Bugüne kadar pek çok müzik projesinde yer alan ve Kanada’da yaşayan şarkıcı Brenna Maccrimmon’un, yine Balkanlar, Trakya ve Anadolu esintileriyle dolu albümü “Kulak Misafiri” Kalan Müzik tarafından yayınlandı. Maccrimmon’un çeşitli meclislerde “kulak misafiri” olduğu eserleri yorumladığı albüm Kanada ve Amerika’da kaydedildi. Kendine özgü, dinamik düzenlemelere sahip albümde Maccrimmon vokaliyle şarkılara hayat veriyor…
Brenna MacCrimmon Kanadalı bir folk müzik sanatçısıdır. Toronto, Ontario doğumludur. 1980′lerin sonundan beri Balkan Müziği çalışmakta, öğretmekte ve söylemektedir. İyi Türkçe konuşan ve şarkı söyleyen MacCrimmon, uluslararası anlamda bir Türk halk müziği şarkıcısı olarak kabul edilmektedir.
Türkiye Müziği’ne olan ilgisi gençliğinde Burlington, Ontario’daki bir kütüphaneyi ziyaret etmesi ile başladı. Bu deneyimi kendisi “Türkçe albümlere rastladım ve aniden duygusal bir bağ oluştu” şeklinde tanımlıyor. 1880′lerin başlarında Toronto Üniversitesi’nde etnik müzikoloji dersleri alırken yerel müzisyenlerle tanıştı ve bağlama öğrenmeye başladı. Daha sonra bir Türk müzik grubunda çalmaya ve şarkı söylemeye başladı.
http://www.vimeo.com/4520057 Fatih Akın’ın yönettiği İstanbul Hatırası: Köprüyü Geçmek (Crossing the Bridge) adlı filmde anonim bir eser olan ‘Penceresi Yola Karşı’ ve ‘Ben Bir Martı Olsam’ adlı türküyü seslendirdi.
Rumeli Müziği olarak bilinen Türk-Balkan ezgilerine ilgi duydu. Türk müziği teorisi üzerine çalışmalar yaptı ve unutulmaya yüz tutan halk müziği arşivlerini araştırdı. Türkiye ve Yunanistan’a pek çok ziyarette bulundu. Yunanistan başta olmak üzere, Trakya-Balkan bölgesini, köy köy, şehir şehir gezmiş, müziği kadar kültürünü, insanını da benimsemiştir.
90′lı yılların başında Kanada’da Balkan müzikleri üzerine tez hazırlarken İstanbul’a gelmiş ve kalmaya karar vermiştir. Türkiye’de bulunduğu beş yıl içerisinde Türk kültürü ve halk müziği ile yoğun bir şekilde iç içe yaşayan sanatçı pek çok özel gösteri ve festivalde sahne aldı.
Soprano ses tonuna sahip MacCrimmon, Selim Sesler’le kurdukları Karşılama adlı grup ve aynı isimli albümde türküler söylemiş, bu albüm ile 1998 senesinde June Ödülü’nü kazanmıştır. Ayrıca Baba Zula ve Mad Professor ile birlikte Psyche-belly Dance Music ve Duble Oryantal albümlerinde yer aldı.
İstanbul ve Kanada’da müzik eğitimini tamamlamıştır. Kanada’da yaşantısını sürdürmekle beraber halen Türkiye’ye gidip gelmekte ve hem ülkesinde hem de İstanbul’da farklı sanatçılarla sahne almaktadır. Yakın zamanda Beth Cohen, Paul Brown, Polly Ferber ave Haig Manoukian ile birlikte Orkestar Keyif adlı bir grup kurmuştur.
Kulak Misafiri’nde yer alan eserler
Evlerine Varagele Usandım Söz & Müzik: Traditional Turkish From Bulgaria
Kar Yapar Alçaklare Söz & Müzik: Traditional Turkish Rumeli
Dolama Dolamayı Söz & Müzik: Traditional Turkish
Oj Ti Mome Ohrigance Söz & Müzik: Koco Petrov & Ivan Terziev (Makedonya)
Yıldız Dağı İşte De Geldim Yanına Söz & Müzik: Traditional Turkish From Skopje (Üsküp)
Şemsiyemin Ucu Kare Söz & Müzik: Ahmet Sezgin
Getme Gel Söz: Traditional Azeri Müzik: Sayeed Rustemov
Kamran Olsam Söz & Müzik: Sevaş Çağman (Çoşkun)
Sabah Sabah Seyredelim Yalıyı Söz & Müzik: Traditional Turkish From Edirne
Kuşların Geçiş Taksimi Mussels In The Bay Söz & Müzik: Brenna MacCrimmon
Son Geçiş
Bugünden sonraki yaşamınızda yer edecek bazı ’ilk’ ler cafrande.org’ta
Yunanistanın en büyük halk müziği sanatçılarından biri olan Domna Samiou’nun Anadolu Rum müziği üzerine derlediği “Greek Songs of Asia” adlı albümü ve sade sesiyle müzik yolculuğumuz devam ediyor.
Samiou, özelikle bu albümde iç içe yaşamış halkların müziklerinin birbirinden ne kadar etkilebileceğinin sınırsızlığını gösteren bir çalışma ortaya koyuyor. Öyle ki, bir grup azınlığın ekonomik çıkarları için yıllarca bir birine düşman olarak gösterilen iki halkın müzikal açıdan bu kadar benzeşmiş olmasına şaşırmaktan başka seçenek bırakmıyor.
