Bu Kategorideki Konular

22
Kas

ömer hayyamÖlüm

Yaşamanın sırlarını bileydin
Ölümün sırlarını da çözerdin;
Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok:
Yarın, akılsız, neyi bileceksin?

Aslında Ömer Hayyam deyince pek çoğumuzun aklına “aşktan, şaraptan, eğlenceden” dem vuran dörtlükler (rubailer) gelir. Oysa O, neredeyse 9 asırdır unutulmayan şairliğinin yanı sıra bir bilim adamıydı.
Gıyaseddin Eb’ul Feth Ömer İbni İbrahim’el Hayyam veya Ömer Hayyam (18 Mayıs 1048 – 4 Aralık 1131) İranlı şâir, filozof, matematikçi ve astronom. Devamı »

Toplam okunma (8923) Bugün(79) Son okunma tarihi (23 November 2014)

, , , , ,

21
Kas

Cemal Süreya Sevda Sözleri

.
Çıkarken yığılan basamaklar

Kaçı kaçıverirler inerken,
Beyaz sunağıyla gotik tapınak,
Eliniz sanki hep tırabzanda.

Bir şeyiniz olayım sizin,
Hani nasıl isterseniz,
Oğlunuz, kiracınız, sevgiliniz;
Dünyanın bir ucuna
Birlikte gider miyiz?

Devamı »

Toplam okunma (9345) Bugün(29) Son okunma tarihi (23 November 2014)

, , , , , , ,

20
Kas

BukowskiYalnızlık, yalnız olduğunuz zamanlarla sınırlı değildir

Hiç yalnız hissetmedim kendimi.
Bir odada tek başıma kaldım, intiharın eşiğinde. Kendimi çok kötü hissettiğim oldu, ama hiçbir zaman birinin odaya girip kendimi daha iyi hissetmemi sağlayacağını düşünmedim? ya da birkaç kişinin.
Başka bir deyişle, yalnızlık beni hiçbir zaman rahatsız etmemiştir, çünkü yalnız kalmaya doyamam.
Ben kendimi insan dolu bir odada ya da tezahürat yapan seyircilerle dolu bir tribünde en yalnız hissederim. Devamı »

Toplam okunma (9318) Bugün(20) Son okunma tarihi (23 November 2014)

, , ,

20
Kas

Sabahattin Ali“Görüyorsun ki hepsi hayata birer miktar kin borçlu. Hepsi çocukluklarından beri mahrum oldukları kuvvete hasret çekerek ve kendilerini yiyerek bu hale gelmişler. Hakikaten kuvvet sahibi olanlara haset ve imkânsızlıkla baka baka nihayet kuvveti en büyük, en tapılmaya layık bir mevcudiyet olarak kabul etmişler… Şimdi öyle bir nazariye yapıyorlar ki, anası aciz ve mahrumiyet… Bu gibi fikirleri doğuranlar, daima, ezilmeye, yok olmaya mahkûm olduklarını hisseden zümrelerdir. Bağırırlar, çağırırlar, ellerine fırsat geçerse suni olarak sahip oldukları bu iktidarı en vahşi bir şekilde kullanmaya kalkarlar; fakat nihayet hayatın ebedi kanunlarının pençesi altında çiğnenir ve mahvolurlar…” Devamı »

Toplam okunma (14804) Bugün(10) Son okunma tarihi (23 November 2014)

, , ,

19
Kas

İtiraflarımJ. J. Rousseau’nun itiraflarıyla – belleğimde kaldığı kadarıyla- L. N. Tolstoy’un itiraflarını karşılaştırınca, aşağı yukarı, hem de yüzelli yıl sonra yaşamışken, Tolstoy’unkini yeterince içtenlikli bulmadım. Nedeni şu: itiraf insanın kendine yazdığı, kendi için yazıyormuş, sanki başkaları okumayacakmış gibi bir yazı olmalıdır bence. İnsanın kendi başına kendi kendisiyle konuşması gibi, günah çıkarma hücresinde günah çıkarır gibi bişey… Oysa L. N. Tolstoy İtiraflarımda, kendine değil başkalarına kendini anlatıyor. Böyle olunca da doğal olarak içtenlikli olmuyor.
Benimkisi bir haddini bilmezlik örneği. Koskoca Tolstoy’u eleştirmek senin haddine mi kalmış! Devamı »

