jump to navigation

Jerome David Salinger: Ama sana müthiş bir sır vereceğim şimdi – beni dinliyor musun? Şubat 8, 2010

Posted by cafrande.org in : Edebiyat - Literature , add a comment

Salinger’ın ve Hepimizin “Şişman Hanım”ı
Telefonun öbür ucundaki ses yeniden duyuldu.  ‘Akıllı Bir Çocuk’ Programına beşinci kez filan çıktığımı hatırlıyorum (…) yayından bir gece önce vıdıvıdılanmaya başlamıştım. Tam… kapıdan çıkarken Seymour, ayakkaplarımı boyamamı söyledi bana. Kudurdum. Stüdyodaki seyirciler geri zekâlıydı, sunucu geri zekâlıydı, sponsorlar geri zekâlıydı ve benim de bu moronlar için ayakkaplarımı boyamaya filan hiç niyetim yoktu; böyle dedim Seymour’a. Oturduğumuz yerden ayakkaplarımı zaten göremezler, dedim.

Toplam okunma (5733) Bugün(33) Son okunma tarihi (09 February 2010)

Asım Bezirci, “Ha babam sınıfı”nın yazarı Rıfat Ilgaz’a reva görülen cefayı anlatıyor (video) Şubat 7, 2010

Posted by cafrande.org in : Edebiyat - Literature, Kitap Kitaplık - Book Library , add a comment


Ne varsa otu ot çiçeği çiçek yapan/ Tan yerinden söken umut ışığı/ Sizin olsun çekik gözlü kardeşlerim/ Aydınlıklar sizin olsun körüz biz
Bakmayın gözlerimizde yansıyan yıldızlara/ Göremeyiz ateş böceklerini biz körüz/ Çakıp sönen deniz fenerlerini uzak kıyılarda
Bir bulut ne zamandır üstümüzde/ Yurt genişliğinde bir bulut kurşun ağırlığında

Toplam okunma (7162) Bugün(23) Son okunma tarihi (09 February 2010)

Kendini Anlatan Bir Masalcı: Oğuz Atay Şubat 5, 2010

Posted by cafrande.org in : Edebiyat - Literature , add a comment

Derler ki, ölüm döşeğinde olanların söyledikleri
Ciddi müzik gibi dikkat gerektirir
Saatleri sayılı olanlar boşa harcamazlar zamanı
Acı içinde olanlar doğrudan ayrılmazlar
Bir daha konuşamayacak olanlarin sözleri daha önemsenir
Gençliğin ve rahatlığın verdiği gevşeklikle konuşanlardan
İnsanın sonu yaşamından daha önemlidir.

II.Richard – William Shakespeare

Döke saça yaşamak diye bir deyim varsa, bu en çok Oğuz Atay’a yakışır. Hani döktüğümüz bunca güzel şeyden bazılarını birileri bulur da, kendilerinden yeni güzellikler ekleyerek yeniden saçar, belki onu da bir başkaları bulur… ‘Derken karanfil elden ele’…

Toplam okunma (5923) Bugün(16) Son okunma tarihi (09 February 2010)

Savaş ve Barış’ın yazarı; Lev Nikolayeviç Tolstoy’un ölümünün 100. yılı Şubat 1, 2010

Posted by cafrande.org in : Edebiyat - Literature, Kültür Sanat - Cultural Arts , add a comment
“Oysa bir sanat yapıtının güzel ama anlaşılmaz olduğunu söylemenin, bir yemeğin çok iyi, çok lezzetli, çok besleyici olduğunu, ama onu insanların yiyemeyeceğini söylemekten bir farkı yoktur.”

Büyük  Rus yazarı Lev Nikolayeviç Tolstoy 9 Eylül 1828′de Zengin bir ailenin çocuğu olarak Yasnaya-Polyana’da doğdu. Kültür, sanat dünyasının en ünlü kişilerinden biri olan Tolstoy, çok küçük yaşlarında önce annesini, sonra babasını kaybettiği için yakınlarının elinde büyüdü. 19 yaşında “gereksiz ve boş bulduğu” üniversiteyi terk etti. 34 yaşında kendisinden 18 yaş küçük  olan 16 yaşındaki Sophie Behrs ile yaptığı evliliğikten  12 çocukları oldu. Bu çocuklardan 5′i öldü.

Toplam okunma (5634) Bugün(2) Son okunma tarihi (09 February 2010)

Gerçekçilik, Gerçekçiliğin Türleri ve Ünlü İsimleri (2) Ocak 31, 2010

Posted by cafrande.org in : Edebiyat - Literature , add a comment


[<<öncesi] Doğalcılık ya da doğalcı gerçekçilik
Eski adlandırımıyla “natüralizm” gerçekçiliğin ayrı bir türü olarak sayılabilir. Ne ki kimi yazın kuramcıları ve tarihçileri doğalcılığı başlıbaşma bir akım gibi görmüş ve göstermişlerdir. Ancak gerçekçilik nasıl coşumculuğun toprağında boy atıp gelişmişse doğalcı gerçekçilik de (ayrı bir akım olsa bile) gerçekçiliğin topra­ğında oluşmuştur. Dahası gerçekçi akımın temel ilkeleri olan gözlemleme, neden­lere bağlama, akılcı bir yaklaşımla çözümleme, gerçeği çarpıtmadan, işin içine duy­guları katmadan yaslanma… doğalcılığın ya da doğalcı gerçekçiliğin de ilkeleridir. Bunun için doğalcılığı gerçekçiliğin ileri bir aşaması sayarsak yanılmış olmayız.