Domna Samiou – Greek Songs of Asia Minor 01 At Dawn 02 Like the Marble of the City 03 Wake up my Black Eyed One 04 Dance (Karsilama) 05 Yio – Margio (from Cesme) 06 The Water Of Life 07 Well, met 08 Dance (The wooden spoons) 09 Yatzilariani 10 Tou Have Entangled Me 11 Roubalia – Carnation 12 Yiorgitsa (Karsilama) 13 Ballos from Alatsati 14 Dimitroula 15 I Come and you are asleep 16 Roumbalia 17 The Ship is my house 18 Solo violin 19 The widow 20 The little Meliots
Domna Samiou Traditional Songs Of Greece and Asia Minor
01 At Dawn
02 Like the Marble of the City
03 Wake up my Black Eyed One
04 Dance (Karsilama)
05 Yio – Margio (from Cesme)
06 The Water Of Life
07 Well, met
08 Dance (The wooden spoons)
09 Yatzilariani
10 Tou Have Entangled Me
11 Roubalia – Carnation
12 Yiorgitsa (Karsilama)
13 Ballos from Alatsati
14 Dimitroula
15 I Come and you are asleep
16 Roumbalia
17 The Ship is my house
18 Solo violin
19 The widow
20 The little Meliots
Daha önce “Wintersongs“, “Nectar” ve The Vine” adlı üç albümüne sitemizde yer verdiğimiz Doğu Avrupalı sekiz kadının oluşturduğu vokal müzik grubu Kitka’nın bu kez iki albümüne daha yer veriyoruz. Çalışmalarında zaman zaman mistik müziğe yönelenen topluluk, genelikle Doğu Avrupa, Balkan, Macar ve Slav (Rusya, Bulgaristan, Makedonya vb) çeşitli bölge ve ülkelerinden seçilmiş halk şarkılşarını seslendiriyor.
Şu anda dinlemekte olduğunuz bu kayıt grubun, Tzvetanka Varimezova ve bazı ünlü müzisyen tarafından yapılan bir toplama albüm. Kaliforniya ve Midwest boyunca rezonans alanlarda gerçekleşen bir dizi katedral konseri kayıtlarından oluşuyor. Bu albümdeki parçalar Belvedere, California St Stephen’s Kilisesi doğal akustiğinde kaydedilmiş.
Topluluğun, Nectar,Sanctuary – A Cathedral Concert,The Rusalka Cycle – Songs Between Worlds, The Vine ve Wintersongs olmak üzere yayınlanmış beş albümü var. http://www.dailymotion.com/videoxbjrsf
Kitka,Sanctuary – A Cathedral Concert [Total time: 65:46 Release date: 11/21/2009] 01-Uz vy golubi (2:56) 02-Oj borovaja (2:32) 03-Zabljalo mi e agunce (5:25) 04-Tsmindao Ghmerto (3:09) 05-Gorani (5:38) 06-Rafinka bolna legnala (4:45) 07-Ve erastikh li le olam (3:04) 08-Tsomo lekho nafshi – Yeirusholayim slavnyi gorod (4:45) 09-Izraslo durvo visoko (2:02) 10-Kalimanku Denku (5:35) 11-Gorice sitna zelena (4:29) 12-Strahil hajdutin (3:01) 13-Szombateste bucsuztato (3:43) 14-Tebe poem (4:24) 15-Barem sa ergen mamo nahodih – Shen khar venakhi (5:58) 16-Znaes li Janke – Poruska-Paranja (4:20)
Kitka, The Rusalka Cycle – Songs Between Worlds[Total time: 46:58 Release date: 10/24/2009] 01-Awakening (6:16) 02-River Rose (4:05) 03-Wave (7:49) 04-Farewell (7:33) 05-Transformation (4:23) 06-Last Night (4:18) 07-Sirens (5:12) 08-Lamentation (2:58) 09-To The Lake (4:24)
___________________________________
*Katedral, bir piskoposluğun merkezi olan, başka bir deyişle kilise hiyerarşisi içinde idari bir organ olan, piskoposun devamlı olarak bulunduğu mekandır. Bu mekan, içinde yer alan kiliseyi de içerir. Katolikler ve Anglikanlar açısından geçerli bir terimdir.
Besteci olmanın yanı sıra bir çok enstrümanı kullanan Jesse Manno 1966 yılında New York’ta doğdu ve New York ve Colorado büyüdü. 1982 dans, tiyatro, film müzikleri üzerinde çalıştı. Bu çalışmalarının bir bölümü çeşitli destekler alarak çeşitli festivallerde ve ABD’nin yanı sıra Hollanda, Almanya, İsviçre, İngiltere, Tayvan, Hong Kong ve Suudi Arabistan dinleyicilere ulaştırıldı.
Birçok alet, antik enstrümanlar ve müzik türleri ile uğraşmayı seven sanatçı, ‘Balkan ve Orta Doğu* müziklerine özel ilgi duyuyor. Bu konuda derinleşmek daha değişik şarkılar sunmak için çalışmalarını sürdürürken aynı zamanda bir eğitmen olarak der vermeyi de sürdürüyor. Çalışmalarında Beth Quist düzenli işbirliğine gidiyor.