Toplam okunma (5850) Bugün(12) Son okunma tarihi (23 November 2014)

, , , , , , , , ,

18
Kas

friedrich engelsBireysel cinsel aşk, ortaçağdan önce sözkonusu edilemezdi. Söylemek gereksizdir ki, kişisel güzellik, içtenlik, benzer beğeniler vb., ayrı cinsten kimseler arasında daima cinsel ilişkiler isteği uyandırmış ve hiç kimse, ilişkilerin en içtenine giriştiği kimsenin, şu ya da bu olması konusunda kayıtsız kalmamıştır. Ama bununla, bizim bildiğimiz biçimiyle cinsel aşk arasında dağlar var. Bütün antikçağda, evlilikler büyüklerce kararlaştırılır ve ilgililer de buna sessiz sedasız uyarlar. Antikçağ dünyasının tanımış olduğu karı-koca aşkıysa, öznel bir eğilim değil, nesnel bir ödevdir; evliliğin nedeni değil müttefikidir. Deyimin modern anlamıyla aşıkhane ilişkiler, antikçağda, ancak resmi toplum dışında kurulurlar. Theokrit ve Moşüş’un aşk sevinçlerini ve aşk acılarını şarkılaştırdıkları çobanlar, Longus’un Daphnis ve Chloé’si, hep, özgür yurttaşın yaşama ortamı olan devlette hiçbir yeri bulunmayan kölelerdir. Devamı »

Toplam okunma (13651) Bugün(9) Son okunma tarihi (23 November 2014)

, , , , , ,

17
Kas

leylim leylimLeylâcık,
Bazıları öyledir, okumazlar, ciddî düşünemezler. Gene de aydın olmaktan vazgeçemezler. Hatta aydın kişi oldukları için kendilerinde mutlu bir baht, gizli de olsa, bir müstesnalık bulurlar. Bu, bir toplum derdidir. Ferdi bunlardan ötürü ayıplamak pek doğru ve yerinde olmaz. Bilirsin ki insan, muhitiyle doğru orantılı gelişir, örnekleşir vs. Şimdi bunları niye yazıyorum değil mi? Aramızda ve etrafımızda öyleleri var ki, onlarsız edemeyiz demeyeyim de, rahatça münasebetlerimizle öyle bir tiryakilik peyda etmişizdir ki kopamayız. Kopmak da yanlış ve zararlı. Bunları böylece kabullenmeliyiz, az çok kendimizde de bu haller vardır. Bu tiplerin belirli vasıflarından biri boşluk, ne yapacağını bilmemezlik, eğlence ya da bir iş uydurma gayretidir. Devamı »

Toplam okunma (8817) Bugün(7) Son okunma tarihi (23 November 2014)

, , , , , ,

16
Kas

oguz-atay

Yarabbim ne korkunçtu! Belki de birilerinden duymuştum, onlar da başka birilerinden duymuştu, başka birileri de… Ülkeme ve insanlarına kızmağa başladım: Kimsenin doğru dürüst okuduğu yoktu.
Doğru dürüst hissetmesini bile beceremiyorlardı. Bu yüzden insan, duyduğu şeyleri söyleyen insanların kültürüne güvenemiyordu. Belki bu zavallılığın, bu yarım yamalaklığın, bu gülünç durumun bile bir aslı, gerçek bir biçimi vardı. Albümü elimden bıraktım. Her şeye yeniden başlamak da mümkün değildi. İstesem de mümkün değildi. Nerede kaldığımı unuttuğuma göre, bastan başlamak için de birtakım yetenekler gerekliydi; daha talihli doğmuş olmak gerekliydi mesela.  Devamı »

Toplam okunma (11000) Bugün(2) Son okunma tarihi (23 November 2014)

, , , ,

Arşivler


more info