Toplam okunma (5008) Bugün(2) Son okunma tarihi (09 February 2010)

Gerçekçilik, Gerçekçiliğin Türleri ve Ünlü İsimleri Ocak 30, 2010

Posted by cafrande.org in : Edebiyat - Literature , add a comment


Homeros’tan Maksim Gorki’ye değin tüm yazarlar insanı insana anlatmayı amaçlamıştır. Ne ki bu anlatım, yazarların insana bakış açısına, toplumsal görüngü­ye (perspektife) göre değişiklik göstermiştir. Çünkü yazınsal yaratılarda özü de, biçimi de belirleyen yaratıcıların dünya görüşü, bu görüş doğrultusunda dünyayı algılayışıdır. Ancak bunu da bir başına bağımsız bir etken olarak düşünemeyiz. Yazarı biçimleyen, yönlendiren etkenler de vardır. Bu etkenlerin başında her ya­ratıcının “toplumsal ve tarihsel bir bütünün parçası” olduğu gerçeği gelir.

Toplam okunma (4892) Bugün(0) Son okunma tarihi (09 February 2010)

Geleneksel yazar tipiyle uyum göstermeyen bir yazı ustası; Jack London Ocak 30, 2010

Posted by cafrande.org in : Edebiyat - Literature , 2comments

Kitapları kadar, hayatı da ilgi çekici gazeteci ve roman yazarı olan Jack London, Amerikan edebiyatına yeni bir soluk getirmiş, 18. yüzyılın abartılı, süslü sanat anlayışı yerine akıcı, sade bir sanat anlayışını benimsemiştir. Yazdığı kitaplarla halk kitlelerinin ve işçi sınıfının gelişmesini ve ufkunu genişletmesini amaçlayan London’un kitapları geniş kitleler tarafından okundu. Doğa-insan ilişkisini ele aldığı ve toplumsal sorunları irdelediği öykü ve romanlarıyla dünya edebiyatının önde gelen yazarlarından biri oldu. 40 yıllık yaşamına Vahşetin Çağrısı, Martin Eden, Demir Ökçe, Beyaz Diş ve Deniz Kurdu başta olmak üzere elliden fazla kitabı sığdırdı.

Toplam okunma (6118) Bugün(4) Son okunma tarihi (09 February 2010)

En Sevilen William Shakespeare Oyunlarından biri; Hamlet ve Oyun üzerine değişik düşünceler Ocak 28, 2010

Posted by cafrande.org in : Edebiyat - Literature , add a comment

Goethe (1749 – 1832): “Romantik çağın yazıcıları Shakespeare’i, yaratılıştan eşsiz olduğu kadar sanatkârlığında da eşsiz buluyorlar. Hâkim fikir şudur: oyunlarında hiçbir şey tesadüf eseri değildir: Shakespeare duyuşu ile de düşünüşü ile de bütün insanlığı temsil edebilecek kudrette bir filozoftu; zaman kayıtlarına bağlı kalmıyan bir insan ve hayat anlayışı vardı; bize çok şey öğretebilir; Shakespeare bir üstün insandır. Shakespeare, öyle anlaşılıyor ki, Hamlet’te hislerimizin hedefi olan şeylere dikkat etmek ile zihnimizden geçen şeylere fikir yormak arasında bir muvazene -gerçek olan ile hayali olan âlem arasında bir denklik- gözetmenin zaruretini göstermek istemiştir. Hamlet’te bu muvazene bozuluyor; düşünceleri, hayalinin yarattığı şekiller, gerçekten gördüğü şeylere nispetle çok daha canlıdır. Hattâ, gerçekten gördüğü şeyler bile, hemen düşüncelerinin menşurundan geçiyor, geçerken de kendi bünyelerine yabancı bir renk ve şekil alıyor.”

Toplam okunma (4984) Bugün(5) Son okunma tarihi (09 February 2010)

“Amaçlamak şiirin özgül işleyişine ters düşer” | Şiir Üstüne Söyleşi Notları – Edip Cansever Ocak 28, 2010

Posted by cafrande.org in : Edebiyat - Literature , add a comment

Benden veya benim kuşağımdan önce yazılmış şiirleri kendi değerleriyle başbaşa bırakarak araya kesin bir çizgi çizdiğime inanıyorum. Bu çizginin başlangıç noktasına, oluşumuna, bugüne gelişine, kısacası belli bir şiir sürecinin ayrıntılarına değinmek istemiyorum.
Oteller kenti, şiirimin vardığı son durak değil elbette. Ne var ki, bundan sonra şunu şunu amaçlıyorum da demiyorum. Çünkü amaçlamak, özel olsun, biçimsel olsun şematizmin şiirde geçerli olduğunu kanıtlamak anlamına gelir ki, bu da şiirin özgül işleyişine ters düşer.

Toplam okunma (6029) Bugün(0) Son okunma tarihi (09 February 2010)

Edebiyat Kuramları ve Eleştiri | Tarihsel Eleştiri – Berna Moran Ocak 26, 2010

Posted by cafrande.org in : Edebiyat - Literature , add a comment

Şu ilkeden hareket eder tarihsel eleştiri: Okurun geçmiş yüzyıllarda yazılmış bir eseri anlayabilmesi, tadına varabilmesi ve değerlendirebilmesi için eserin yazıldığı çağdaki koşullar, inançlar, dünya görüşü, sanat anlayışı ve gelenekleri hakkında bilgi sahibi olması gerekir. Bundan ötürü eseri tam anlamıyla kavrayabilmek, ona doğru bir açıdan bakabilmek için okurun o çağa dönebilmesi, yazarın amaçlarını anlayabilmesi ve o çağın okurunun gözleriyle bakabilmesi lâzımdır esere. Bu imkânı sağlamak en çok edebiyat tarihçilerine ve araştırmacılara düşer.

Toplam okunma (6333) Bugün(2) Son okunma tarihi (09 February 2010)