Bu Kategorideki Konular

31
Oca

Lev TolstoyLüboçka’nın doğum günü olan 13 aralık günü, Prenses Karnakova ile kızları, Bayan Valahina ile Soniçke, İlinka, Grap, küçük İvinlerin ikisi, daha yemekten önce bize gelmişlerdi.
Çağrılıların toplandığı aşağı salondan yükselen konuşmalar, kahkahalar, gürültüler bize kadar geldiği halde, sabah derslerimizi bitirmediğimiz için onlara katılamıyorduk. Ders çalıştığımız odada asılı duran izlencemizde: Lundi de 2 à maitre d’histoire et de geographie yazılıydı. İşte bu maitre d’histoire’ı bekledikten, dinledikten, uğurladıktan sonra ancak özgür kalabileceğiz. Saat ikiyi yirmi dakika geçtiği halde, tarih öğretmeninden hâlâ bir ses çıkmadığı gibi, her zaman geçtiği sokakta da görünmüyordu; görünmesini de istemiyordum. Devamı »

Toplam okunma (8717) Bugün(117) Son okunma tarihi (01 February 2015)

, , , ,

30
Oca

goethe1749-1832 yılları arasında yaşamış olan ünlü Alman ozanı, oyun yazarı Johann Wolfgang von Goethe, varlıklı bir aileden gelen babası tarafından Aydınlanma düşüncesinin ideallerine uygun yetiştirildi. Küçük yaşta Fransızca, Latince ve Eski Yunanca öğrendi, güzel sanatlar ve tiyatroyu tanıdı. 1765 de hukuk eğitimine hastalanması sebebiyle ara verdi. Mistisizmle bu dönemde tanıştı. Hukuk eğitimini Strasbourg’da tamamladı. Dil üzerine araştırmalar yaptı. 1775 de Weimar Dükü tarafından elçilik danışmanlığına atandı ve 1782 de von Ünvanını aldı. 1786 da Roma’ya giderek güzel sanatlar alanında incelemeler yaptı. Almanya’ya dönüşünden sonra evlendi. Doğan 5 çocuğundan 4’ü öldü.
Eskiden derdim ki; insanın başına gelebilecek en kötü şey, bir gün yalnız kalmasıdır… Öğrendim ki; insanın başına gelebilecek en kötü şey, yapayalnız hissetmesine neden olan insanlarla yaşamasıdır.” diyen yazar eşi Jena’dan ayrıldı. Devamı »

Toplam okunma (9749) Bugün(84) Son okunma tarihi (01 February 2015)

, , ,

29
Oca

Turgut - Tomris
Kimselere benzemesin isterim seni övdüğüm/ Seni övdüğüm zaman
Güzel bir çingene yalnız başına dolaşmalı kırlarda/Seni övdüğüm zaman Devamı »

Toplam okunma (11824) Bugün(92) Son okunma tarihi (01 February 2015)

, , , , , ,

28
Oca

Emrah SerbesHastaneden çıktık, sabah ezanı okunurken Kent Lokantası’na gidip çorba söyledik.
(…) Galip, “Ben âşık oldum kardeşim,” dedi.

Farkındayım,” dedim.
ilk defa âşık oldum.”
Onu da biliyorum.”
Ne yapacağım?
Hiçbir şey,” dedim. “Oturup çorbanı içeceksin.” “Hayır,” dedi. “Nuran Hemşire için ne yapabilirim?” “Hiçbir şey yapamazsın. Belki şarkı sözlerine biraz daha dikkat edebilirsin bu aralar.” “Başka?
Galip’in muhabbetin ucunu bırakmaya niyeti yoktu.
Başka?” dedi yine.

Duymamış gibi yaptım, çorbamı içmeye devam ettim. “Başka?
Başka bir şey yok Galip.
Devamı »

Toplam okunma (8977) Bugün(48) Son okunma tarihi (01 February 2015)

