1969 Diyarbakır Ergani doğumlu olan Burhan Berken 1986 yılında müziğe başladı. Sanatçı ilk albümü olan “Ba”yı 2001′de Kalan Müzik’ten kendi sound’unu oluşturduğu ikinci albümü “Jahr u Evin” ise 2005′te Anadolu Müzikten çıkardı.
“Ba” geçmiş ve gelecek içinde salanıp duran geçiciğin, insani kayıpların birarada olduğu bir yanı eski bir yanı yeni gibi duran eksik aksak sevinçleri birleştiren -eski- şarkılardan oluşur. Ancak “Ba” da her şarkı Burhan Berken’in kendine özgü yorumu/tarzı ve sağlam müzik altyapısıyla yeniden doğuyor adeta. Güneşli bir havada yağan yağmur, geçmişte yaşanmış güzel bir günü hatırlamanın kederi gibi. Kimi şarkılar oyun havasıda da olsa “farkındalık” duygusuna sahip olanlar için hüzünlü bir hesaplaşmaya dönebiliyor…
Düzenleme: Fuat Saka Yapım: Hasan Saltık Grafik Tasarım: İhsan Eroğlu Fotoğraf: Mehmet Turan – Bekir Turan Mix: Fuat Saka Yapım: Kalan Müzik Enstrumanlar: Ud: Mehmet Emin Bitmez Perküsyon: Fuat Saka Saksofon: Herbert Koschmieder Keman: Şaban Gölge Cümbüş: Mehmet Emin Bitmez Akustik Gitar: Fuat Saka Bağlama: Kenan Çallı – Engin Arslan 12 Telli Gitar: Fuat Saka Zurna: Erhan Tekin Elektro Gitar: Fuat Saka Bas: Fuat Saka Divan: Kenan Çallı Balaban: Zafer Klarinet: Selim Sesler Elbane: Nadir Sosinyan
1969 Diyarbakır Ergani doğumlu olan Burhan Berken 1986 yılında müziğe başladı. Sanatçı ilk albümü olan “Ba”yı 2001′de Kalan Müzik’ten kendi sound’unu oluşturduğu ikinci albümü “Jahr û Evîn” ise 2005′te Anadolu Müzikten çıkardı.
Sanatçı, bu albümünde yaptığı bestelerde ve yazdığı sözlerde kenti anlattığını belirtiyor. Albümlerinde geleneksel çalışmalara yer verse de, şarkılarında daha çok -metropolde yaşadığı için- kent olgusunun öne çıktığını söyleyen sanatçının, kendine ve kente dair tüm duygularını “Jar ü Evin” de bulabilirsiniz. Sanatçı, Kendimi bulduğu albüm olarak nitelediği bu ”Jahr u Evin”in adını da, yaşamın kendisinden esinlenerek belirlemiş. Yaşamın tüm zıtlıkları bir arada barındırdığını belirtiyor sanatçı ve bunun bir yaşam biçimi olarak seçtiği müziğe de yansıdığını ifade ediyor.
Şarkılarını aşağıdan dinleyebilirsiniz Diğer klip ve tv kayıtlarına buradan ulaşabilirsiniz Aşağıdan diğer şarkılarını dinleyebilirsiniz
Albümlerinde yer alan şarkılar: Gire Sira, Sosin, Yenikapı, Xifşe Gulfiroş, Pale, Binefşe, Gulişan, Pejna Te Naye, Ço Kere Min, Karwane Helebe, Aşk Kalbimde, Toycular, Bahra dur, Dilop dilop, Gede lawken, Kulilka, Mingo Burhan Berken Selimo, Burhan Berken – sev u roj, Burhan Berken – su uzun gecenin
Burhan BERKEN Diyarbakırlı dengbej bir ailenin oğlu. Gerek sahnede, gerek albümlerinde seslendirdiği parçalarda işte bu geleneğin izini görebilirsiniz. Dinleyenlerin aklında sahne performansı ile yer eden sanatçı da benim yerim sahnedir diyor zaten. Burhan Berken kendi yaptığı müziği tarif etmiyor; etmek de istemiyor. Arayış, sürekli arayış içinde olduğunu söylüyor. Yaşam durağan olmadığı gibi müzik de durağan değil diyen sanatçı, çıkarttığı iki albümle hatırı sayılır bir dinleyici kitlesine ulaştı. Yeni iki albümün birden hazırlıklarını sürdüren sanatçı dengbejlik geleneği ile modern müziği birleştirmek yolunda ilerlemeye devam ediyor.