Jesse Manno – Sea Spirits Total time: 61:43 Release date: 4/27/2004
İçerik: 01-The River (4:04) 02-Sea Spirits (2:03) 03-The Fire Circle (3:19) 04-Neesa (1:49) 05-Dance me a story (2:59) 06-Winter Moon (2:26) 07-Encontre (13:21) 08-Bali Child (5:05) 09-Tidur (2:20) 10-Dancing on water (2:57) 11-In her room (4:12) 12-Begin again (4:30) 13-Immersion (4:11) 14-Interlude (2:36) 15-Receiving the gift (5:51)
Jesse Manno – Opium: Total time: 48:13 – Release date: 4/25/2004
içerik: 01-Gole Sangam (7:51)02-Ruske Le Mome (6:18) 03-Huzam Kamelieriko (8:04) 04-Yianni Mou To (7:45) 05-Sokol Mi Leta (3:40) 06-Geldim Bir Kara Tasha (6:07) 07-Alf Leyla Wa Leyla (8:28)
—————————
[*]Orta Doğu, güneybatı Asya’da, tarihsel ve kültürel yakınlığı olan ülkelerin oluşturduğu coğrafi bölge. Akdeniz’den Pakistan’a kadar uzanır ve Arap Yarımadası’nı kapsar. Orta doğu kavramı Avrupa merkeziyetçi yaklaşıma dayanır ve İngilizlerin 19. yy. da kullanmaya başladıkları bir kavramdır. Bu tanımlamada İngiltere ve Avrupa ülkeleri merkez kabul edilmiş; doğu, Uzak Doğu, Yakın Doğu, Orta Doğu gibi kavramlar buna göre tayin edilmiştir.
Bu tanıma göre Orta Doğu ülkeleri Türkiye, Suriye, Irak, Katar, Kıbrıs, Ürdün, İsrail, Lübnan, İran, Filistin, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Umman, Kuveyt, Bahreyn, Yemen ve Mısır’dır.
Eleni Karaindrou (Ελένη Καραΐνδρου) Yunanistan’da Teichio adında bir köyde dünyaya geldi. Atina’da büyüdü. Hellenikon odion’da piyano ve teori eğitimi aldı. 1969-74 yılları arasında Paris’de etnomüzikoloji eğitimi alan sanatçı, Yunanistan’a dönüşünde Ora Kültür Merkezi’nde geleneksel enstrümanlar laboratuvar’ını kurdu. o günden itibaren de Yunanistan’ın müzikal kaynaklarının toplanması konusunda en önde gelen figürlerden biri olmuştur.
musicwebtown.com Canan’na…Eleni Karaindrou – The Weeding Meadow (OST)
Karaindrou’nun müzikal geçmişi sinema ve tiyatro ile iç içe geçmiştir. Bugüne kadar 18 film, 13 tiyatro oyunu ve 10 televizyon dizisi için müzikler bestelemiştir. Çoğunlukla Yunan yönetmenlerle çalışmış olsa da, Chris Marker, Jules Dassin ve Margarethe Von Trotta gibi isimler için de eserler vermiştir. 1982 yılından beri de dünyanın en önemli yunanistanın en iyi yönetmeni olan Theo Angelopoulos ile çalışmaktadır.
Filmi izlerken saklı sesler gizli bir keder ile nasılda dolaşıyor insanın kanında. Nasılda bir bıcak gibi deşiyor insanın içini. O muhazzam görseliğe eşlik eden ses ve sözler. Nasılda iyi anlatıyor kısa bir müzik up uzun bir ömrü. ve dakikalar ağır ağır ilerliyor çelişkilerle dolu yaşamın içinden. Öyle ki; filmin sonunda sanki iki farklı tarafta şavaşan iki kardeş değil de biz ölüyoruz seyrettiğimiz yerden…
Theo Angelopoulos üçlemesinin ilk filmi olan Ağlayan Çayır’da, (The Weeping Meadow) 1919-1949 arasında yaşanan bir hayat hikayesini anlatılıyor. Eleni, Odessa’da doğmuş fakat savaş döneminde hem annesi hem de babası ölmüştür. Alexis’in ailesi tarafından evlat edinilir ve aile Odessa’dan göç eder. Ağlayan Çayır, yeni bir kasabaya yerleşen aileyle beraber büyümeye başlayan çocukların, özellikle de Eleni’nin hikayesedir. Bu bir Yunan trajedisi diyen Angelopoulos, Eleni’yi (Troyalı Helen) bir simge olarak kullanmış. Bir kadının çocukluğundan başlayıp gençliğini, aşık oluşunu, sahip olduğu herşeyi kaybedip yeniden yalnız kalışını anlatıyor.Angelopoulos bu filmle, 2004 yılında Avrupa Film Akademisi Ödülleri’nden Eleştirmenler Özel Ödülü’nü kazandı. Üçlemenin ikinci filmi, 1953′te Stalin’in öldüğü gün Özbekistan’da başlayan bir yol hikayesi olacak.
Yunanistan’ın sinema ve müzik eleştirmenleri, Karaindrou’nun bestelerinin geleneksel film müziği kalıplarını aştığı konusunda hemfikirdirler. Onun müziği bir filme eşlik etmenin ötesinde, o filmin gerekli öğelerinden biridir. yazar Nikos Triantafillides; “yüzlerce metrelik tüm bu film şeritlerinde, Eleni’nin müziği ekranda görülmeyen kanı temsil ediyor. onun müziğinin sebatkar varlığı… lirizmin altında derinlerde kalan tinsel bir şeyleri ortaya çıkarıyor…” diyerek sanatçıya duyduğu hayranlığı dile getirmektedir.
Karaindrou’nun müziği “yaralayarak ve özgürleştirerek”, sinematik aksiyon ile birlikte izleyicinin yeni vizyonlar kazanmasına yardımcı olur. Onun müziği “film müziği” diye tanımlanamazsa da, sanki doğal olarak sinematiktir: duygusal bir atmosfer yaratırken, izleyici/dinleyiciye ince, sessiz ve derinden imalarda bulunur.
