Bu Kategorideki Konular

24
Eki

oguz-atayYatağa uzanıp yattığım ve bu satırları yazdığım anların dışında ne yaptığımın pek farkında değilim. Sokaklarda yürüyorum, bir masanın başına ulaşıp oturuyorum; parçalanmamak için çok yavaş yapıyorum bu hareketleri.
Çocukluğumda geçirdiğim çok ağır bir hastalıktan sonra yürümeyi unutmuşum. Hatırlıyorum: duvarlara tutunarak yürümeye çalışırdım.
Bugün de yollarda, duvarlara çarpmamak için büyük bir çaba gösteriyorum.
Küçük adımlarla yürümek isterdim kimsenin bana bakmayacağını bilsem.
Devamı »

Toplam okunma (7510) Bugün(38) Son okunma tarihi (25 October 2014)

, ,

23
Eki

Furuğ Ferruhzad“Uyuduğum bu yerden deniz görünüyor. Denizin ortasında kayıklar var ve sonunun nerede olduğu belli değil. Eğer bu sonsuzluğun bir parçası olabilseydim o zaman istediğim her yerde olabilirdim… böyle bütünleşmek veya böyle devam etmek istiyorum. Topraktan her zaman beni cezbeden bir güç yükseliyor. Yükselmek veya ilerlemek benim için önemli değil. Yalnızca sevdiğim bütün şeylerle gömülmek istiyorum. Tamamen değişmesi imkansız bütün sevdiğim şeylerde gömülüp eriyeyim. Bana öyle geliyor ki sadece kaçmak, yok olmakla, değişimle, yitip gitmekle önemsiz bir şey olmakla aynı şey.”[1] Devamı »

Toplam okunma (8030) Bugün(45) Son okunma tarihi (25 October 2014)

, , , ,

22
Eki

Hayatımda hiç pişmanlık duymadım,” diyenler var. Arkasında bir yaşam felsefesi, bir deneyimler toplamı varmış gibi görünen, içeriği değer kaybına uğramış günün popüler sözlerinden biri de bu. Hiçbir pişmanlığı olmayan bir hayat olur mu? olabilir mi? O zaman insana sorarlar: “Nerede, nasıl öğrendin, nelerden ders aldın; hiçbir pişmanlığı olmayan hayat mümkün mü?” diye. Sürekli anılan pişmanlığın kimseye bir yararı yoktur elbet, ama anısının izlerini sonraki deneyimlerimiz için hayatımızda taşırız. Pişmanlık, yaşamın öğreticilerindendir. Hayata karşı efelenerek kişiliğini savunur gibi görünen bu cümleyle, sağlam bir karakter, şaşmaz bir tercihler kesinliği ve tutarlı davranış bilgisi sunma iddiasında olmaya çalışan bu profildeki insanlar, bize aslında içlerinin nasıl da boş olduğunu, yaşam hakkında ne kadar az şey bildiklerini istemeden söylemiş olurlar.   Devamı »

Toplam okunma (20681) Bugün(14) Son okunma tarihi (25 October 2014)

, , , , , , ,

21
Eki

Sabahattin AliKöprü’de, akşamüzerleri alışverişlerini yapıp paketlerini koltuklayan adamlara rastladıkça kendime sorardım: Senin neyin noksan? Neden? Neden sen evine bir şey götüremiyorsun? Neden borç alacak arkadaş veya olmayacak hülyalar peşinde koşmaktan başka elinden bir şey gelmiyor? Belki bunlar aslında o kadar feci şeyler değil… Belki yollarda gördüğüm insanların çoğu da benim gibi veya bana yakın vaziyette, fakat kafam her şeyi büyüten bir adese gibi… Oraya giren her şey, yünlü bir kumaş üzerine damlayan yağ lekesi gibi belli olmadan genişliyor, büyüyor… Başka bir şey düşünmek isteyince muvaffak olamıyordum… Devamı »

Toplam okunma (6178) Bugün(10) Son okunma tarihi (25 October 2014)

, , ,

20
Eki

Tomris UyarBir adın vardı senin, peşinde de üç büyük şair…
Tomris Uyar, 62 yaşında  ayrıldı aramızdan; ama arkasında öyle bir şiir demeti bıraktı ki, kıskanılası… Hayatına giren iki şair, yani sevdiği adam Cemal Süreya ile hayat arkadaşı, gözbebeği, eşi Turgut Uyar ve ‘onu hep uzaktan ve platonik bir tutkuyla seven’ Edip Cansever anıldığında, onun da adı geçer oldu.
Tıpkı öykücü olmasına rağmen, II. Yeni Şiir Akımı denildiğinde mutlaka adının geçmesi gibi… Kolay bir şey değil üç büyük usta şairin, Cemal Süreya aşkıyla yaşamak, onları yakasında madalya gibi taşımak. Allah’tan, “Tomris Uyar’ın yüreği öyle büyüktü ki, herkesle biraz paylaşmak istedi.” Devamı »

Toplam okunma (10976) Bugün(19) Son okunma tarihi (25 October 2014)

, , , , , , ,

19
Eki

Sait Faik AbasıyanıkBeyazıt havuzunun kenarındaki kanepelerden birine oturmuş, sizi bekliyorum. Yaşını almış bir adamın yirmi yaşındaki çocuk kederlerini, sevinçlerini yaşamış ne demektir, diye düşünüyorum: Belki bir, geç olma hadisesi. Belki de bir çeşit hazları, kederleri, çocuklukları uzatma temayülü. Ama bu uzayan yaz, kışın gelmeyeceğine alâmet değil. Kış müthiş olacak, kar yolları kapayacak, bembeyaz ovada ölülük uzayıp gidecek…
Sizi bekliyorum. Sizi göreceğim; içimde bir şey koşacak. Siz görmeden geçeceksiniz. Ben kederle sevinci duyup dalacağım istediğim âleme. Dünyayı yeniden kederlerle kuracağım. Sonra çarşılardan çarşılara, insan sesleri arasında, her şeyi sizinle kurulmuş bir şehirde dolaşacağım. Herkes geçti, siz geçmediniz. Yüzünüzü göremedim. Bayramım, çocukluk bayramım salıncaksız geçmiş gibi gözüme yaş doldu. Soğuktan mı titriyordum, yoksa heyecandan, üzüntüden mi, bilmem. Devamı »

Toplam okunma (17557) Bugün(15) Son okunma tarihi (25 October 2014)

, , ,

18
Eki

Halil CibranAşk Üstüne
Aşkı konuşmak için dudaklarımı kutsanmış ateşle temizledim, ama hiçbir sözcük bulamadım.
Aşktan haberdar olduğumda sözler cılız bir hıçkırığa dönüştü, yüreğimdeki şarkı derin bir sessizliğe gömüldü.
Ey bana gizlerinin ve mucizelerinin varlığına inandığım Aşk’ı soran sizler, Aşk peçesiyle beni kuşattığından beri ben size aşkın gidişini ve değerini sormaya geliyorum.
Sorularımı kim yanıtlayabilir? Sorularım kendi içimdeki için; kendi kendime cevaplamak istiyorum.İçinizden kim içimdeki benliği bana ve ruhumu ruhuma açıklayabilir ?
Aşk adına söyleyin, yüreğimde yanan, gücümü tüketen ve isteklerimi yok eden
bu ateş nedir ? Devamı »

Toplam okunma (16337) Bugün(4) Son okunma tarihi (25 October 2014)

, , , , ,

Arşivler