Burhan Berken’le Diyarbakır Festivali’nden geldikten sonra ayağının tozu ile konuştuk. Kürtçe müziğin sevilen isimlerinden biri olan Berken’le politikadan müziğe bir çok konuyu kapsayan bir söyleşi gerçekleştirdik. Sorularımıza verdiği kısa yanıtlarla çok farklı konularla ilgili yorumlar yapan sanatçı bu yıl da Dikili’de gençlerle birlikte olacak. İki albümün birden hazırlığını yapan Burhan Berken sonbaharda dinleyicilerinin karşısına yeni şarkıları ile çıkacak. Müzik ile uğraşmaya ne zaman başladınız?
Müzisyen bir aileden geliyorum. Ailemde “dengbej”lik1 var. Babam köyün en bilinen müzisyenlerinden birisi. Böyle 6 çocuklu bir ailenin çocuğuyum. Müzikle uğraşmayı seçen tek çocuk ben oldum. 1986’da müzik hayatıma başladım.
İlk albümünüzü yapmaya başladığınız en süre muhtelen zorlu bir dönem olmalı?
İlk solo albümüm 2001’de çıktı. 2001’e kadar da çok çeşitli yerlerde ve zamanlarda müzikler yaptık. Tabi o dönem çok maceralı geçti. Klarnetle Kürtçe müzik yapmanız farklı yorumlara açıyor…
Kürtçe müziğe yeni bir soluk katılması ile ilgili, Kürt müziği albüm yaptığım süreçte ciddi bir dönüşüm içindeydi. Çok farklı tarzlarda müzikler yapıldı. Dolayısıyla geleneksel müziğe alışkın olan çok fazla kulak bu farklı müziği çabuk kabullenemedi. Ona baştan beri bir tepki gösterildi, her şeyde olduğu gibi. Yeni olan bir şeyi kabullenmek zordur. Kürt müziğinde de böyle bir şey oldu. Benden önce zaten Ciwan Haco var bunu yapan. O bir yol, bir anlayış aştı. Bunun gibi sayılabilecek çok az insan var.
Albümlerinizle ilgili gelen yorumlar sizi etkiliyor mu?
Genel olarak şöyle bakıyorum, herkes beğenmeyebilir ya da herkes beğenmek zorunda değil ki doğrusu da bu. Bir anlayış ya da müzik tarzı getirirsin ve bir karşı kitlen doğar. Bir kesimde bu nasıl bir müzik diye karşı çıkan bir grup oluşuyor. Her müziğin böyle bir kesimi oluyor; çok kaliteli, caz, pop, klasik müzikte de, bu nasıl müzik diye düşünceler duyabilirsiniz. Tepkilere göre müzik yapmıyorum. O zaman birilerine göre müziğin şekillenmiş olur. Ben şunu şöyle yapayım da müziğimi o yönde şekillendireyim gibi bir tarzda müzik yapmıyorum. Dinleyici kitlesi için internet kullanımının yayılması ile birlikte, müziğe ücretsiz ulaşmak kolay. Siz ne düşünüyorsunuz? Dinleyici kitlenizin özellikle gençler olduğunu düşünürsek bu durum albüm satışlarınızı nasıl etkiliyor?