Dağların arasında izole edilmiş bir köyde doğan sanatçı, çocukluğunun seslerini halla belleğinde taşımaktadır: “rüzgarın uğultusu, tahta çatıdaki yağmurun sesi, akan sular. şarkılar söyleyen genç kızlar ve karın sessizliği. bazen ise, köy meydanında festivallerde çalınan flüt ve klarnetlerin dağlarda yaptıkları yankılar…”
“biz sırtüstü uzanmış, yıldızları sayarken, gece boyunca bir yandan mısır soyan bir yandan da yüksek perde sesleri ile çok güzel polyphonic şarkılar söyleyen köylü kadınları hatırlıyorum. kilise’de bizans melodileri ile ilahiler söyleyen adamları da çok iyi hatırlıyorum.” kilise deneyimlerinin yarattığı izlenimlerinin etkilerini “happy homecoming, comrade”(mutlu dönüş, yoldaş) adlı filmde gözlememek mümkündür: müzik bourdon veya drone bass ile icra edilmektedir.
Ailesi atina’ya taşınan Karaindrou, ilk kez gördüğü bu büyük kentte, arabaları, radyoyu ve filmleri keşfeder. Kaderin küçük bir cilvesi orlara yeni evi, bir açık hava sinemasının hemen yanındadır ve yatak odasından filmleri izleyebilmektedir. Sinema ve piyano (bir diğer yeni keşfi) arasında 8 yaşında olan Eleni hayatının tutkusunu bulmuştur.
Piyanonun başına ilk defa oturduğundan itibaren melodiler uydurmaya başlar. 1953-1967 yılları arasında on dört senesini Hellenikon Odion (atina konservatuarı) piyano ve teori eğitimiyle geçirmesine rağmen kendini “içgüdüsel besteci” olarak tanımlayan Karaindrou aslında kendi kendini yetiştirmiş bir müzisyendir.
1967 yılında, cunta yönetimi Karaindrou’yu Yunanistan’ı terk etmeye zorlar. Ufak çocuğunu da yanına alan sanatçının Paris’te geçireceği sürgün yılları Fransız hükümeti’nin verdiği bursla, hayatını derinden etkileyecek etnomüzikoloji eğitimi alarak geçecektir. “çocuğukluğumun müzikal dünyası hakkında daha fazlasını öğrendikçe, yavaş yavaş bilinçlendiğimi hissediyordum.” müziğin kökenlerine yaptığı yolculuk orkestra yönetimi ile birlikte ilerlemektedir.
Öğrencilik döneminde yazdığı bazı şarkılar, azımsanamayacak başarılar elde ettiyse de; Karaindrou müzikal çalışmalarından sapmayacaktır. Yazdığı şarkılar dünya çapında dolaşmaya başlasa da, o etnomüzikoloji çalışmalarına daha da derinlemesine dalmıştır.
Karaindrou’nun Paris yılları, kentte caz müziğinin en popüler olduğu bir döneme rast gelir. ilgi merkezi uzun bir süre klasik müzik olan, çalışmalarını tüm dünyanın folk müziği üzerinde sürdüren sanatçı, yavaş yavaş diğer müzikal formları da keşfetmektedir.
Atina’ya döndüğünde ora kültür merkezi’nde geleneksel enstrümanlar laboratuvar’ını kurar. third radio programme’ın etnomüzikoloji departmanında da çalışmalarını sürdürür. “1976 da ecm’yi keşfettim. sadece hislerime güvenerek, tüm ön yargılardan bağımsız bestelemeye başladım.” bu dönemde sinema ve tiyatro için eserler vermeye başlar.
Christofis’in 1979 yapımı “wandering,avarelik” filmi kendisi için bir dönüm noktası olur. konuya ve kamera hareketlerine tamamen içgüdüsel yaklaşan sanatçı, yaptıklarının film için tamamlayıcı bir öğe olup olamadığını başta kestiremez. yapım tamamlandığında, kendisi için en doğru bir mecrayı bulduğunu anlar: “bu benim için yeni bir başlangıçtı. “wandering” o günden beri içinde dolaştığım bir dünyanın kapılarını bana araladı. beraber çalıştığım yönetmenler bana sonsuz bir özgürlük verdiler ve onların imgeleri bana en derin duygularımı dışavurma olanağı vermiştir.”
Karaindrou bundan sonra kameraları “lirik” olan chistoforo chiristofis, lefteris xanthopoulos ve theo angelopoulos gibi yönetmenler ile çalışacaktır. “benim kamera hareketi ile olan ilişkim, senaryo ile olan ilişkimden daha önemli. elbette müzik, hikayenin altını çizmeli. ancak filmin anlamı her zaman senaryo ile anlaşılamaz. İmge ve müzik birleşip kelimeler ile kolayca anlatılamayacak olanı açıklarlar. Bazen senaryoya bakarsınız ve size hiçbir şey açıklamaz. harold pinter’ın dediği gibi gerçek anlam, kelimelerin ardındadır. elbette senaryo, mekan, aktör, montaj gibi öğelerden de etkilenip filme yardımcı olacak bir müzik yapmaya çalışıyorum. içerideki ritmi arıyorum, elbette etkileniyorum, nasıl olduğunu dile getiremem ama, angelopoulos un sekans çekimlerindeki iç hareketten etkileniyorum…ve sonra, montaj aşamasında, karelerin grenleri ve parlaklığı bana orkestrasyon ve renk için gerekli malzemeyi sağlıyor…”
1982 selanik film festivalinde jüri heyetinin başkanı olan Theo Angelopoulos Karaindrou’ya “rosa” filmi için en iyi film müzikleri ödülünü verir ve birlikte çalışmayı teklif eder. Bu işbirliği hemen meyveler vermeye başlar.
“genelde, daha ortada bir senaryo yokken, sadece ana konseptler belirginken çalışmaya başlarız. Angelopoulos çok hissedip az konuşan bir adam, bu yüzden onun çalışmasının köküne inebilmek ve ne istediğini tam olarak anlamak benim için önemli. bazen senaryo ortaya çıktığı zaman ben çoktan ana temayı bestelemişimdir.” Angelopoulos’un başyapıtı “Sonsuzluk ve bir gün” de sanatçı sinematografi ve müziğin uyumunun zirvesine ulaşır.
