için, mali sıkıntı, en çok, birkaç aşırı lüksten geçici olarak vazgeçmekti. Biri, cüretkâr ve titizdi, ne kendini ne arkadaşlarını sakınırdı; diğeri gevşek ve yumuşaktı, düşmanlarını bile hoşgörürdü. 1845’de Belinski çevresinde ilk karşılaştıkları günden beri, Dostoyevski, Turgenyev’e kıskanç, oldukça gönülsüz bir hayranlıkla bakmıştı. Turgenyev’in hasmına karşı tutumu ise, nazik ama açıkça üstün bir himaye şeklinde olmuştu. Devamı »

Toplam okunma (5898) Bugün(15) Son okunma tarihi (22 December 2014)

, , , , , ,

17
Ara

kafka
“Hep anlatılmaz bir şeyi anlatmaya, açıklanamaz bir şeyi açıklamaya çalışıyorum ben.”
Ailenin en büyük çocuğu olan Franz’ın iki erkek kardeşi küçük yaşta hayatlarını kaybettiler. Kız kardeşleri Elli, Valli ve Ottla ise Nazi Almanya’sında Yahudi katliamında öldüler.  Çek kökenli bir aileden geldiği halde Almancayı anadili olarak kullandığı için tam bir Çek sayılmayan Kafka’yı, Almanlar da tam anlamıyla kendilerinden görmediler. Devamı »

Toplam okunma (13160) Bugün(13) Son okunma tarihi (22 December 2014)

, , , , ,

16
Ara

Sabahattin AliBirdenbire içinde müthiş bir yorgunluk ve hareketsizlik hissetti. Bu akşam hiçbir şey yapmaya, hiçbir şey söylemeye muktedir olamayacağını gördü. Her şeyi lüzumsuz ve manasız saymaya başlamıştı. Bu histen biraz korktu. Aynı şeyleri bir kere daha, başka bir yerde duyduğunu zannediyordu. Nerede? Bunu bir türlü hatırlayamıyor, fakat birtakım fena hadiselerle alakası bulunan bir duygu olduğunu seziyordu. Ruhu, sahili hızla ittikten sonra denize doğru hoplaya hoplaya açılan bir sandal gibi, bütün etrafındakilerden ve bilhassa Ömer’den uzaklaşıyordu. Yalnız bu uzaklaşma gitgide yavaşlayacağı yerde, hızlanıyor, akıntıya kapılmış gibi başını alıp gidiyordu. Geride bıraktığı her şey süratle sisleniyor ve derhal unutuluveriyordu. Devamı »

Toplam okunma (13586) Bugün(5) Son okunma tarihi (22 December 2014)

, , ,

15
Ara

Lev Tolstoy

    1. Faydasız ya da sıradan çok şeyi bilmektense iyi ve gerçek bir kaç şeyi bilmek evladır
    2. İyi insanlar, yaptıklarının farkında dahi olmadan, birbirlerine yârdim ederler Kotu insanlar bile bile birbirlerinin kuyusunu kazarlar (Cin Atasözü)
    3. Enerjinizin en az yarısını bos isteklerinizden kendinizi özgürleştirmede harcayın Böyle yaparsanız, kısa zamanda çok daha büyük başarılar elde eder ve daha mutlu olursunuz (Epiktetus)
    4. Bir insan ne kadar iyi huylu ve düşünceli olursa, başkalarında o kadar fazla dostluk bulur
    5. Okuyun, çalışın, ama daha fazla düşünün Öğretmenlerinizden ve okuduğunuz kitaplardan sadece gerçekten ihtiyacınız olan ve gerçekten bilmek istediklerinizi edinin

    Devamı »

Toplam okunma (11083) Bugün(9) Son okunma tarihi (22 December 2014)

, , ,

14
Ara

Sakalsız, yirmi yaşlarında bir genç . Besili, parlak saçları, yanağında mavi deri lekeleri ve kurnaz gözleri. Alman Nasyonal Sosyalist Partisi üyesi. Tankçı. Fransa, Yugoslavya ve Yunanistan’da bulunmuş. Dünkü çatışma sırasında tankı bir kızılordu adamının bir salkım el bombasıyla parçalandı. Tankından dışarı sıçrayarak ateşe başladı. Dört mermi yarası aldı, hafif yaralar. Arada bir acıyla asılıyor yüzü, ama küstah abartılı bir cesaretle katlanıyor. Soruları yanıtlarken gözlerini kaldırmıyor. Belli soruları yanıtlamayı kesin olarak yadsıyor; ama diğer yandan, Alman ulusunun üstünlüğü ve Fransız, İngiliz ve diğer Slav uluslarının aşağılığı konusunda, yürekten öğrendiği deyimler kullanarak , çenesi düşmüşcesine konuşuyor. Hayır bir insan değil bu kötü kokan bir dolma, zavallı, pişmemiş bir lokma bu. Kendine özgü tek düşüncesi yok, ne de tinsel ya da anlaksal ilgileri. Puşkin’i ya da Şekspir”i bilip bilmediğini soruyoruz. Kaşlarını çatıp düşünüyor, sonra soruyor:
“Kim,bunlar ?” Kendisine söylendiğinde de kibirli bir gülümseme yayıyor dudaklarına.” Tanımıyorum onları, tanımak da istemem. Gerek duymuyorum.” Devamı »

Toplam okunma (10995) Bugün(2) Son okunma tarihi (22 December 2014)

, , , , , , ,

Arşivler