Evet, gençlere yakınız. Üniversitelerde her yıl 20–25 konser veriyoruz. Üniversitedekiler de albüm almıyor. Ama bu durumdan rahatsız değilim. İster istemez ekonomik bir beklenti var ancak benim için işin temelinde bu yok. Çok fazla ekonomik beklentilere kapıldığında bunu bir ticaret gibi düşünmeye başlarsınız. Ticaret olarak düşünürseniz de müzik yapmak değil bundan nasıl para kazanırım hesabı yapmaya başlarsınız. Şarkılarımın çok dinlenmesi beni mutlu ediyor ancak bu kimse albüm almasın demek değil. Sonuçta imkânı olanlar albümleri almalı. Burhan Berken denildiğinde akla hemen konser performansı geliyor…
Evet. Biz de bu albümde konser performansını yansıtmaya çalışacağız. Üçüncü ve dördüncüde de. Çünkü artık stüdyo deneyimimiz de arttı. Canlı konser performansı yansıtacağımı düşünüyorum. Ancak tam olarak konser performansının yansıması çok zor, onun için doğrudan konser kaydı yapmak gerekiyor.
Konserlerin farkı dinleyicilerle yüz yüze gelmek ve onların enerjisi mi?
Tabii karşında öyle bir dinamik var. Kitle var, dolayısıyla seni ciddi bir şekilde etkiliyor. Zaten senin yaptığın müzikte doğaçlamaya uygun bir müzik, oradaki iletişim ile birlikte başka bir yere gidiyor.
Yeni albüm planları ile ilgili bilgi verir misiniz?
İki albüm var hangisinin önce çıkacağını bilmiyorum karar vermedik. Bir tanesi anonim parçalarda, benim düzenleyip yorumladığım. Diğeri ise benim söz ve müziklerinde oluşan bir albüm. Anonim parçalar bizim derlediğimiz, belki de hiç aranje etmeden sunacağımız bir albüm. Ekim gibi biter diye düşünüyoruz anonim olanın. Siz gençlerle çok sık yüz yüze geliyorsunuz? Onlarla yaşadığınız muhtemelen güzel hikâyeleriniz vardır. Bir tanesini anlatabilir misiniz? Dikili kampına katılan bir klarnetçi vardı. Daha doğrusu bizim klarnetçinin kardeşiydi. İlk defa izliyorduk onun performansını. Bir parçanın şu kısmı sana ait, sen çalacaksın, demiştik. Bütün müzisyenler kendi bölümlerini çaldılar, sıra klarnete geldiğinde orada şok şekilde bıraktı. Hepimiz klarnetçiye bakıyoruz. Onun çalması gerekiyor 2 dakika öyle geçti. Ondan sonra tekrar çalmayacağını anlayınca bağlama araya girdi.
Yine Dikili kampındaki konserimizde son iki parçaya gelmiştik. Herkes halay çekiyor, çok coşkuluydu. Ben de sahneden aşağıya atlayayım dedim. Konser sırasında farketmedim platform çok yüksekmiş, aşağıya atladım ama yukarı çıkamıyorum, tırmanmaya çalışıyorum ama çıkamadım, en öndeki arkadaşlar fark etti, sonra arkadan dolaşıp sahneye çıktım. Öyle hoş bir durum yaşandı. Kamp nasıldı?
Kampın istenilen amaca ulaştığını düşünüyorum. Atölyeleri de, oradaki sosyal ilişkilerde çok güzeldi. Birçok yerden, birçok farklı anlayıştan gencin, yan yana gelip herkes birbiri ile anlaşabiliyormuş diyebildiği bir yer oldu Dikili Kampı. Katılanların birbirine karşı önyargısının kırıldığı, paylaşımların arttığı bir yer oldu Dikili. Bunların 2 ya da 3 yılda bir değil de her yıl planlanması gereken şeyler olduğunu düşünüyorum. Birçok farklı bölgeden, anlayıştan, kültürden gençlerin yan yana geldiği bir yer oldu.
Diyarbakır festivalinden yeni geldiniz. Festival nasıl geçti?