Bir yunan müzik eleştirmeni “Karaindrou bize düşleme şansı veriyor.” diyor, “ama düşlerin bize yeni sorumluluklar getirdiğinin de bilincinde olmalıyız. Angelopoulos, Chiristofis ve Xanthopoulos’un imgelerini hayal gücüyle kışkırtırken, bize modern yunan dünyasının ruhunu anlamamıza yardımcı oluyor…”
1988 yılında Violini, Giorgos Koros’un, Clarnet’i P. Kokondinis ve V. Malliaras’ın çaldığı grubun vokalliğini G. Ganiatsou ve A. Sinis’in yaptığı 2 CD den oluşan Yunan Halk Dans ve Oyun Şarkıları (Greek Folk Dances and Songs) adlı 24 şarkıdan oluşan albümünü aşağıdan online dinleyebilirsiniz.
01. Itia 02. Samiotissa 03. O Aetos 04. Ena Karavi Apo Ti Chio 05. Karagouna 06. Stin Kentimeni Sou Podia 07. Ksekina Mia Psaropoula 08. Griva Mi Se Thelei O Vasilias 09. Kalamatianos 10. Sta Salona 11. Gerakina 12. Syrtos Silivrianos 13. Tria Paidia Voliotika 14. Thalassa Ola Ta Nera 15. Amaranthos 16. Sgouros Vasilikos 17. Patinada Tou Gamou 18. Itia Moy 19. I Hira 20. Melachrino Agapisa 21. Mavra Mou Helidonia 22. O Ilios 23. Hasaposerviko 24. Dio Kopeles Ligeres
Muammer Ketencoğlu önderliğinde 1997 yılında kurulan “Balkan Yolculuğu” topluluğu, grubun 2006 yılında, bir trafik kazası sonucunda ölen saksafon ve klarinetçisi Aytuğ Nevzat Matracı anısına, çeşitli yerlerde yapılan canlı kayıtlarını bir albümde topladı. 2001 yılında Kalan Müzik tarafından yayınlanan “Ayde Mori” albümünde de bir arada olan ekibin, Matracı ile dünyanın dört bir yanında verdiği konserlerden alınan kayıtlar, çeşitli dillerden şarkılar ve dans havalarıyla, Balkanlar’ın müzikal dünyasına gerçek bir yolculuk niteliğinde.
Albümdeki şarkılar: Bodrcano – O n’atë fushë t’mejdanit – Halk Oyunu – Bolen mi leji mlad Stoyan -Vjelka – Bacanak – Barba Postoli -Gitme Hamdim – Nihavent Taksim – Nje mend qenke si si më kanë thanë – Veleşkite ergeni – Çereşko çorna vişniçko – Mana mu i agapi mu - A Bahçalarda Biberiye- B Bukovsko oro – Rajko – O postari avela – Valle dasme Tiranase – Yunaçe ludo i mlado – Uşşak Taksim
Bir Balkan Yolculuğu Grubu, Muammer Ketencoğlu’nun 1993′ten beri organize ettiği Yeryüzünün Yedi Rengi konserlerine katılan geniş müzisyen topluluğundan doğdu. 1996′da konserler vermeye başladı. Zaman içinde farklı müzisyenler, değişik sürelerle gruba katıldı.
Topluluk özellikle Kanada’lı şarkıcı ve araştırmacı Brenna McCrimmon (zaman zaman grup içerisinde yer almaktadır) ile Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde, Bulgaristan’da, Yunanistan’da, Almanya ve Hollanda’da pek çok etkinliğe katıldı.
Son olarak Aytunç Nevzat Matracı’nın katılımı hem sıcak ve dolgun bir sound yakalamalarına hem de Balkan Türk Halk Müziğinin çok özel örneklerinin de seslendirilmesine olanak tanıdı.
Bir Balkan Yolculuğu topluluğu, ayırt etmeden balkanların her bölgesinden halk türküleri yorumlamaktadır. Grubun soundu, eski Osmanlı coğrafyasının batı bölgelerindeki şehir müziği geleneklerine dayanmaktadır.
Repertuarında hem eski köy türküleri, hem de balkanlardaki büyük şehirlerde doğmuş ‘şehir şarkıları’ bulunan topluluk için enstrümantal dans müziklerinin de özel bir yeri var.
Bir Balkan Yolculuğu topluluğu çekirdek kadrosuyla (Muammer Ketencoğlu, Sumru Ağıryürüyen, Brenna McCrimmon, Cevdet Erek ) 1997 -2000 yılları arasında verdikleri konserlerde seslendirdikleri şarkılardan bir albüm yayınladılar.
Eylül 2001′de AYDE MORİ adıyla yayınlanan bu çalışma, balkanların her yanından halk şarkıları ve melodileri içermektedir.
MUAMMER KETENCOĞLU
Akordeon ustası Muammer Ketencoğlu Türkiye’de çağdaş sanatçılar arasında Rebetiko, Batı Anadolu Folklorü ve Balkan müziğinde en tanınmış isimdir. Ketencoğlu, geleneksel müzik alanında dünya ölçüsünde oluşturduğu kariyeri ile uluslararası düzeyde aranan bir sanatçı haline gelmiştir.
1964′te İzmir’de doğdu. Öğrenim gördüğü körler okullarında iyi bir müzik eğitimi aldı. Akordeon, piyano ve bateri çaldı.