, , , , ,

28
Oca

Orhan AlkayaNereye bakarsa baksın, size baktığını düşünürdünüz. Edebiyatın Mona Lisa’sı. Yarısı sürgün.
1931’de Erzincan’da doğmuş. Sonra birkaç kez daha doğmuş. “Tek taş” şiirlerinden birinde şöyle dediydi: “Annem çok küçükken öldüydü / beni öp sonra doğur beni.
Firesiz şair. Her şairde fire olur; istekten, denemekten, uçmaktan fire verir şairler, en fazla da dilin buyurgan kalıplarını eğip büküp insan olarak ölebilmenin hallerini araştırırken. Cemal ise firesiz şairdir, özellikle ilk üç kitabında: “Üvercinka”, “Göçebe” ve “Beni Öp Sonra Doğur Beni”de. İlk, Yusufçuk dergisinde, dokuz yüz seksen Mart’ında dünyanın en güzel gözlü adamı, Mehmet H. Doğan söylemişti bunu. Mehmet Abi’den mülhem, mîri mal sayılır: Firesiz şair. Devamı »

Toplam okunma (9183) Bugün(35) Son okunma tarihi (01 February 2015)

, , , , , ,

27
Oca

Sabahattin AliElektriği söndürdü ve dışarı çıktı. Az insan bulunan sokaklarda gezmek istiyordu. Halbuki caddeler kalabalık ve aydınlıktı. Şişli taraflarına doğru yürüdü. Acele adımlar atıyordu. Yolda bu vakitte yalnız bir kadın gören birkaç beyaz pantolonlu ve kıvırcık saçlı kibarzade arkasına takılmak istedi. Macide yürüyüşünü daha hızlandırarak onlardan kurtuldu. Kahramanlar, bir kadın elde etmek için koşup terlemeyi fazla bir zahmet saymışlardı. Hürriyet abidesine giden şoseye gelince ağırlaştı. Yol ve hava, içindeki darlığı biraz geçirmişti. Evlerin bittiği ve uzaktan kır gazinolarının göründüğü bir yerde yolun kenarına, otların üzerine oturdu. Burada düşüncelerin birdenbire kafasına hücum etmesiyle karşılaştı ve ilk gelen fikir onu telaşa düşürdü. Devamı »

Toplam okunma (9243) Bugün(25) Son okunma tarihi (01 February 2015)

, , ,

26
Oca

yasar kemalYetim, kekeme, tek gözlü: İskandinavların en görkemli tanrısı Odin’i niteleyen bu üçlü destanlarındaki kahramanların da oluşumunda karşılaşılabilecek ve kahramanları güçlüler, düşmanlar ve doğaüstü güçlerle savaşıma girişmeye itecek “eksikliklerin” kökeninde yer alan bu özellikler, eşsiz bir yazar olacak olan Yaşar Kemal’de de bulunur.
Kekemedir, ancak dilin en büyük ustalarından biri olur; tek gözlüdür, ancak olağanüstü bir imge ve renk yaratıcısı olur. Yetimdir ve bu yoksunluğun gizleri kişisel dostluklarından politikaya, savaşımlarından özellikle yazma dürtüsüne dek uzanan geniş bir alanda kavranabilir.
Bir “ilk sahne” (scéneprimitive) olarak görülebilecek ve yazarın birçok kez andığı olayın ağırlığı bilinir.1 Üvey kardeşi, on yaşına kadar kekeme kalacak olan küçük Kemal’in gözleri önünde camide namaz kılmakta olan babalarını öldürür. Devamı »

Toplam okunma (11564) Bugün(15) Son okunma tarihi (01 February 2015)

, , , , , ,

25
Oca

Belki de dünyada Hayyam’ın teraneler mecmuası gibi pek az kitap reddedilmiş, nefretle karşılanmış, tahrif edilmiş, iftiraya uğramış, mahküm edilmiş, hallaç pamuğu gibi atılmış, dünyaca meşhur olmuş ve sonunda tanınmadan kalmıştır.
Hayyam ve rubaileri hakkında yazılan kitapların tümü bir araya getirilecek olsa, büyük bir kütüphane oluştururdu. Hayyam’a isnad edilip elden ele dolaşan rubailer kitabı genellikle seksen ila bin iki yüz rubaiyi içermektedir. Ancak bunların tümü muhtelif düşüncelerle karışmış bir cönk oluşturur.
Eğlence olsun diye bu rubai nüshalarından birinin sayfalarını çevirip okuyacak olursak, bunda zıt düşüncelere, çeşitli mazmunlara, eski ve yeni konulara rastlarız. Gerçekten de bir insan yüz yıl yaşasa ve günde iki defa dinini, inancını, meşrebini değiştirmeye kalksa, böylesi düşünceleri dile getirmeye gücü yetmez.

Devamı »

Toplam okunma (22984) Bugün(30) Son okunma tarihi (01 February 2015)

, , , , , ,

Arşivler