Katılım oranı çok iyiydi. Bir yıl boyunca festivali bekleyen insanlar vardı. Gezip sohbet ettiğimiz ailelerde, gün sayan ayları hesaplayan insanlar vardı. Diyarbakır halkı festivali çok benimsemiş. Her etkinliği takip ediyor. Gece gündüz tüm etkinliklere oldukça yoğun ilgi vardı. Özellikle açılış ve kapanış konserleri çok güzeldi. Diyarbakır’lı olmama rağmen ilk defa, 7. Festivale, katıldım. Festivaller nasıl bir etki yaratıyor, özellikle bölge illerinde?
Festivaller çok iyiye gidiyor tabi ama artık festivallerin uluslararası katılımla yapılması lazım. Yapılanlarla yetinilmemeli. Bu sene opera da vardı festival programında farklı farklı müzik anlayışı olanlar yan yana getirilip birlikte konserler yapıldı. Böyle farklı müziklerin birlikte olması çok güzel. Operayı ben de izledim insanların tepkisini almaya çalıştım. Bir dönüşüm var, insanlar operaya tepkisel yaklaşmadı, kulaklarına terste gelse zevkle dinliyorlar. O seviyeye yedinci festivalde geldi daha da ileri gitmeli diye düşünüyorum neden bir caz festivali olmasın.
Sanatın her alanından iyi ürünler halka sunulmalı. Burhan Berken kimi dinler?
Bir albüm yapacağım için şu an Kürt müziğinin klasiklerini dinliyorum. Tanınmamış birini de dinliyorum, çok tanınan birini de dinliyorum. Köyde bir ağıt yakılmışsa onu da dinliyorum. Hangi bölge nasıl kullanır müziği gibi…. Her bölgenin türkülerini dinlerim. Tüm bunları dinledikten sonra kendi müziğimi yapıyorum.
İçinde Kürt kelimesi geçen her şeyin politik anlam kazandığı bir ülkede yaşıyoruz. Kürt müziği ve politika arasındaki ilişkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Müzik tek başına da politiktir. Aşk şarkısı da politiktir. Öte yandan Kürtçe müzik aynı zamanda politik bir tavra karşılık geliyor. Bunun iyi ve kötü yanları var. İyi yanı çok politikleşmiş bir dinleyicisi var, ve hemen sahiplenebiliyor. Kötü tarafında ise bölgesel kalabilirsin, bunu çok iyi dengelemek gerekiyor. Türk gençleri ile karşılaştığınızda onların tepkileri nasıl oluyor?
On gün önce Ankara Üniversitesi Cebeci kampüsünde bir konser verdik. Genelde konserden sonra sohbet etmeyi severim. Orada sohbet ettiğimizde, bir arkadaş, albümünüzü Laz bir arkadaştan aldım, öyle tanıştım ve çok beğendim dedi. Ben böyle bir durumla çok sık karşılaşıyorum. Gerçekten önemli bir sayıda Türk dinleyicilerim var.
Üniversitelerde çok görüyoruz sizi. Mesela bu sene İTÜ’de yasaklanan şenlikte bağlamınızı alıp çimlerde çaldınız.
Yasakçı anlayışı karşı orada arkadaşlar bırakılıp gidilemezdi diye düşünüyorum. Hem yaptığım müzik anlayışımdan, hem dünya görüşümden, hayata baktığım pencereden, elimde ne varsa oradaki o durumu protesto etmek gerekiyordu. Biz de onu yaptık. Orada ki arkadaşlara destek olduk. Üniversiteler değişiyor deniyor çok sık. Konserlerinize baktığınızda nasıl görünüyor.
Evet değişim var. Üniversiteler de çok ciddi bir baskı var. Ve o yasakçı anlayış üniversitelerde bir değişime yol açtı ve buna karşı koyanların sayısında da bir azalma var. Daha önce İTÜ şenliğinde böyle bir şey olamazdı, tüm baskılara karşı öğrenciler birleşir ve çok güçlü katılımlarla şenlikleri gerçekleştirirdi. Bu gün o basıklar sonucunda bir ufalma, daralma konserlere gittiğimizde de görünüyor. Öğrencilerin büyük bir kısmı da bunu kabullenmiş gibi görünüyor ve bu hoş bir durum değil.