İlk albümü “Sevdalı Kıyılar”ı 1993′te yayınladı. Batı Anadolu geleneğindeki zeybek havalarından oluşan albümü “Karanfilin Moruna”yı Nisan 2001′de, Bir Balkan Yolculuğu Topluluğuyla kaydettiği “Ayde Mori”yi Eylül 2001′de, ”Balkan Yolculuğu” albümünü ise Temmuz 2007’de dinleyiciyle buluşturdu. Eski İzmir’den Türk, Rum ve Yahudi türkülerini içeren, pek çok konuk sanatçının katıldığı“İzmir Hatırası” adlı albümünü Aralık 2007’de yayınladı. Sanatçı çeşitli müzik geleneklerini kapsayan seçkiler de hazırladı: “Rebetika” ve “RebetikaII “ adlı rebetiko seçkileri 1994 ve 1996 yıllarında yayınlandı. Ermeni, Gürcü, Azeri ve Orta Asya geleneksel müziklerini içeren dört ayrı kasetten oluşan ve etnomüzikolog kimliğini ortaya koyan “Halklardan Ezgiler” dizisini 1995′te yayınladı. Köklerini Doğu Avrupa geleneksel müziğinden alıp Amerika’da gelişen Klezmer müziği ile ilgili seçkisi “Klezmer Müziğinin Öncüleri” ise 1995′te dinleyiciyle buluştu. Eylül 2007’de yayınlanan ve Lozan Mübadilleri Vakfı tarafından yapılan alan kayıtlarından oluşan “Belleklerdeki Güzellik: Mübadele Türküleri” adlı kitap- cd çalışmasının cd editörlüğünü yaptı.
1996′dan başlayarak hem Ege’den Türkçe ve Rumca halk türküleri, zeybekler ve İzmir tarzı rebetikolar icra ettiği “Muammer Ketencoğlu ve Zeybek Topluluğu”” hem de “Bir Balkan Yolculuğu Topluluğu” ile Türkiye’de ve yurt dışında pek çok etkinliğe katıldı. 2005 yılında eşzamanlı yürüttüğü projelerine bir yenisini ekledi ve Anadolu’dan kadınlara özgü gizli kalmış kültürü ortaya koyan kadın ağzı türküleri seslendirmek üzere “Muammer Ketencoğlu ve Kadın Sesleri Topluluğu’nu kurdu.
Çeşitli belgeseller ve tiyatro oyunları için müzik yaptı. Çeşitli uluslararası toplama albüm projelerinde eserleri yer aldı.
Dünyanın her yanından geleneksel müzikle ilgili yazıları değişik gazete ve dergilerde yayınlanan sanatçı, 1995’ten bu yana her hafta Açık Radyo 94.9′da “Tuna’nın Beri Yanı” adlı programı hazırlayıp sunmaktadır.
SUMRU AĞIRYÜRÜYEN
1959′da Ankara’da doğdu. Boğaziçi Üniversitesi İdari Bilimler Fakültesi Sosyoloji bölümünü bitirdi. Üniversite yıllarında tiyatro, tiyatro müziği ve özellikle koral müzikle ilgilendi. Bir yandan yayıncılık (çevirmen, redaktör, editör, TV metin yazarlığı) yaparken bir yandan da müzikle ilgilenmeye başladı. Şan, armoni, solfej dersleri aldı. İstanbul Gelişim Orkestrası bünyesinde kurdukları vokal grubuyla çok sayıda profesyonel kayıt ve performansa katıldı.
1983′te bir çok sanatçı ile ‘Mozaik’ grubunu kurdu. 1985′te gruptan ayrılarak çeşitli lokallerde ikili üçlü gruplarla müzik yaptı; konser ve performanslara katıldı. Bir çok grup ve sanatçının albümünde sesi ve mandoliniyle yer aldı (Yeni Türkü, Bulutsuzluk Özlemi, Ezginin Günlüğü, Mehmet Güreli, Sertab Erener, Kumdan Kaleler vb.).
Sumru Ağıryürüyen 1993′ten bu yana Muammer Ketencoğlu ile de konserler vermektedir. Başlangıçta ‘Yeryüzünün Yedi Rengi’ konserleri bağlamında başlayan çalışma giderek ivme kazanmış ve ikili repertuar oluşturmaya yönelmiştir. Özellikle Balkan şarkılarından oluşan bu repertuarda Yunanlı besteci Manos Hadjidakis şarkıları da ayrı bir bölüm olarak yer almaktadır. Yurtiçi ve yurtdışı bir çok konser gerçekleştiren ikili, Brenna McCrimmon’un da katılımıyla Bulgaristan’daki konserinde Penka Pavlova’ya eşlik etmiştir.
Repertuarında çok çeşitli dillerdeki halk şarkıları, tiyatro müzikleri, protest, rock, caz gibi çeşitli türler bulunan Sumru Ağıryürüyen, bir yandan da farklı ses arayışlarına yönelmiştir. Bu çerçevede ‘Nekropsi’ grubu ve ‘Serdar Ateşer’ gurubunda sesi ve mandoliniyle çalışmalarını sürdürmektedir.
AYTUNÇ NEVZAT MATRACI
1957′de Makedonya’dan göç eden bir ailenin en küçük çocuğu. 1963 Manisa doğumlu. Müzikle ortaokulda blok flüt aracılığıyla tanıştı. Arkadaşlarını davul zurna ile askere uğurlarken profesyonelliğe ilk adımını attı. Mahallesinde kurduğu Göçmen Bandosunda klarnet çalarak tecrübesini arttırdı.1985 yılında İzmir Büyükşehir Belediye Bandosu’na girdi.Türkçe ve Makedonca halk şarkıları seslendirdiği kaset ve CD’ler yaptı.
RAHMİ GÖÇMEN
1975′te Susurluk’ta doğdu. Çocuk yaşta akrabalarıyla düğünlerde müzik yapmaya başladı. 1993′te İstanbul’a yerleşti. Kısa sürede vurmalı çalgılardaki performansıyla özel bir yer edinerek stüdyo kayıtlarında çalmaya başladı.
Bugün yurt içi ve dışında çeşitli sanatçılara konserlerde eşlik ederken ‘Bir Balkan Yolculuğu Grubu’nun vazgeçilmez elemanlarından oldu.
Daha önce yayınladığımız “Wintersongs“, “Nectar” , The Vine” , “Cathedral Concert” ve “The Rusalka Cycle” adlı beş albümden sonra Doğu Avrupalı kadınların oluşturduğu vokal müzik grubu Kitka’nın bu kez “Nectar” ve The Vine” adlı iki albümüne daha yer veriyoruz. Balkan ve Slav (Rusya, Bulgaristan, Makedonya vb) ülkelerinden seçilmiş otuzüç halk şarkısını aşağıdan online dinleyebilirsiniz.
Kitka Kadınları – Nectar (albüm içeriği)
01-Vdol Po Rechenke (Russia) (2:45)
02-Malo Selo (Bulgaria) (2:01)
03-Tsintsharo (Georgia) (4:41)
04-Ah Razpasledni Raz Devchonechka (Russia) (1:28)
05-Stoinole Stokole (Macedonia) (2:01)
06-Hopp Ide Tisztan (Hungary) (3:40)
07-Vchera Se Zheni Mlad Stoyan (Bulgaria) (6:01)
08-Shto Mi E Milo (Macedonia) (5:48)
09-Szerelem Szerelem (Hungary) (1:44)
10-Ogreyala Mesechina (Macedonia) (2:31)
11-Miskolc Felol Hidegen Fuj a Szel (Hungary) (3:31)
12-The Eastern Wind (0:43)
13-Tikho Nad Richkoyu (5:07)
14-Bratets Kosi (2:07)
15-Predite Prelye (2:28)
16-Ay Mori Milke (2:50)
17-Yofcharche Mlado (4:01)
Özelikle 2 ve 4. şarkıyı dinlemeden geçmeyiniz
“The Vine”
Play all tracks as an m3u audio stream (or xspf, ogg, mp3 file)
01-Leskoviq Benet Pazar (Albania) (3:29)
02-I Mori Mikja Jano Lepa Jano (Bulgaria) (2:52)
03-Zhuravlyky Odletily (Ukraine) (3:07)
04-Ne Po Pogrebu Bochonochek Kataetsja (Russia) (2:04)
05-Cantec De Leagane (Romania) (5:14)
06-De Szeretnek Az Egen Csillag Lenni (Hungary) (4:26)
07-Zaspo Janko (Croatia) (2:42)
08-Shen Khar Venakhi (Georgia) (4:10)
09-Tjeraj Mala Ovce Preko Brega (Bosnia) (2:52)
10-Kak Ivan-to Hodit-Brodit (Russia) (4:09)
11-Lavnana (Georgia) (1:36)
12-Mershkvaris Simghera Rim-Ti-Tairi: (Georgia) (3:52)
13-Po Polju (Russia) (1:38)
14-Pustono Ludo I Mlado (5:34)
15-Ya Ti Postilam (4:24)
16-Vetar Vee (3:23)
İrlanda doğumlu olup California’da yaşayan Diana Rowan klasik müzik eğitimi almış. Asıl olarak harp (arp) çalmakla beraber klasik piyano’da da oldukça başarılı. Balkan ve Orta Doğu’dan da etkilenen sanatcı parçalar arasında değişen geleneksel doğaçlama ile de dikkat çekiyor. Sanatçının solo kayıt yaptığı Panta Rhei – Celtic and Mediterranean adlı Keltik ve Akdeniz müziklerinden oluşan albümü aşağıdan dinleyebilirsiniz.
Harp/Arp, en eski telli çalgılardan biridir. Bir yayla ok atılırken gerilip bırakılan yay kirişi bir tınlama sesi çıkarır. Tek telli olan yaya değişik uzunluklarda teller ekleyip onların gerginlikleriyle oynayarak değişik sesler çıkarıldı. Sonraları sesi yükseltmeye elverişli bir gövde (tını kutusu) eklenince gerçek bir çalgı yapılmış oldu. Bunlardan geliştirilen ilk çalgılardan biri “lir” di. Yunanlılar ve Romalılar çok yaygın olarak kullandıkları lir’i tanrı Apllon’un boş bir kaplumbağa kabuğuna teller takarak yaptığına inanıyorlardı. Orkestralarda kullanılan dik konuma tutulan arp, çağdaş orkestra çalgıları arasında telleri yalnızca parmakla çekilerek çalınan tek çalgıdır. Arpın 47 teli ve yedi pedalı vardır. Pedalların yardımıyla tellerin sesi değiştirilebilir. Bu pedallar üç ayrı konuma getirilebilir. Böylece bir nota diyez ve bemol olabilir. Notaları birbirinden ayırabilmek için notalara çeşitli renkler verilir; do telleri kırmızı, fa telleri ise siyah mavi veya koyu mavidir.
Diana Rowan Panta Rhei – Celtic and Mediterranean Music for Harp
Total time: 54:29 Release date: 6/16/09
01-O Voskos (3:34)
02-Fig for a Kiss:The Butterfly:Drowsy Maggie (3:39)
03-The War & Peace Set- Otan Mou Eipen:Ma Na Vu (4:13)
04-The Celtic Sonata- The Star of Munster:Cremonea:Glenlivet (4:52)
05-La Rosa Enflorece:To Rinaki (6:43)
06-When I Open My Eyes (3:14)
07-The Sea Set- Arran Boat:Thalassaki Mou (5:19)
08-The Love Set- Yo m’enamori d’un aire:Buciumeana:The Wedding Song (6:08)
09-The Cathedral Set- Lo Yisa Goi:Kol HaN’shamah:Ablakomba (3:51)
10-The Teasing Set- Garifalia:Mia Papadia (2:05)
11-Chi Mi Na Morbheanna (3:21)
12-Grainne’s Set- Flying to the Fleadh:Glass of Beer (3:39)
13-The Holy Trinity- Wayfaring Stranger:Rosa das Rosas:Sinner Man (3:51)
Romanlar veya halk arasındaki tabirle Çingeneler Hindistan’ın Pencap-Sind nehir havzası boyunca Pakistan ve Afganistan’ın da içinde bulunduğu bölgelerden 1050 civarında İran ve Anadolu üzerinden dünyaya yayılmış Hint-Avrupa kökenli halkın adıdır. Roman halkının vatanlarını neden terketmek zorunda kaldıkları bugün bile yanıtsız kalmakla beraber günümüz tarihçileri içerisinde yaygın olarak kabul edilen teori; Mahmut Gazi’nin Sindh ve Penjap’ı işgali sırasında 500.000 Hintliyi esir aldığı bilinmekte olup, Hindistan’ı fetheden Müslümanların, Romanları köle olarak alıp ülkelerine götürülmesi olduğudur.
Günümüzde Romanlar dünyanın dört bir yanına dağılmış olarak yaşarlar. Büyük bölümü Avrupa’nın güney kesiminde toplanmıştır. 19. yy.ın sonlarına doğru Kuzey Amerika’ya da göç etmişlerdir. Ancak büyük bölümü yaşadıkları ülkede değişik adlarla anılsada gelenek, göreneklerini ve topluluklarının yönetim biçimlerini korumuştur.
KARIŞIK / ETNİK / ÜLKE MÜZİKLERİ – GELENEKSEL ÇİNGENE MÜZİĞİ
Türü: Ülke Müzikleri Yapımcı: Ares Stüdyo/Konser: Stüdyo
Parça Listesi, Amari Szi Amari – Hungary, Tcai Shukaire – Bulgaria, Poljuscka Polye – Russia, Sutka, Zurna Oro – Macedonia, Bambi Saidi – Egypt, Konfetki Baranoçki – Russia, Ederlezy – Yugoslavia, Amsafar – Romal – Rajasthan, Cristo – Spain, Usti, Usti – Macedonia, BEsena Rovena – Albania. Saeto – Spain, Dvye Gitara – Russia, Keçka Çau Reş e Merke Avdal
Dünyanın en renkli göçebe topluluklarından biri olan Romanlar Türkiye’de yoğun olarak Trakya’da, Çanakkale, Edirne, Düzce, Tekirdağ ve İstanbul yaşar.
Sanıldığı gibi romanları diğer insanlardan ten rengi, ırksal özellikler ya da dil ayırmaz. Esmer romanlar kadar beyaz tenli ya da sarışın Romanlar da vardır. Farklı ırklara mensup, farklı diller konuşan Roman grupları da vardır. Ama tüm Romanların ortak özelliği atalarının binlerce yıl boyunca göçebe zanaatçılıkla geçinmiş olmalarıdır. Bugün birey olarak bir Roman hangi mesleği yapıyor olursa olsun, insanlığın ilk zamanlarında atalarının göçebe zanaatçı olması onun da Roman toplumuna ait olduğunu gösterir.
Roman sözcüğü yerleşik düzeni olmayan göçebe insanları çağrıştırır. Oysa Romanlar’ın çok azı günümüzde göçebedir. Bazıları kendi istekleriyle göçebeliği bırakmış, yaşadıkları ülkenin yaşam biçimini benimsemişlerdir. Roman olmayanlarla evlenen Romanlar da vardır. Bazı ülkelerde de yerleşik yaşama zorlanmış, soykırıma uğramışlardır.
Yarı göçebe, yarı yerleşik bir topluluğun sayımının yapılması güç olduğu için Romanlar’ın kesin nüfusu bilinmemektedir. Bununla birlikte bugün dünyada 3-4 milyon dolayında, Türkiye’de ise 750.000 dolayında Roman olduğu tahmin edilmektedir.
Nisan 1971′de, Romanlar’ın sorunlarını tartışmak üzere Londra yakınlarında ilk Uluslararası Roman Kongresi toplanmış olup bu kongreye atfen, 1990′dan itibaren 8 nisan Dünya Romanlar Günü olarak kutlanmaktadır
Dilleri
Romani Hint-Avrupa dil ailesinin Hint-İran kolundan olup Sanskritçeyle benzerlikler göstermektedir. Romanlar kendilerine Rom derler. Rom, Çingenece’de (Romani dili) erkek ya da koca anlamına gelir. Bu dilin, eski ve artık ölü bir Hint dili olan Sanskritçeden (diğer Hint dilleri gibi) türediğinden sanılmaktadır. Bununla birlikte sözcük dağarcığında Yunanca, Türkçe ve Farsça sözcükler de vardır. Anayurtlarının Hindistan olduğu sanılmakla birlikte, Romanlarîn kökeni hâlâ tartışma konusudur. Tarihleri ile ilgili kayıt yoktur. Çoğu, yaşadıkları ülkenin dilini konuşur. Romanca ile yaşadıkları yörede konuşulan dilin karışımı bir lehçe konuşanlar da vardır. Örneğin, Fransa’dakilerin bir bölümü ve Almanya’daki Romanlar Romani ve Almanca karışımı bir dil konuşurlar. İngiltere ve Fransa’dakilerin başka bir bölümünün ise İspanyolca ile karışık bir lehçesi vardır. Bundan dolayı Roman Dili konuşulduğu yerlere göre farklılıklar gösterir. yerleşik bölgelerde dili o yöreye göre meğil vermiştir